Mahsa Torabi: İran’ın Fark Yaratan Kadın Hakları Savunucusu

0
645
Okunma

For English click here

Aslında bu yazıyı kadınlar gününde yayınlamak istiyorduk ama bazı teknik aksaklıklar nedeniyle bugüne kaldı. İran’da kaldığımız süre boyunca birbirinden güzel insanlar tanıdık. Bu insanlar arasında dünyayı değiştirmeye çalışan, kendine duyduğu inançla kimseye minnet etmeden fark yaratanlardan birini tanıma fırsatımız oldu. Size attığı adımlarla dünyanın daha güzel bir yer olmasına katkıda bulunan bir kadından bahsetmek istiyoruz. İran “I Run Iran” ismindeki ilk maratonuna ev sahipliği yaptığında ne yazık ki İranlı kadınların yarışa katılma şansı yoktu. Belki aranızda daha önce ismini duyanlar olmuştur. Mahsa Torabi bu yasağa rağmen koşup yarışı tamamladı.

Mahsa şu an Free To Run organizasyonunun İran elçisi. Kendisi koşucu, bisikletçi ve dağcı. Yaşadığı ülkede, baskılara rağmen bunları yapabilen bir avuç kadından biri ve başka kadınların da hayata katılabilmesi, aynı imkanlardan faydalanabilmesi için elinden geleni yapıyor. Kendine olan inancı ve inandığı şeye verdiği emek sayesinde kadın hakları konusundaki çalışmalarını farklı alanlarda da sürdürüyor ve onlarca kadına destek olup, güç veriyor.

Biz Mahsa’yla Tahran’da bizi misafir eden arkadaşımız Ensie’nin daveti üzerine katıldığımız Damavand Dağcılık ve Bisiklet Klubünün toplantısında tanışma fırsatı yakaladık. Şansımıza sorularımıza cevap vermeyi de kabul etti. Belki birilerine ışık olur, umut verir diye merak ettiklerimizi sorduk.

Merhaba Mahsa, bize biraz kendinden bahseder misin?

İsmim Mahsa Torabi. 43 yaşındayım. (En fazla 30 görünüyor!) En büyük hobim spor yapmak. Dağ ve kaya tırmanışlarına 40 yaşında başladım. Ayrıca bisikletçiyim. İlk bisiklet turumu 12 sene önce İran’da hiçbir kadının bisiklet süremediği zamanlarda yaptım.

Şu anda İpek Yolu ile ilgili bir proje hakkında çalıştığını duydum. Bize biraz bundan bahseder misin? Neden İpek Yolunu seçtin?

Evet. Alireza ile birlikte İpek Yolu hakkında bir proje yürütüyoruz. Belgesel diyebiliriz. İpek Yolu’nun bağlantılarını tespit ediyoruz ve GPS’e kaydediyoruz. Şimdiye kadar kaşık, taker gibi birçok tarihi şey bulduk. Şu an İran’da tek bir kısım kaldı. Onu da bitirdiğimizde diğer ülkelerdeki kısımlara geçeceğiz.

İpek Yolu’nu seçtim çünkü bu benim çocukluk hayalimdi. Çocukken babama gidip “Babacığım ben Marco Polo olacağım!” demiştim. Babam aslında bir markette çalışıyordu ama aynı zamanda çiftçiydi. Çiftliğimizde hep İpek Yolu’ndan bahsederek büyüdük. Televizyonda Marco Polo’yu izlediğimde onun da İpek Yolu’nda seyahat ettiğini anladım ve hemen anneme koşup “Anne, bana Marco Polo’nun giydiği gibi bir elbise lazım” dedim. Annem de bana onunkine benzer bir elbise dikti. O günden sonra hep Marco Polo’culuk oynamaya başladım. 

Peki büyüyünce ne oldu?

