Çılgın Gezgin kimdir?

Çılgın Gezgin Kimdir? | Gezgin Röportajları

Günümüzde seyahat etmenin popülarite kazanmasıyla birlikte instagram gezginlerinin de sayısı epey arttı. Başkalarının hayatına karışmak haddimize değil tabii ama insanın gözü ister istemez bu işi samimiyetle yapanları da arıyor. O yüzden bu defa samimiyetle gezdiğini söyleyen birini tanıyacağız. Seyahat ederek kendini ve iç huzurunu bulmaya çalışan, gezilerini rakamlarla ifade etmek yerine bol bol anı biriktiren Çılgın Gezgin kimdir? Sedat Ayoğlu’nun kaleminden hayatını, seyahatlerini ve biriktirdiği anıları dinliyoruz.

Çılgın Gezgin Kimdir?

Sohbetimize seni tanıyarak başlayalım. Bize biraz kendinden bahseden misin?

Adım Sedat Ayoğlu. 05.05.1986 doğumluyum ve aslen Orduluyum. İstanbul’da başlayan hayat maceram halen İstanbul’da devam ediyor. 6 yaşımdan beri sporla iç içeyim. Mesleğim tenis antrenörlüğü ve spor koçluğu. Ayrıca özel bir şirkette dijital pazarlama ve seo uzmanlığı yöneticiliği yapıyorum.

Nasıl başladı seyahat maceran? Mesela ilk gezin nereye ve nasıl oldu?

Hiç unutmuyorum… Hayatımda ilk kampımı ve ilk şehir dışı gezimi 16 yaşımda yaptım. O zamanlar liseye gidiyorum. Hayatımın en problemli dönemleriydi. Öyle ki ‘problem’ kelimesinin tam olarak kelime karşılığı bendim. En serseri, en cesaretli zamanlarımdı. Aileme kafa tutup evi terk etmişim. Tabi onlar bunun farkında değildi. Ta ki belli bir süre tenis kulübüne yer yatağı ve yorganı götürene kadar.

Çalıştığım tenis kulübünde sabahları tenis kortlarını süpürüyor, o ara çay suyu koyuyordum. Kortları süpürene kadar su kaynıyordu sonra çayı demliyor ve duş alıyordum. Duştan çıkınca da güzel bir kahvaltı yapıp okula gidiyordum. Maaşım ise o zamanın parasıyla 250 milyondu. (Bugün 250 TL) Okuldan gelince de tenis partnerliği yapıyordum. O aralar en formda olduğum dönemlerdi. Sonra tenis kortlarının direkleri ve kortlar boyanacaktı. Onları da ben boyarım dedim. Burslu okuduğum için oradan da para geliyordu tabii. Baktım cepte bayağı para oldu. Yanımdaki arkadaş ise en az benim kadar problemli ve serseri bir tipti.

Paraları topladık bastık gittik Çanakkale Saroz Körfezi’ne. Ne çadır var ne de uyku tulumu. Sahilde uyurken jandarma geldi. Ne yapacağız derken oradaki işletmeci Ahmet abi bize çadırını verdi. Geceyi korkarak ve üşüyerek geçirdik. Sonra bu alışkanlık oldu ve biz evden ve okuldan kaçmaları sürekli tekrar edip gittiğimiz yerlerde garsonluk yaparak kamp yapmaya başladık. Zaman içinde İzmir, Bodrum ve Antalya gibi illere gitmeye başladık. O gün bugün derken hiç durmadan Türkiye’de otostop, motosiklet ve arabayla gezmeye devam ettik. Bir baktık ki şaka maka Türkiye’de 70’den fazla il gezmişiz. Hatta gezdiğimiz her yere 10-15 kere gitmişiz.

Çılgın gezgin ismi nereden geliyor?

Kendime gezgin demiyorum; diyemem de. Bu gözler yurt dışında ne gezginler gördü… Adım Sedat. Aşırı adrenalin seven ve hiperaktif birisi olduğum için herkes Çılgın Sedat demeye başladı. Sonra da Çılgın Gezgin olsun dedim.

Biraz da en merak edilen soruyu soralım. Gezilerine nasıl bütçe ayırıyorsun?

