35 Saatlik Tren Yolculuğu: Goa’dan Delhi’ye

0
511
Okunma

 Hindistan’ın en sık tercih edilen toplu taşıma aracı trenler. Bunun bir sebebi ucuz olması diğer sebebi de bu büyük coğrafyada çok büyük bir ray ağına sahip olması. Peki siz yaklaşık 1.900 km olan Goa Delhi yolculuğunuzu nasıl yapmak isterdiniz? Biz size öyle bir şey anlatacağız ki sonucunda bu yolculuğu nasıl yapmamak istediğinizden emin olacaksınız. Goa’dan Delhi’ye yaptığımız bu tren yolculuğunun bize öğrettiği en güzel şey “35 saat ne için harcanmaz” oldu. Evet tam tamına 35 saat süren bir tren yolculuğundan bahsediyoruz. Bakalım şimdi bu koskoca 35 saat nasıl geçmiş?

Hindistan’da tren yolculuğu yapacaksanız dikkat edilmesi gerekenleri buradan okuyabilirsiniz.

Hindistan Trenlerinde Bilet Ücretleri ve Bisikletler İçin Ek Ücret

Biz biletlerimizi yolculuktan yaklaşık 1 hafta kadar önce klimasız, düz sleeper dedikleri yataklı sınıfından aldık. Bunun için kişi başı 820 Rupi ödedik. Trenimiz gece 3’te Madgao’dan kalkacaktı. Trene bineceğimiz gün saat 11 gibi tren garına gittik. İlk iş bisikletlerimizi yük vagonuna vermek için yük kabul kısmına girdik. Burada biraz görevlilerle konuştuktan sonra biletlerimizin iptal edildiğini öğrendik. Nasıl olur falan derken olay açıklığa kavuştu. Meğer Hindistan’da bilet almak sandığımız kadar kolay bir iş değilmiş. Bekleme listesi diye bir şey varmış. Eğer trende yer yoksa da bilet satmaya devam ediyorlarmış ve bu durumda bilet aldığınızda biletiniz bekleme listesine alınıyormuş. Bu şu demek oluyor, eğer yer boşalırsa biletiniz geçerli ve onaylı bilet oluyor. Biz de bundan haberdar değildik. Bilet aldıktan sonra confirm olmadığı için biletimiz önce bekleme listesine düşmüş sonra da iptal olmuş. Yük kısmındaki görevliler sabah 8’de gişe açıldığında yeni bilet alabileceğimizi söyledi. Tabii bizim başımızdan aşağı kaynar sular döküldü. O gece orada kalmamız mümkün değildi. Çünkü tren garında uyumak zaten bir seçenek olmaktan çok uzaktı ve yakınlarda da kalabileceğimiz bir otel yoktu.

Gişede birilerinin olduğunu görünce hemen koştuk anlattık derdimizi. Gece 2’de başka bir tren olduğunu, ama yataklı sınıfta yer olmadığını, yatakların falan olmadığı genel sınıf dedikleri normal sınıftan bilet kesebileceğini söyledi. 440 Rupi vererek yeni biletlerimizi aldık. Bu arada eski biletlerin parası da birkaç gün sonra kartımıza iade edildi ama eksik iade edildi. Herhalde vergi kestiler.

Bisikletlerimiz için de bisiklet başı 750 Rupi ödeyerek yük vagonuna verdik. Bisikletlerin üzerlerine bilet bilgilerini yazdılar. Bize de bisikletleri teslim alırken vermemiz gereken bir kağıt verdiler. Bu kağıt olmadan bisikletlerimizi almamız mümkün olmadığı için de kaybetmememizi sıkı sıkı tembihlediler.

Hindistan’da Tren Yolculuğu

Bir kişi bisikletlerimizin yük vagonuna düzgünce koyduklarından emin olmak için bisikletlerin başında, kalanımız da yük vagonunun hemen yanında olacak vagonun hizasında trenin gelmesini bekliyoruz. Tren geldiğinde sadece 3-4 dakika durup devam edecek. Tren geldi. Bisikletler yük vagonuna koyuldu. Bir yandan da Michael ile birlikte bisiklet çantalarını alelacele diğer vagonun girişine yığdık. Vagonların girişlerinde tuvaletler olduğu için ortalık nasıl kokuyor tarif etmek mümkün değil. Hepimiz trene bindiğimizde şöyle bir etrafımıza baktık ki oturacak yer bulmak ne mümkün? Millet sadece koltuklarda değil, eşya raflarında, yerlerde oturuyor. Bir yandan da onca çantayı nasıl taşıyacağımızı düşünüyoruz. Hayır yer bulamazsak en büyük korkumuz o leş gibi tuvalet kokusunu 35 saat çekmek zorunda kalmak.