Okulu bitirdikten sonra Tahran’a geldim ve işe girdim. Çalışarak geçen bir süre sonra bunun istediğim, ihtiyacım olan şey olmadığını anladım. Evet bir işim vardı ve para kazanıyordum ama bu beni tatmin etmiyordu. Kendimi düşünmeye başladım. O zamana kadar hep çalışmıştım. Hem ofiste hem evde sürekli çalışıyordum. Sonra durup çocukluğuma döndüm ve Marco Polo olmak istediğimi hatırladım!

Sonra ne yaptın?

Bir bisiklet dükkanına gittim ve bir bisiklet aldım. Satış görevlisi bisikletimi eve kolayca taşıyabilmem için bana bir taksi çağırabileceğini söyledi. Şaşırdım ve ona bisikleti süreceğimi söyledim. “Hayır, kadın olarak bisiklet sürmen iyi bir şey değil” diye cevap verdi. Bisikleti sürmek için aldığımı söyledim ve dükkandan eve kadar bisikletimle gittim.

Hatırladığım kadarıyla bisikletimi Pazartesi günü almıştım ve o Cuma günü tura çıktım. Gittiğim şehir çok uzak değildi. Tahran’dan 40 km uzaklıktaydı. Şehre girdiğimde polis beni durdurdu. Yabancı olduğumu zannettiler ve beni polis merkezine götürdüler. Orada İngilizce bilen bir asker gelip benimle konuşmaya başladı. Bir süre sonra nereli olduğumu sorunca İran diye cevap verdim. “Madem İranlısın neden İngilizce konuşuyorsun?” diye şaşırdı. “Çünkü sen İngilizce konuştun” diye cevap verdim.

Seni neden durdurdular ki?

Çünkü burası küçük ve dindar bir şehirdi. Ayrıca şehirde başka ülkelerden gelen çok fazla mülteci olduğu için biraz tehlikeli sayılabilirdi. Polisler bana Tahran’a geri dönmemi söylediler. Peki dedim ve sürmeye başladım. Bir süre beni takip ettiler. Bir yerden sonra artık takip edilmediğimi fark edince hemen görmek istediğim tarihi yerlere doğru sürdüm. Buraları gezdikten sonra şehre geri döndüğümde polisler beni tekrar gördü ve yine polis merkezine götürdüler. Onlara eğer bisikletime zarar verirlerse Tahran’daki gazeteleri arayacağımı söyledim. Bisikletime zarar vermek istemediklerini sadece bisiklet sürmeyeceğime dair onlara söz vermemi istediler. Tabi ki “Hayır, bisiklet süreceğim. Ayrıca bisiklet federasyonundan aldığım kartım var, iznim var, beni durduramazsınız” dedim.

Kadınlar için diğer şehirlerde bisiklet sürmek yasak mı? Yani demek istediğim neden bisiklet federasyonundan aldığın bir izne ihtiyacın var?

Şahsen benim izne ihtiyacım yok. İstediğim her yere gidebilirim. Ama asıl istediğim şey diğer kadınların da bunu yapabilmeleri için önlerini açmak. Bisiklet sürmek veya başka bir şehre gitmek yasak değil ama insanlar bunu anormal karşılıyor. Hatta bisiklet federasyonu bile. Bisiklet federasyonuna gidip lisans almak istediğimi söylediğimde kadınların başka şehirlere tura gitmelerinin yasak olduğunu söylediler. Lisansımı almak için pazarlık yaptım ve bu 3 ay sürdü. Yollarda kadın olarak yalnız olmanın, çadırda uyumanın tehlikeli olduğunu düşünüyorlar. 3 ayın ardından benim için bir lisans düzenlediler ve varsa kadın arkadaşlarıma söylememi, artık kadınlar için de lisans düzenleyeceklerini belirttiler. Lisansımı aldıktan sonra İran’da bisiklet turları yapmaya başladım.

Peki ya koşu? Kadınların maratonlara kabul edilmesinde çok önemli bir rol oynadın. Hatta, kadınların koşmasının yasak olduğu bir maraton koştun. Bize biraz anlatır mısın?

Evet. Aslında ben koşmaya bu sene başladım ve profesyonel bir koşucu değilim. Maratona katıldığımda koşmuyordum. Sadece katılmak isteyen kadınların önünü açmak için koştum. 