Bana da en çok sorulan sorulardan birisi bu oluyor. İnanın bu sorudan o kadar çok gına geldi ki hazır yeri gelmişken uzun uzun bahsetmek isterim müsadenizle. Hayatım boyunca hiç kimseye sahip olduklarına nasıl ulaştığı sorusunu hiç bir zaman sormadım. Hatta merak da etmedim. Hepimizin hayatta belli bir geliri var ve bu geliri nasıl harcayacağımız da bizim tercihimiz. Mesela ben hayatımın son 5 yılında kazandığım bütün parayı kuruşuna kadar gezi üzerine harcıyorum. Ama bundan daha da önemlisi sorumluluk sahibi olduğum bir ailem var. Öncelikle ailemin geçimini sağladıktan sonra kalan bütün paramla sadece geziyorum. En başta da belirttiğim gibi bir çok işi bir anda planlı şekilde yürütüyorum. Güzel bir planlama yaparak gezi için para ayırabiliyorum. Çalışma saatlerim sabah 10:00 gece 03:00 arası.

Çılgın Gezgin kimdir?

Gezmek denince merak edilen bir diğer soru da sponsorluk konusu oluyor. O yüzden bu soruyu sana da sormak zorundayım. Sponsorun var mı?

Hayır. Bu konuda prensip sahibiyim. Bugüne kadar hiç bir maddi destek almadan tüm gezilerimi kendi imkanlarımla gerçekleştirdim. Bundan sonra da sponsor ışığı altında gezmek istemem.

Peki özellikle sponsor istememenin nedeni nedir?

Ben imkansızı başarmak istiyorum. Başkalarının kanatları altında yükselirsem sonum da felaket olur inancı içerisindeyim. Sponsorlar size gittiğiniz her yeri abartmanızı ve diğer insanların da oraya gitmesini söyleyecekler. Her yaptığınız paylaşımda da onları övmenizi söyleyecekler. Ben özgür biriyim. Gittiğim ülke ve şehirleri kendi gözümden özgürce yazıyorum. Mesela Arnavutluk ülkesine gitmeyin diyorum. Balkanlarda rota üzerinde olduğu için en fazla 1 gece konaklayıp yola devam edin diyorum.

İnsanlar seni neden takip etmeliler?

Aslında “İnsanlar beni takip etmeliler mi?” sorusunu kendime çok sordum. Benim tarzım tamamen bir plan yapmadan yola çıkmak desem yerinde olur. Sadece gideceğim ülkeye ya da şehre uçak biletimi alıp kendimi kalacağım hostele atmak için plan yapıyorum. Hangi ülke ve şehirlere gideceğimi bile bazen plan dışı olarak geziyorum. Zaten gezi bloğumda da gittiğim yerlerde başıma gelen her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyorum. Bu yüzden başım çok fazla belaya da girdiği oluyor ama dönüp arkama baktığımda ise heyecan verici olduğunu itiraf etmeliyim. Ama illa beni birileri takip edecekse yolda başıma gelen olayları okumak ve sıra dışı rotaları öğrenmek için takip edebilir.

Gezmek kelime anlamı olarak sana ne ifade ediyor?

‘Geziyorum’ kelimesi tek başına bir şey ifade etmiyor. Ben bunu bir yaşam haline getirip içselleştirdim. Şöyle ki gidemediğim göremediğim ayak bile basamadığım ülkelerin vizesini almak için kışın 2 ay boyunca gece en soğuk günlerde arkadaşımın restoranında moto kuryelik yaptım. 4 defa schengen vizesinden red yedim.

İlginç bir bakış açısı. Ama sanırım daha iyi anlamamız için konuyu biraz daha açman gerekecek.