Gidip diğer vagonlardan birinde yer bulduk. Bulduğumuz yer aslında 6 kişilik ama 3 tane Hintli çocuk yolda giderken yayıla yayıla uyuruz gibi planlarla orayı bir fiil işgal etmiş. Ama yapacak bir şey yok. “Az öte kayın” der gibi çocukların yanına oturduk. Oturacak bir yer bulmuş olmanın sevinci yavaş yavaş uykumuz gelmeye başladığında uyuyacak yerimiz olmadığı için tatlı bir hüzne dönüştü. Bunun için de dahiyane bir çözüm bulduk. Uyumak icin nöbetleşmeye karar verdik. Üc kişilik koltukta önce iki kişi birbirimize yanaşıp diğerine yer açıyoruz. O kıvrılıp yatıyor. O uyanınca sırası gelen onun yerine geçiyor. Böyle bir sistem.

Trendeki Ortam

Hindistan’da trene binmeden tren yolculuğu yaptım demeyin. Ben oraya yatamam, ben buraya dokunamam, ben orada işeyemem diyen herkesin en az bir kere denemesi ve çaresizliğin insana neler yaptırabileceğini deneyimlemesi için son derece gerekli bir şey, inanın. Telefonunuzu çıkarınca etrafınıza doluşan koca koca adamlar mı dersiniz, pis yerlere sanki kendi yatağındaymış gibi yayılan mı dersiniz, treni bara çevirip sarhoş olana kadar içip sızan mı dersiniz, ne ararsanız var.

goa delhi
Yolculukta bize eşlik eden arkadaşımız Michael

Trendeki Tuvaletler

Tuvaletlerin durumunu bir örnekle açıklamamız gerekirse; biz çok fazla su içtiğimiz için trene binmeden önce yanımıza 8 litre su almıştık. Tuvaletlerin halini gördükten sonra tuvalete gitmemek için su içmedik. Bir kere tuvalete gitmem gerekti. İçerisi öyle kokuyordu ki, çıktığımda ağzıma bile dezenfektan jel dökmeyi düşündüm.

Yiyecek İçecek

Eğer Hindistan’da tren yolculuğu yapacaksanız yanınıza mutlaka ama mutlaka yiyecek ve içecek almalısınız. Trenlerde yiyecek satışı yapıyorlar ama hijyendenden önce ilk sorun baharatlar ve acı. Takdir edersiniz ki tuvalete gitmemek için su içmekten bile kaçındığınız bir durumda acı yeme riskini almak çok da mantıklı olmayabilir. O yüzden mutlaka yanınıza yeteri kadar yiyecek alın. Trenler bazı duraklarda 5-10 dakika durabiliyor ama bu duraklarda da bulabileceğiniz tek şey acılı Hint yemeği. Bazen atıştırmalıklar da satıyorlar ama midenizi seviyorsanız çok yanaşmayın deriz.

İndikten Sonra Başımıza Gelenler

goa delhi

Trende yaşadıklarımızdan sonra Delhi’ye geldiğimizde kocaman bir oh çektik. Trenden inip çantalarımızı bir köşeye dizdik. Hemen yük vagonunun sorumlusuna gittik bisikletlerimizi almak için. Yük vagonuyla ilgili bilgi vermek gerekirse, bu vagonun başında bir görevli bekliyor. Yük vagonunun kapısı mühürlü. Yükler trene verilirken iniş yapılacağı bildirilen duraklar dışında yük vagonunun mührü açılmıyor. Biletle birlikte verilen belge olmadan da yükler teslim edilmiyor. Neyse gittik, belgeleri gösterip adama söyledik bisikletlerimizi teslim almak istediğimizi. Bu arada adam İngilizce bilmiyor ama gardan bir görevlinin gelip mührü açacağını söylediğini düşündüğümüz hareketlerle bize derdini anlatıyor. Biz de tabii normal olarak o görevlinin gelmesini bekliyoruz. Aradan yaklaşık 15 dakika geçince hafiften adamdan kıllanmaya başladık. Gidip adama tekrar sormamızla adamın trene gitmesini işaret eden yeşil bayrak sallaması bir oldu. Biz bir yanda şaşkın gözlerle hareket etmeye başlayan treni izliyoruz bir yandan da “What the fuck are you doing?” diye haykırıyoruz.

Bisikletlerimizi Kurtarışımız

Tren biraz hızlanmaya başlayınca başladık trenin peşinden koşmaya. Cebimizden çakımızı çıkardığımız gibi yük vagonunun mührünü kestik ve kapıyı araladık. Hal böyle olunca adam da treni durdurmak zorunda kaldı. Biz adamı dövmekle öldürmek arasında gidip gelirken millet etrafımıza doluştu, polis geldi. Fakat onlar da İngilizce bilmiyordu. Derdimizi anlayan birinin gelmesi bir 15 dakika daha sürdü. Bu arada bisikletlerimizi iç etmeye çalışan görevli de mührü kesmemiz konusunda oldukça içerlemiş olacak ki dayak yeme tehlikesi olmadığını hissettiği anda vagondan dışarı çıkıp fotoğraf çekiyor. Biz bunun dışarıda olduğunu fark edip üstüne yürüyünce de vagonuna geri kaçıyor. Neyse ki adamı yakalayamadan İngilizce bilen iki polis geldi, kağıdımızı gösterdik. Polisler görevliye kızdıktan sonra bisikletlerimizi verdiler. Delhi’ye ilk gelişimiz de böyle olaylı oldu.

Bir Cevap Yazın