Bu ülkemizde düzenlenen ilk maratondu ve ne yazık ki kadınlar kabul edilmiyordu. Sadece İranlı kadınlar da değil, diğer ülkelerdeki kadınların katılması da yasaktı. Dünyanın her yerinden arkadaşlarım arayıp bir şeyler yapmamı, yarışa katılmak istediklerini söylediler. Yarışı organize eden kişi, Sebastian, İranlı değildi. Sebastian’a yazıp kadınların da yarışması için onay vermesini istedim. Bana sorunun onunla alakalı olmadığını, İranlı yetkililerin kadınların yarışmasına izin vermediklerini ve bu yüzden izin alamadığını söyledi. İran’daki yetkili yerleri arayarak durumu konuşmak istediğimde bana “Sen yaşadığın ülkenin İran olduğunun farkında değilsin herhalde.” dediler.

Biiskletle ilk tura çıkmak istediğimde de bana bunu yapamayacağımı söylemişlerdi. Ama yapıyorum. Aynı şeyi koşmak için de yapabileceğimi düşündüm. 1 ay sonra Sebastian beni arayıp yardımıma ihtiyacı olduğunu çünkü bu sefer sadece kadınlar değil erkeklerin de yarışamayacağını çünkü yetkililerin bu sefer de koşunun düzenlenmesine izin vermediklerini söyledi. Ona yardım etmek için İran acentası gibi bir şey oldum. Arkadaşım Ali Rıza ile birlikde federasyonla konuyla ilgili iletişime geçtik ve bir ay boyunca neredeyse her gün yanlarına gittik. Çünkü bu bizim için ve ülkemiz için önemliydi. Yetkililere de onlarca insanın ülkemize geleceğini, bu yarışın İran için önemli olduğunu söyledik. Nihayetinde koşunun düzenlenmesine izin verdiler ve bir anlaşma imzaladık. Fakat kadınların yarışmasına izin vermediler. Çünkü hava çok sıcak olacağı için kadınların koşuda sıcaklayıp baş örtülerini çıkaracağını düşündüler.

Koşudan üç gün önce Şiraz’a gittik. Her şey hazırdı. Federasyon yetkilisi de yanımıza geldi. Bize “Kusura bakmayın, artık burada koşu düzenleyemezsiniz” dedi. Şok olduk. Çünkü her şey hazırdı. Bütün düzenlemeler yapılmıştı. Dünyanın her yerinden onlarca insan koşuya katılacaktı ve nerendeyse Şiraz’daki bütün oteller doludyu. Federasyon yetkilisine şimdiye kadar pek çok kez yarışı değiştirdiklerini, sorun çıkarmadığımızı ama bunun kabul edilebilir olmadığını, anlaşmamız olduğunu söyledim.

Sabah yarış başlamadan 2 saat önce yarışın başlayacağı başlangıç noktasına gittim ve koşmaya başladım. Galiba saat sabah 5’ti. Koşarken beni bazı yetkililer gördü ve durdurup neden koştuğumu sordular. Onlara sadece kendim için koştuğumu, kendimi test ettiğimi, maraton için koşmadığımı zaten maratonun daha başlamadığını söyledim. Son derece sakin ve kibardım. Bana yiyecek ve su verdiler. 1 saat sonra gitmeme izin verdiler. Polis beni durdurduğunda onlarla kesinlikle tartışmıyorum. Her söylediklerine evet diyip sorun çıkarmamaya çalışıyorum ve kibarca ne düşündüğümü anlatıyorum. Çünkü kavga etmenin hiç kimseye bir faydası olmayacak. Eğer kavga edersem kadınlar için açmak istediğim o yolu asla açamam.

Peki ama neden seni 1 saat beklettiler?

Çünkü ben koşarken birçok kamera beni takip ediyordu. Herkes fotoğraf ve vide çekiyordu. İnsanların bunu fotoğraflamasını istemediler. Ama başarılı oldukları söylenemez çünkü internette her yerde koşarken fotoğrafım var. BBC de dahil birçok yerde de haber oldu.  

