Delhi, Hindistan

0
228
Okunma

Delhi ‘ye gelmeden önce Mumbai’de 1 hafta geçirmiştik ve ardından bisikletlerimize atlayıp Goa’ya doğru yola koyulmuştuk. Turumuzun en ilginç zamanlarını da bu bisiklet yolculuğumuz sırasında yaşamıştık ve başımıza gelenler yüzünden daha fazla dayanamayıp yolun yarısından sonra artık trene binmiştik. Merak edenler bisiklet yolculuğumuza buradan ulaşabilir. Delhi’ye gelişimiz de ne yazık ki bundan daha farklı olmadı. Goa’da bir hostelde gönüllü çalışarak geçirdiğimiz 2 ayın ardından önce 35 saatlik bir yolculuk yaptık Delhi’ye. Tam yolculuk bitti, kurtulduk derken trenden iner inmez bisikletlerimizi çalmaya çalışan bir görevli ile uğraşmamız gerekti. Bunun hikayesine de buradan ulaşabilirsiniz. Her şey bitti, bu sefer de tüm bunların üzerine bizi misafir edecek olan çocuk garip davrandığı için evinden kaçmamız gerekti. Onun hikayesi de burada. Yani anlayacağınız Delhi’ye ayak basar basmaz Hindistan’ın kaosu bizi kucakladı. Kendimize gelip şehri gezmeye başlamamız ise 1-2 günümüzü aldı.

DELHİ’DE TOPLU TAŞIMA VE TAKSİ

hindistan-sokaklari

Delhi’de en kolay ulaşım için her büyük şehirde olduğu gibi metro kullanmanızı öneriyoruz. Metrolar için metro kartı ve jeton edinebilirsiniz. Jeton fiyatları kişi başı 20 Rupi civarı. Yine ucuz olarak kullanılabilecek otorikshavlar yani tuktuklar var. Yalnız bu otorikshavcı abiler genelde turistleri çok kazıklamaya çalışıyor. 20 Rupi’lik mesafeden 150 Rupi almaya çalışıyorlar. Kazıklanmak istemiyorsanız bunlara binmeden önce şöförü taksimetreyi açmaya ikna etmeye çalışın. İkna olmazsa da pazarlık yapın. Otorikshav taksimetresi Delhi’de 25 Rupi’den başlıyor ve daha sonra yaklaşık 0,80 Rupi olarak artıyor. Biz kabaca kilometre başına 10 Rupi olarak hesaplıyoruz. Yani 4 kilometre gidecekseniz 40 Rupi’de anlaşabilirsiniz. Eğer sürücü olmaz diyorsa da hiç korkmayın, milyar milyor tane tuk tuk var. Başka birine binersiniz.

Taksi kullanacaksanız mutlaka telefonlarınıza Uber ve Ola indirin. Burada en çok kullanılan uygulamalar bunlar ve bunlar olmadan taksi kullanan insan sayısı çok az. Bu uygulamalar sayesinde mesafe ücretini yaklaşık olarak görebiliyorsunuz ve yolculuk sonunda ödeyeceğiniz tutar telefon ekranında çıkıyor. Haliyle kazıklanma ihtimaliniz yok denecek kadar az ve sorunsuz seyahat edebiliyorsunuz.

DELHİ’DEN TRENE BİNMEK

Hindistan çok geniş bir tren rayı ağına sahip. O yüzden trene binmek başlı başına bir mesele. Delhi’de trene bineceğiniz zaman çok dikkatli olun. Şehirde 3 tane istasyon var. İstasyonların kodları farklı. Telefon uygulamasında bilet baktığınızda trenlerin önünde kodlar bulunuyor. Bu kodlar tren istasyonlarına göre farklı. Aman yanlış istasyona gitmeyin.

DELHİ’DE GEZİLECEK YERLER

Delhi büyük bir şehir olması sebebiyle gezilecek de onlarca yer var. Old Delhi, Chadni Chowk, Rajiv Chowk, India Gate,  Akshardam Tapınağı, Kutub Minar bunlardan yalnızca birkaçı. Biz de aşağıda ziyaret ettiğimiz yerlerden bahsettik.