Fas’a ucuza uçak bileti buldum. Amsterdam aktarmalı olacağı için havalimanında sanırım 22 saat gibi bir bekleme sürem olacaktı. Hem giderken hem de gelirken bu kadar süre bekleyeceğime çıkıp biraz Amsterdam sokaklarında hava alırım diye düşündüm. Hatta sonradan interrail bile yaparım dedim. Vize merkezine gidip bakın ben Fas’a gideceğim biletlerim de var bu biletleri gösterelim dedim. Yok dediler bu şekilde vize vermezler biz sana yeni bilet hazırlayalım sanki Amsterdam’a gidecekmiş gibi göstereceğiz seni dediler. Ben de bir bildikleri var diye sesimi çıkarmadım. O aralar zaten Hollanda ile Türkiye arasında ipler gerilmişti. Pat diye red yedim. İtiraz ettim tekrar başvur dediler ben de yeniden başvurdum. Konsolosluk çalışanına sonradan çok sağlam bir mail attım çünkü tekrar vize reddi yemiştim. Daha sonra Fransa ve Yunanistan’a vize başvurusu yaptım. Tam Yunanistan vize başvurumu onaylayacaktı ki yine red yedim.

Daha sonra İstanbul Bulgaristan Başkonsolosu ile tanışıp kendisi ile tenis oynamaya başladık. Durumu uzun uzun anlattım. Bak dedim eğer red vereceksen hiç bu işe bulaşmayayım derken bana 1 yıl multi vize verdiler. Hemen Sofya Ekspresi ile Bulgaristan’a gitmiştik.

Çılgın Gezgin kimdir?

En ilginç yolculuğun hangisiydi diye sorsam ne anlatırsın?

Unutamadığım 3 tane gezi oldu. Birincisi Fas. İkincisi İran diğeri ise 6 Ülkeyi kapsayan Balkan turu oldu.

Fas

Fas yolculuğumla ilgili unutamadığım birden fazla şey var. Evden çıktıktan sonra Fas Marakeş’e gidişim yalan olmasın 50 saat sürdü. Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda geçirdiğim 20 küsür saat hayatımın en huzurlu anlarıydı. Schengen vizem olmadığı için ne dışarı çıkabiliyordum ne de o havalimanında kimseyi tanımıyordum. Çok garip bir duyguydu sanki hiçliğin ortasındaymışım gibi aktarma alanında zaman geçirmiştim. Fas’ta Sahra Çölü’nde yağmur ve fırtınaya yakalandık. Hatta üzerine bindiğim deve huysuzlaştığı için beni üzerinden attı ve deve de ölmek üzereydi. O an içim parçalanmıştı. Sonra deve kendine gelince ben o kamp yerinden buluşma noktasına kadar yürüyerek gitmiştim. Çölde 20-25 dakika yürümek de hayatımın en güzel anılarındandı.

İran

İran ile ilgili ise yine bir o kadar güzel anılarım var. 1984 model Renault 12 model arabayla İstanbul’dan yola çıkarak Bolu-Ankara-Mardin-Diyarbakır-Hakkari-Şırnak-Van gibi daha bir çok ili kapsayan İran ve Gürcistan gezim olmuştu. Bu gezi hayatımda en çok keyifli olan geziydi. Arabamız İran’da defalarca bozuldu. İran’da parkta kamp yaptık. Daha sonra Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalıp arabayı yaptırdıktan sonra Gürcistan’a geçmiştik. Orada da polisten ceza yemiştik. Ara olayları pas geçiyorum. İstanbul’a geldikten sonra da Ege ve Akdeniz turunu yine bu arabayla yapıp o yaz 15.000 km yol yapmıştık.

Balkanlar

Diğeri ise Balkanlar turumdu. Balkanlara 33 günlük bir gezi yapmaya karar vermiştim. Sadece 6 ülke için fazla olsa da amacım o ülkelerde doya doya tatil yapmaktı. Bosna-Hersek Mostar’da tanışıp birbirimize aşık olduğumuz İspanyol kız arkadaşım ile yollarımızı ayırmak zorunda kalmıştık. Daha sonra ben Karadağ’a İspanyol kız arkadaşım ise Hırvatistan’a gitmişti. Birbirimize olan hasretimiz ve aşk yüzünden tekrar bir araya gelmek istemiştik ama benim vergi borcum yüzümden banka hesabımdaki paranın hepsine Vergi Dairesi haciz koyup parayı çekmişti.