Hakkında bu kadar çok haber çıkınca ülkende hiç sorun yaşadın mı?

BBC’nin haberinden sonra hükümete ait gazetelerden biri benimle röportaj yapmak istedi. Ben de neden olmasın diyerek kabul ettim. Bana neden koştuğumu, hükümeti protesto edip etmediğimi sordular. Hükümeti protesto etmediğimi sadece barış için ve dünyaya Müslüman bir kadının 42 kilometre koşabileceğini göstermek için koştuğumu söyledim.

Öte yandan Kanada’dan, Almanya’dan ve Fransa’dan arkadaşlarım koşmamı mutlulukla karşıladılar ve yaratabileceği fark için çok heyecanlandılar. Bazıları beni İran’ın Katherine’i olarak çağırmaya başladı. (Kathrine Switzer, Boston Maratonu’nda koşan ilk kadın)

freetorun

Peki bu maratondan sonra ne oldu? İran’da kadınlar artık maraton koşabiliyor mu? 

Bu maratondan sonra yine İran’da ilk defa düzenlenen bir ultra maratona katıldım. Maratonu organize eden kişi İtalyandı ve kadınların yarışa katılması için izin almayı başarmıştı. Ne yazık ki yarışa katılan tek İranlı kadın bendim. Çünkü ultra maraton ülkemizde çok alışıldık bir şey değil. Yarış dünyanın en sıcak noktasındaydı ve 250 kilometreydi.

Bunun dışında bir keresinde Dünya Barış Günü için Tahran’daki Savaş Müzesi’nde başlayıp Barış Müzesi’nde son bulan 12 kilometrelik bir yarış düzenlemek istedim. İzin almak için 15 yere 15 ayrı dilekçe yazdım ama kimse cevap vermedi. Savaş Müzesi’nin müdürüne gittim ve ona konudan bahsettim. Daha önce yazdığımı ama kimsenin geri dönmediğini de ekledim. Ne istediğimi sordular. Barış gününde kadınlar ve erkekler olarak omuz omuza koşmak istediğimizi söyledim. Kabul ettiler. İzin alınca iki gün sonra bu rotada koştuk. Bunun sonrasında yine hem kadınların hem de erkeklerin katılabildiği başka bir yarış daha düzenledik. Şimdi de buz üzerinde koşmak için bir başka yarış düzenleyeceğiz.

Yaptığın şeyler ilham veriyor. Dünyada kadın haklarını savunmasına rağmen aktif olarak pek bir şey yapamayan onlarca kadın var. Çünkü aslında çoğumuz içten içe bir korku yaşıyoruz. Sen hiç korkmuyor musun? Ne bileyim mesela hapse atılmaktan?

Aslında hapse düşmeyi hiç düşünmedim bile. Çünkü ben asla savaşmıyorum. Polisle ve fikirlerimi sevmeyen herkesle sakince ve kibarca konuşuyorum. Onları anlamaya çalışıyorum ve sorun çıkarmadan kendimi ifade ediyorum.

Seni destekleyen binlerce arkadaşın olduğunu biliyorum. Biliyorsun aile biraz daha korumacı olan taraf olmuştur her zaman. Ailen yaptıkların hakkında ne düşünüyor?

Maraton koştuktan sonra babam beni aradı ve tebrik etti. Babam beni her zaman desteklemiştir. Hayalimden bahsetmiştim. Hayalimi gerçekleştirmek için gidip bisikletimi aldığımda babam da bisikletim için bir sürü şey alıp gelmişti.

Kendini feminist olarak görüyor musun?

Aslına bakarsan hayır. Ben bir feminist değilim. Ben sadece eşitlik için çalışıyorum.

Kadın haklarıyla ilgili başka alanlarda da çalıştığını ve bunun için diğer ülkeleri de ziyaret ettiğini duydum. Neler yapıyorsun?