Chadni Chowk ve Old Delhi Sokakları

Old Delhi Delhi’nin görülmeden dönülmemesi gereken yerlerinden biri. Chadni Chowk metro istasyonunda inerek küçük sokakların arasındaki pazarlarda dolaşabilir, yürüme mesafesindeki Eski Delhi sokaklarını gezebilirsiniz.

Jame Mescid

jame-mescid

Bu mescit Eski Delhi’nin Müslüman mahallesi tarafında yer alıyor. Zaten insan kalabalığını izleyerek ne tarafa gitmeniz gerektiğini kolayca çıkarabilirsiniz. Mescide giriş ücretsiz. Fakat eğer içeriye kamera, telefon gibi görüntü alınabilecek şeylerle girmek istiyorsanız 300 Rupi kadar ödeme yapmanız lazım. Bazı kapı görevlileri bunu turistleri soymak için güzel bir bahane olarak görüyorlar. Arkalarında kocaman yazan direktifler olmasına rağmen girerken turistlerden para istiyorlar. Bir de pişkin pişkin kuralları oku diye tabelayı gösteriyorlar. Tabelayı okuduğunuzda girişin ücretli olduğuna dair bir şey yazmadığını görüp itiraz etseniz de nafile. Güvenliğe şikayet ettiğinizdeyse durum değişmiyor. Güvenlik de kafasını sallayıp gülümseyerek girişin ücretli olmadığını, bedava girebileceğinizi, kapı görevlisi adına üzgün olduğunu söylüyor. Fakat aktif olarak yaptığı bir şey yok.

Red Fort

red-fort

Kalenin yapımında kullanılan tuğlaların hepsinin kırmızı olmasından dolayı ‘Kızıl Kale’ olarak anılan Red Fort Eski Delhi’nin en büyük yapılarından biri. İçeri girişler ücretli olduğu için biz kalenin bahçesinde dolaşmakla yetindik.

Sikh Tapınağı

sikh-tapinagi

Sikh inanışı Hindistan’da türemiş olan inanışlardan biri. Basitçe Sikh inanışı ibadeti, eşitliği ve dürüst yaşamayı temel almış inanışlardan. Aynı zamanda Sikhlerin Hindistan tarihi içinde savaşçı bir toplum olma özellikleri de var. Sikh erkeklerini kolayca ayırt edebilirsiniz. Erkekler başlarına türban sararlar, özel bir tür bilezik takarlar ve sakallarını kesmezler. Artık tesadüf mü bilmiyoruz ama Hindistan’da karşılaştığımız bütün Sikhler muazzam insanlardı. Hepsi son derece güleryüzlü ve yardımseverdi.

Eski Delhi’deki en güzel yapılardan biri de bu Sikh tapınağı. İçeriye girmek için kafanızın kapalı olması yeterli. Üzerinize şort, kısa kollu olabilir. Ne giydiğinizin bir önemi yok. Kafanızı kapatacak bir şeyiniz yoksa kapının önünde güleryüzlü bir amca size bu konuda yardımcı oluyor ve tapınağın örtüleri ile başınızı kapatıyor. İçerisi muazzam güzellikte bir yer. Birisi hutbe okuyor, insanlar oturup dinliyor. Aynı zamanda ihtiyaç sahipleri için bedava yemek dağıtılıyor.

 Rajiv Chowk

Delhi’nin en işlek yerlerinden biri de Rajiv Chowk. Aynı isimdeki metro durağında inerek buraya gelebilirsiniz. Posta ofisi, alışveriş yapılacak mağazalar, kafeler, restoranlar, oteller, hosteller, turistler için tur merkezleri her şey var burada.