Tam hayallerim yarım kaldı derken spor koçluğu yaptığım aile bana para yollamıştı. Daha sonra tekrar kız arkadaşım ile Mostar’da buluşma kararı alıp yollarımızı birleştirdik ve ben dönüş biletimi yırtıp Balkan turumu daha da uzatmıştım. Beraber jip kiralayıp Bosna-Hersek’teki köylerin ve şehirlerin hepsini gezmiştik. Bir kamp alanına gittiğimizde ise yemek alacak paramız yoktu. Bütün parayı bungalov ev için vermiştik. Bankadan para çekmemiştik. Dağın başında ne banka var ne de başka bir şey. Karnımızın zili çalıyordu. Durumu anlayan ama dilini anlayamadığımız bir çift bize yemek ısmarlamıştı. Buna ek olarak Karadağ Budva Sea Dance Festival’de yoğun fırtına altında 2 geceyi yağan yağmur altında geçirmiştim.

Çılgın Gezgin kimdir?

Şimdiye kadar kaç ülke gezdin?

Bu konu o kadar çok moda oldu ki kusuruma bakmayın ama artık gülmekle yetiniyorum. Hazır burada da yeri gelmişken belirtmek isterim. Bir insan neden kendi dünyasını rakamlarla ifade eder ki. Bir çok gezi bloğunu yakından takip ediyorum ve bu gezi olayı artık bir yarış haline geldi. Bakın ben 70 küsür ülke gezdim, en iyi gezgin benim, kimse benim kadar iyi gezemez. Seo uzmanı olduğum için bahsi geçen siteleri de yakından inceledim ve göz göre göre artık insanlar yalan söylemeye de başlamışlar. Şu ülkeye gittim diyen kişinin makalesini inceleyip fotoğraflara bakıyorum. Makalelerin hepsi ücret karşılığında editörlere yazdırılmış, fotoğraflar ise telif hakkı olmayan sitelerden çekilmiş.

Buna itirazım yok ama ülke skor tutup üzerine yalan söylenmesi artık mide bulandırıcı olmaya başladı. İşte bizim insanımızı özellikle sosyal medya ve internet dünyasında manüpile etmek çok kolay. Benim gezi bloğu kurmamın amacı en çok ülkeyi ben gezdim ya da bakın ben öyle bir gezerim ki kimse benim gibi gezemez demek için değil. Bu yüzden ülke saymıyorum ama illa rakam vereceksem 20’den fazla 40’dan azdır sanırım.

Çılgın Gezgin kimdir?

Türkiye’yi gezerek başladığını söylemiştin. Nereleri gördün bu güne kadar?

Mezopotamya Bölgesi’ni en sona bıraktım. Onun dışında her yeri defalarca kere gezdim. 

Peki neden geziyorsun?

Neden hasta oluruz? Hayatta sürekli aynı yolları yürüdüğümüz için zihnimiz ve bedenimiz hiç zorlanmıyor. Sabah 08:00’de ofisine servisle giden birisi bütün gün ofiste oturup akşamın 17:00 olmasını dört gözle bekliyor ve yine servisle evine gidiyor. Yemek yedikten sonra televizyon karşısına geçip elinde de cep telefonuyla uykusunun gelmesini bekliyor. Zamanla bu tembellik sayesinde mutfağa gidip yemek yapmak yerine artık internetten sipariş veriyor. Bu tekrar eden kısır döngüyü yıllarca yaptığınızı düşünün. Beyniniz ve bedeniniz artık tamamen tembel olmuş ve üretkenlik namına ortada hiç bir şey yok.

Benim gibi düşük bütçeli gezmeye çalışan insanlar ise nerelerde kamp yapacağını, en ucuza nasıl gezeceğini, nasıl para biriktirmesi gerektiğini ve buna benzer bir çok konuyu aşmak için sürekli olarak beynini ve bedenini kullanıyor. Sürekli hareket halinde olan bizlerin gezi sevdamızı idame ettirmek için tembellik yapmak artık bir lüks olmuş oluyor.

Sizce bir balık ne kadar büyüyebilir? Sahip olduğu dünyası kadar yani akvaryumu kadar.