Evet. Birlikte çalıştığımız bazı arkadaşlarım bana Afganistan’da kadınların günlük hayatlarında ne gibi zorluklar yaşadığından bahsedip oraya gitmemi istediler. Çünkü Afganistan ile dillerimiz aynı. Ve bu onlara yardım edebilmemiz için önemli bir etken. Bunları duyunca tabi ki gidip kadınları cesaretlendirmeyi, bilinçlendirmeyi istedim. Afganistan’daki bazı gençler kadın hakları konusunda yapılanları protesto etmek için sokağa gitmek istiyorlar fakat Afganistan’ın durumu düşünüldüğünde bu çok tehlikeli. Onlara yazdım ve protesto etmek için sokaklara gitmelerinin tehlikeli olduğunu, bu şekilde hiçbir şeyi değiştiremeyeceklerini, eğer değişiklik istiyorlarsa eğitimlerine devam etmeleri gerektiğini anlattım. Afganistan’a gittiğimde kadınlara dağcılık, bisiklet ve koşu hakkında bildiklerimi anlattım. Günlük hayata nasıl daha fazla dahil olabileceklerinden, kendilerini nasıl geliştirebileceklerinden bahsettim. Tabi ki her zaman ilk sırada eğitim yer alıyor. Eğitimden sonra ise ekonomik özgürlük. Bu yüzden okuyup, bir işte çalışmamız çok önemli.  

Sen sıradan bir insansın. Bunu biliyoruz. Ama değiştirdiğin şeyler olağanüstü. Kadın hakları için daha aktif çalışmak isteyen insanlara ne öneriyorsun?

Biraz klişe olacak ama öncelikle yapabileceklerine inanmaları lazım. Bu çok önemli. İnanan bir insanın yapabileceklerinin sınırı yoktur. Hayallerini gerçekleştirebilirler. Bu mümkün. Bunu yapabiliriz. Diğer önemli şey ise konuşmanın gücü. Hiçbir zaman tartışmasınlar, kavga etmekten kaçınsınlar. İnandıkları şey hakkında sakince konuşsunlar.

Mahsa’nın maratonda neden koştuğunu kendi kaleminden okumak için tıklayın.

Free to Run hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Mahsa’yı İnstagram’da takip etmek için tıklayın.

In English…

 A WOMAN WHO MADE A DIFFERENCE: MAHSA TORABI

mahsa-melike
Mahsa Torabi ve Melike

In fact this interview was meant to be special for International Women Day but due to some technical problems iwe couldn’t publish it. There is a woman who we would be happy to talk about. A woman who contribute to make the world a little better.

When Iran hosted its first marathon called “I Run Iran”, women were not allowed to compete. But as you might know despite the ban, there was a woman who completed the event! Mahsa run the race! She is now ambassador of Free to Run in Iran. She is also working for women rights in the different fields. She believes in herself, puts her heart what she is doing and tries to encourage women all over the world. She is running, cycling and climbing, she is working to provide sports opportunities for women in her country.

We met Mahsa during our tour, when we were in Tehran. Our host invited us to join the meeting of mountaineering and cycling club that she is also a member of. Mahsa was there too and luckily she accepted to answer our questions.

Dear Mahsa, can you please tell me a little about yourself?

I am Masha Torabi. I am 43 years old. (She looks like 30 mostly!) I am interested sport. I started rock climbing and mountain climbing when I was 40 years old. I am also a cyclist. I did my first trip in Iran about 12 years ago at time that any women could go on a trip by bicycle.

You are currently working on a project about Silk Road. Why did you choose the Silk Road? Could you please tell us a little about it?

Yes we have a project with Alireza about the Silk Road. We are searching for the branches of Silk Road and point them on the GPS and we’ve already found some spoons, wheels and many other ancient things. Only one part of the road in Iran remains and after we finish this one we will go to other countries. 

I choose Silk Road because it was my childhood dream. When I was a child I told my father “Dear father, I want to be a Marco Polo!” My father’s job was in a market but at the same time my parents were farmers. In our farm we grow up with Silk Road and when I watch Marco Polo on TV I realized that Marco Polo trips in the Silk Road. Then I went to my mother and I told my mother “Mother, I need a dress like Marco Polo has!” and she made a dress for me! After that I started playing games pretending Marco Polo.