India Gate

india-gate

Metronun Central Secretariat durağında inerek Hindistan Kapısı’na ulaşabilirsiniz. Hindistan Kapısı’na sırtınızı verip cadde boyunca uzun uzadıya yürüdüğünüzde bakanlıklara ve başkanın evine ulaşılıyor. Bu yüzdendir ki buralar Hindistan’ın en temiz yerlerinden. Cadde boyunca etraf çimlerle ve ağaçlarla dolu. İnsanların çimlerde oturduğu, piknik yaptığı hoş bir görüntü hakim.

bakanliklar

Nizamuddin Dergah

Delhi’de evinde misafir olduğumuz Hindu arkadaşımız mutlaka görmemiz gerektiğini söyleyerek bir akşam planına burayı da dahil etti. Söylediğine göre perşembe akşamları Sufi müziği yapılıyordu ve çok keyifliydi. Metrodan inip sokaklarda biraz yürüdükten sonra üstü kapalı, labirent gibi, sağlı sollu dükkanların olduğu, kalabalık yüzünden zor yürünen ufak bir pazara girdik. Dergahın bulunduğu bölge Müslüman bölgesi olduğu için sokaklarda yapay ve ağır bir gül kokusu hakimdi. İnsanların giyimleri direk olarak değişiyordu. Dükkanların hepsinde tespih, takke ve plastik tabaklarda gül yaprağı satılıyordu. 10 dakika yürüdükten sonra dergahın girişinde ayakkabılarımızı çıkardık. Aslında sağlı sollu dükkanlar 20 Rupi yani 1 Lira karşılığında ayakkabıları emanet alıyordu ama biz ayakkabılarımızı poşetleyip çantamıza koyduk.

nizamuddinBaşımızı da örttükten sonra dergaha girdik. Müslüman bir ülkede büyümüş insanlar olarak dünyanın en ilginç yerine girdiğimizi söyleyebilirim. Büyükçe bir avluya açıldı kapı. Yerler mermerdi, her yerde gül yaprakları vardı. Etrafa çürümüş gül yapraklarının da karıştığı çok kötü bir koku hakimdi. İnsanlar yerlerde oturuyordu. Mermer zeminde bazı çıkıntılar vardı. Bu çıkıntıların üzerinde Arapça bir şeyler yazıyordu. Hepsinin üstüne gül yaprağı serpilmişti. Avlunun ortasında türbemsi bir yerde insanlar duvarlara sürünüyor, ellerindeki eşyalarını sürtüyor ve gül yaprakları döküyorlardı. Diğer avluya ilerlerken sağımızda yol boyunca dilenen insanlar oturuyordu. Diğer avluda insanlar yerlere oturmuş, çember oluşturmuş bazı müzik aletleri çalıyorlardı. Burada küçük bir bölmede kadınların çığlıklarını duyunca şaşırıp hemen oraya yöneldik. Kadınlar mermer zemin üzerinde yatıyor, yuvarlanıyor, kafalarını sallıyorlar, yani kısaca hiç de normal olmayan şeyler yapıyorlardı. Ağzımız açık bakakaldık ve korkarak hemen oradan çıktık. O esnada onları bir çatının tepesinden izleyen 20’ye yakın turistin gözlerindeki şaşkınlığı tarif etmek mümkün değil.

Biraz daha vakit geçirdikten ve müziği dinledikten sonra geldiğimizden farklı bir labirentten çıktık. Bu yolda da her yerde dilenciler oturuyorlardı. Hem geldiğimiz yollar, hem bulunduğumuz yer, hem de döndüğümüz yollar inanılmaz korkunçtu, itiraf etmeliyim. Kendimi zaman zaman korku filminde hissettim. Korku ve şaşkınlıkla karışık bu deneyimi yaşamak istiyorsanız buraya mutlaka gidin. Girişler ücretsiz. Ama yeterince dikkatli değilseniz içeriye girdiğinizde yankesicilere cüzi bir ödeme yapmanız gerekebilir. İçerisi yankesici kaynıyor, aman dikkat.

Bir Cevap Yazın