Evdeki süs balıkları ele alalım. Minicik bir akvaryum içerisinde dönüp dolaşıyorlar değil mi? İşte insan da kendi dünyası kadar vizyona sahiptir. Halbuki akvaryumdan çıkıp denizlere oradan da okyanuslara açıldıkça şu anda var olan dünyasının aslında ne kadar küçük olduğunu anlıyor. Dünya üzerinde kum tanesi kadar bile yer kaplamadığını görüyor. Bunu gördükçe de aslında bir hiç olduğunu anlıyor. Kendini sürekli geliştirme ihtiyacı görüyor ve büyümek istiyor. En azından egosunu törpülüyor, gelişime ve değişime ihtiyacı olduğunun farkına varıyor. Sadece bu yüzden geziyorum. Kendimi geliştirmek için.

Öte yandan konforlu alanlarda kendimizi sürekli olarak mutlu hissederiz. Ama ben çocukluğumdan beri her zaman konforlu alanları hep reddetmişimdir. Konforlu ve güvenli bölgede yaşamak pek tabii tercih meselesi olsa da ileride karşılaştığımız sorunlara alternatif çözümler üretmek için denemek ve sürekli hata yaparak tecrübe kazanmak gerektiğine inanıyorum.

Çılgın Gezgin kimdir?

Seni gezi blogu açmaya iten neydi? Bu fikir nasıl çıktı?

Yapılan dile gelmez ama belirtmekte fayda görüyorum. Gezi bloğumun açmamın temel sebebi ‘Sosyal Yardım Projesi’ oluşturmaktı. Daha önceleri Türkiye’de bir çok yardım projelerinde kurucu ve yönetici pozisyonunda bulunup organizasyonlar yaptım. Tenis antrenörü olduğum için Soma’daki Maden Faciası için ve Lösemili Çocuklar Vakfı için bir kaç kez sosyal yardım projeleri kurup tenis turnuvaları düzenledim. Bundan 13 yıl önce İstanbul’da 10’dan fazla hastanede Lösemili Çocuklar için organizasyon yaptık. Fakat insanlar yardımlaşma konusunda bile kendilerine pay çıkarma olaylarını giriştiği için kurduğum ekibi dağıtmak zorunda kaldım. Ben de tek başıma bir fikir üreteyim ama aynı zamanda bir çok insanın da farkında olmadan faydası olsun diye Çılgın Gezgin gezi bloğunu kurdum. Bloğumdan elde etiiğim gelirin bir kısmını ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorum. Mesela siz bu röportajı benimle yaparak gezi bloğuma farkında olmadan katkıda bulunuyorsunuz. Bunun için ayrıca size teşekkür ederim.

Yapılacaklar listen var mı?

Everest’e tırmanmak. Asya ve Afrika kıtalarında uzun bir süre yaşamak.

Çılgın Gezgin kimdir?

Dünyayı senin yaptığın gibi keşfetmek isteyen ama özellikle maddi açıdan bahaneler üretmekten de geri kalmayanlara neler söylemek istersin?

Sadece asgari ücrete denk gelen bir maaş alarak ülke ülke gezmek artık imkansız. Dolar ve Euro’nun ciddi anlamda yükselmesi de cabası oldu. Bir de üzerine faturalar, ev kirası ve yaşamı idame ettirme eklenince zaten alınan para ancak yetiyor. Yetmiyor bile! Bulgaristan’a ve Gürcistan’a bir çok kez gittim. TL karşısında bu 2 ülkenin bile para birimi bizi 3’e katlamış durumda. Hayal et ve yola çık! gibi boş safsatalar yapmayacağım. Gezme konusunda planlar yapmasam da maddi konuda mükemmel planlar yapıyorum.

Kullandığım cep telefonu iphone 6. Cep telefonumun wi-fi ve navigasyon sorunu olduğu için yurt dışında ciddi sorunlar yaşıyorum ama buna rağmen cep telefonumu değiştirmeyi düşünmüyorum. Bu yaşıma kadar en lüks telefonları kullandım ama hayatımda radikal bir değişiklik görmedim. Öte yandan en deli dolu dönemlerimde girip çıkmadığım lüks restoranlar,gece kulüpleri ve sürekli olarak modaya ayak uydurma alışkanlıklarımdan vazgeçtim. Artık İstanbul’da çok daha sade bir hayat yaşıyorum. Hatta belki garip bile gelebilir ama çok daha az sosyal bir hayata indirgedim. Sosyal hayatımı değişik ülke ve şehirlerde yaşıyorum. Bu beni asosyal yapar mı diye hiç düşünmedim. Zaten her şey yaşında güzel.