After I finished my studies I came to Tehran and get a job, started working. After a while I realized this is not what I want, what I need, it is not good for me. Yes, I had a job and I was making money but it was not satisfying me. I started thinking about myself. I was always working. I was working in my office; I was working in my house. When I went back to my childhood I remember that I wanted to be Marco Polo. 

Then what happened? 

I went a bike shop to buy a bicycle and after I purchased a bike the salesman asked me if I needed a taxi to bring my bike to my home. And I said “No! I want to cycle!” He answered me “No, it is not good for you to cycle as a woman.” I said that I bought my bike because I want to cycle it and I cycled from the shop to my house.

As I remember I bought my bicycle on Monday and Friday I went to a trip. The city I went was close to Tehran, only 40 km away. In the city police stopped me. They thought I was a foreign. They brought me to the police station and there was a soldier who could speak English. We talked to each other in English for a while and then he asked me where I was from and I said, “I am from Iran.” He was like “What? Why are you speaking in English?” My answer was “Because you are speaking in English!”

Why did they stop you anyway?

It is because this city is a small city and very religious and there are lots of refugees and people from other countries which makes this city a little dangerous. They told me to go back to Tehran and I just said “Okay, no problem” and they followed me. After an hour I realize they are not following anymore and I went to the ancient places that I wanted to visit.

After I came back to the city police found me again. They brought me to the police station again and I told them if they damage my bicycle I would call the newspapers from Tehran and let all Iran know about what they did. They said the only thing they want from me is to promise them not to cycle. Of course I said, “No, I will cycle and I also have my card, permission from a cycling federation, you cannot stop me.”

Is it forbidden for a woman to cycle to other cities? I mean why did you need permission from the cycling federation

I don’t need a permit, I could go on a trip but I wanted to open a way for other woman too. It is not forbidden but it is very strange for people. Even for cycling federation. I went to cycling federation to ask for a certificate for going other cities to cycle but it took 3 months negotiation for getting certificated and they told me a woman is not allowed go on a trip to other cities alone. They thought it was dangerous to cycle and stop on the road and sleep in a tent. I tried to explain them it is not dangerous and I said if they don’t let me go I will go anyway.

After 3 months, they gave me my card and they told me to let my friends know from now on they would issue card for women too. Then I started my trip in Iran because it is important for me. I went to south of Iran, north of Iran and many other cities with my bicycle.

How about running? You have also played a crucial part in the acceptance of women to marathons. Actually, you run a marathon which women are not accepted. Can you tell us a little about that?

Yes, I did. In fact, I started running this year and I am not a professional runner. I wasn’t even running in that time I just run to open a way for women as I said. It was the first international marathon in Iran and our government didn’t let women join the marathon. Not only Iranian women, it was also forbidden for women from foreign countries. I had many friends who called me and told me “Mahsa, please do something because we want to run marathon in your country.” A person, Sebastian, who was holding this marathon, was not Iranian. He was from Netherlands.

I wrote a letter to him and told him to accept women to participate as well. He answered and told me it was not about him. It was Iranian authorities that didn’t let women to compete and he couldn’t get acceptance for women. I called athletic federation to discuss the situation and they asked me if I am aware of which country I live in. *laughs*

You know, when I want to go on a trip by bike, they told me I cannot do it but now I am doing it so we can change it for running too. After a month Sebastian called me and told me that he needed my help because now Iranian authorities didn’t let him even hold a marathon in Iran. Then I become like an agent of him. Ali Reza, and me we communicate to athletic federation and during a month we went there every single day because it was very important for us. We also had to explain them how it is good for Iran. At the end, they accepted to hold a marathon and signed an agreement letter but didn’t accept women to participate because they thought women would take off their hijab during the run since it is too hot.

We went to Shiraz three days before the marathon. The head of athletic federation came there too. He told us “Sorry but it is not possible to held this marathon here.” It was shocking because everything was ready, many people registered from other countries and they came to Shiraz to join this marathon. It was so crazy. I told him that many times they changed the way of the race and I said no problem but now it is not acceptable.”

In the morning I went to start point of marathon two hours before it started. It was 5 am in the morning. I started running. Some authorities saw me running. They stopped me and asked me why I was running and I told them “I like running and testing myself. I am just running for myself not for the marathon, the race has not started yet.” I talked to them very friendly. They gave me food and water. I didn’t say anything bad when police stopped me because there is no point to fight to them. If I fight to them I cannot open a way for women. After one hour they let me go and complete the race.

But why did they make you wait for an hour?

Because while I was running there were many cameras following me and taking pictures. They didn’t want anyone to take a video or photo. But they couldn’t help it anyway. There are lots of photos on the Internet including BBC.  

Did you have any problem after this news?

After BBC published news about it, one of our governmental newspapers wanted to interview me and I said “Why not?” They asked me “Why did you run? Are you protesting government?” I told them “No, it is not protesting. I am running only for peace. I am running to show the world that a Muslim woman can run 42 kilometers.” On the other side, my friends from Canada, Germany, and France they were really excited about it. They called me Kathrine of Iran. (Kathrine Switzer, first woman who run the Boston Marathon.) 

What happened after this marathon? Do the authorities of Iran let women run now?

After that I also participate in ultra marathon, which is held in Iran for the first time. A person who organized the ultra marathon was Italian and he got approval for women to participate! But I was the only Iranian woman who participates. It was 250 kilometers at the hottest point of earth. 

Once, I wanted to make a running organization in the peace day starting from the War Museum to Peace Museum in Tehran. The distance between two museums is just 12 kilometers. I wrote 15 letters to 15 organizations to getting approval and none of them answered. Alireza and me went to War Museum to say hi to manager of the museum. He was surprised. I told him I already wrote them but they never responded. They asked what I wanted. I told them we want to run women and men together for the international peace day. They said okay and approved. After two days we were running in this route. We also held another race for both women and men. Now I am working on a race which is ice running, on ice.  

What you are doing is so inspirational. There are many women who are supporting women rights but not all of us can do things to change the world. Because in deep down, we are scared. Have you ever scared to go to the jail?

I never thought about the jail. It is because I never fight. I talk to police very politely and friendly and most of the time I try to agree with them We shouldn’t argue. We should explain what we think kindly.

I know you have many friends supporting you. What does your family think of the things you are doing?

After the marathon my father called me and said me “Congratulations!” He is supporting me all the time. I told you my childhood dream. When I bought my bike to make this dream come true, my father also bought some stuff for me. He is very supportive.

Do you consider yourself as a feminist?

Not really, no. I am not a feminist. I am just working for equality.

I know that you are also working in other fields for women rights. You are visiting other countries for the same reason as well. Can you please tell us about it?

Yes. My friends from other countries wanted me to go to Afghanistan because women in Afghanistan have so many limitations in their daily life. Since our language is same they thought we could help them. Of course I accepted this offer to encourage women. We have many friends in Afghanistan. Some of them are very young. They sometimes want to go streets to protest but when you consider the policy in Afghanistan soldiers may kill them. I wrote them and said, “Please don’t go to street because it is dangerous. If you want to change something you should study, start with education.” When my friends suggest me to visit Afghanistan I went there and give them information about mountaineering, cycling, running. We also had a meeting that I told how they could improve themselves. The first steps are to study, to get a job and to have an economical freedom.

Do you have any suggestions for people who are working for women rights

First of all they should believe that they can do it. They can make their dreams come true. It is possible. We can do it. The other important thing is the power of talking. They shouldn’t argue with people. They should explain what they believe in.

Thank you for your time. It was a pleasure to talk to you.

 It was my pleasure, thank you too.

Click here to read more about why she run the marathon.

Click here for more info about Free to Run.

Click here to follow Mahsa on Instagram.

Mahsa Torabi
Friendship Has No Border

Bir Cevap Yazın