Çılgın Gezgin kimdir?

O dönemleri atlatan insanlara naçizane tavsiyelerim şu şekilde olabilir:

1)Sürekli olarak yeni model cep telefonları almasınlar. Bir ortama girip onurla ve gururla eski model cep telefonlarını masaya koyabilirler. Bugün bir cep telefonu 3.500 TL civarlarında. O parayla güzel bir Balkan turu yapsınlar. Hem güvenli hem vizesiz hem de Karadağ hariç ucuz ülkeler olduğu için en az 6 ülke gezerler.

2)Ek iş yapsınlar. Mesela ben arkadaşımın restoranında gece 03:00’e kadar çalışıyorum. Egolarını bir kenara bıraksınlar. Dünyayı gezdikçe ve gördükçe zaten insanların gezmek için bulaşık yıkadığını, tarlalarda, hostellerde çalıştığını görecekler. Birçok gezgin ek iş yaparak para biriktiriyor. Türkiye’de bile tarlada ya da ne bileyim bir restoranda çalışıp o şehri keşfedebilirsiniz. Mesela Artvin’de bir evde misafir olup Almanya’dan gelip çay bahçesinde çalışmaya gelen bir kadın öğretmen vardı.

3)Para biriktirsinler. O önemsemediğimiz bozuk paralar bile bize 6 ay sonrasında bir uçak bileti alır. Benim bir kumbaram var. Sürekli olarak oraya para atıyorum. Hatta interrail kamp ve doğa hayatında kumbarayı açma videom vardı. Bir çok kişiye ilham olmuştu.

4)Cesaretli olsunlar. Eğer yurt dışına çıkmaya korkuyorlarsa bu konuda yalnız olmadıklarını unutmasınlar. Duygularımız beşeridir her insan ilk defa yurt dışına çıkarken korkabilir ya da çekinebilir. Bir turla çıkabilirler.

Hedefin nedir?

Nasuh Mahruki’nin dediği gibi ‘’Herkes Everest’e çıkamaz ama herkesin kendi Everest’i vardır.” Ben kendi maddi imkanlarımla ayak basabileceğim, havasını ciğerlerime doldurabileceğim, güneşin doğuşunu izleyebileceğim bir çok ülke görmek istiyorum. Bu kendime açtığım en büyük savaş. Bu savaş dünyanın tüm ülkelerini gezene kadar devam edecek. Pek tabii buna Allah izin verir ve ömrüm yeterse.

Çılgın Gezgin kimdir?

Seyahat etmek, gezmek isteyenlere söylemek istediklerin var mı?

Ego denilen bir olay var ve herkes sosyal medyada boy göstermek ve sadece Eyfel Kulesi’nin altında fotoğraf çekinip başkalarının takdirini kazanmak için kasıyor. Doğrusu yanlışı beni tabii ki ilgilendirmez. Fakat kendi iç huzurunu yakalamak, kişisel gelişimini artırmak, farkındalığını artırıp hayata bakış açısını genişletmek, mutlu ve güçlü olmak istiyorsanız hele hele kimseye eyvallah etmeden bunu başarmak istiyorsanız ‘Elalem’ kelimesini kendi sözlüğünüzden kaldırmanız gerekiyor. Kimse size dünyayı geziyorsunuz diye madalya takmayacak en fazla o an sosyal medyaya koyduğunuz fotoğraf beğeniler ve yorumlarla süslenecek. Daha sonra yine siz kendi başınıza kalacaksınız. Demek istediğim farklı hayatları görmek, tanımak ve gözlemlemek dünyanın en muazzam duygularından birisi. Fakat bu duyguyu sadece başkasına göstermek için yola çıktığınız an, mutluluğunuz fotoğraflara aldığınız beğeni sayısı kadar olacaksa mutsuz olmaya şimdiden hazır olun.

Son olarak seni takip etmek istersek nerelere bakmalıyız?

Gezi bloğum: https://cilgingezgin.com/

İnstagram : https://www.instagram.com/cilgingezgin_/

Facebook : https://www.facebook.com/cilgingezginn/

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.