İlk Defa Kamp Yapanların Gözünden Doğaya Dönüş Kampı

Kamp yapmanın ne kadar keyifli, ne kadar huzur verici  bir aktivite olduğunu; doğada olmanın, doğayı dinlemenin insan ruhu için ne kadar dinlendirici bir etkiye sahip olduğunu çok uzun zamandan beri anlatıyorum. Benim gibi kamp yapan arkadaşlarımın da çoğundan benzer şeyler duyuyorsunuzdur. Kampı kamp yapmayı sevenler anlatıyor ama asıl önemli olan kamp yapmaya sıcak bakmayanların veya kamp yapmaktan çekinenlerin ne söylediği. İşte o yüzden sizi hayatında ilk defa kamp yapmış olanlarla buluşturmak istedim. Böylece deneyimlerini, neler umduklarını ve neler bulduklarını, neler hissettiklerini kendi kalemlerinden dinleyebilirsiniz.

Bunun için de Gökhan’la birlikte organize ettiğimiz Doğaya Dönüş Kampı’nda ilk kampını yapanlardan bir iki paragraf ile duygularını anlatmalarını rica ettim. Aşağıda okuyacağınız birçok yazının aslında sayfalara sığmadığını, özellikle kısaltmaya çalıştığımı hemen belirteyim. Yani bu doğa öyle bir şeymiş ki, gerçekten insanın daha önce hissetmediği şeyleri hissetmesini, bunları da sayfalarca anlatmasını sağlıyormuş. Bu yazıları hazırlayıp gönderen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Umarım hikayeleriniz ve cesaretiniz, başkalarına ilham olur.

İlk defa kamp yapanlar için kamp yapmak ve hissettirdikleri

ilk defa kamp

CEMAL YILMAZER: “Tohum toprağa düştü, koca bi çınar olması dileğiyle.”

(İlk Kamp Deneyimi: 1. Kilyos Doğaya Dönüş Kampı)

Kamp kurmak benim için uzun zamandır hayalini kurduğum, kafamda kurgulamaya çalıştığım bir şeydi. Kimileri için çok kolay olsa da bende öncesi bir çocuğun ilk adımı gibi zor sonrası kazanılmış bir zafer gibi sevinçli oldu.

Alan girişindeki sıcak karşılamayla bugünün güzel geçeceğini hissetmiştim. Sonrasında çadırımı kurmak için yer aradım ve işe koyuldum. Unutmayacağım bir diğer anı geldi çattı. Çadırımı kurduğum esnada yan çadırdaki arkadaşlar çay ikram ettiler. Oysa beni tanımıyorlardı bile. Üzerimdeki ufak yol yorgunluğu birden bire kayboldu. Uzun zamandır unuttuğum paylaşma ve güven duygularımı tetikledi. Sonrasında çok güzel insanlarla tanıştım. Beraber yemek yapıp yedik. Yanımda çok az yiyecek getirmeme rağmen sofra paylaştıkça büyüdü. Ateş başı sohbetinden bahsetmiyorum bile.

Çok huzurlu, keyifli bi etkinlik oldu benim için.Yapılan workshoplar da benim gibi bir acemi için oldukça faydalı oldu. Ekipmanlarımı toplayıp kamp yapmaya devam edeceğim.

Kendimi uzun zamandır hissetmediğim kadar özgür hissettim. Belki en güzel kısmı da tek geldiğim kamptan tek ayrılmamam oldu. Tohum toprağa düştü, koca bi çınar olması dileğiyle. Teşekkürler.

Instagram: @yilmazercemal 



ilk defa kamp

ELİF ÇAVUŞ: “İlk saatlerde ne işim var burada diye düşünürken kamp biterken keşke birkaç gün da olsaydı diye düşündüm.”

(İlk Kamp Deneyimi: 1. Kilyos Doğaya Dönüş Kampı)

Merhabalar, ben Elif. Kilyos Doğada Yaşam  Okulu’nda gerçekleşen Doğaya Dönüş Kampı ile ilk defa kamp yapanlardan biriyim. Doğayı ne kadar çok sevsem de kamp yapmaya cesaret edemiyordum. İlk kamp deneyimim bu kamp ile gerçekleşmiş oldu ve iyi ki de oldu. Biz ilk gün biraz geç gittik. O yüzden çadırları kurup, yemek yedikten sonra hemen akşam oldu ve biraz dinlenelim dedik. Hava kararmıştı ve biraz esmeye başlamıştı. O dinlenme zamanında üşüdükçe ‘Benim burada ne işim var? Ya gece de çok üşürsem? Ya hasta olursam? Ya keyif alamazsam? Ya gece korkarsam?’ gibi aklımda bir sürü soru vardı ama sonrasında ateş başında toplanıp sohbet edip müzik dinlediğimizde, çadırlarımızın önünde oturup bol bol sohbet edip, gülüp eğlendiğimizde kendi kendime iyi ki gelmişim ve bu deneyime sahip olmuşum dedim. 

Sabah uyanıp çadırın fermuarını açtığımda gördüğüm manzara ve hissettiğim huzur çok güzeldi. Gün içinde ateş üstünde önceden mayaladığım ekşi mayalı ekmeğimin pişmesini beklerken, bana kahvem ve ateş başı sohbetlerimiz eşlik ediyordu. İşte bu an en keyifli, en heyecanlı anımdı. Çünkü birçok kişi ile birlikte ben de ekmeğin nasıl olacağını merakla bekliyordum ve sonuç mükemmel oldu. Sonrasında yemeklerimizi yiyip son çay ve kahvelerimizi  içip, vedalaşarak kamptan ayrıldık. Sonuç olarak ilk saatlerde ne işim var burada diye düşünürken kamp biterken keşke birkaç gün da olsaydı diye düşündüm. Bol sohbetli, bol keyifli, yeni insanlar tanıyarak harika bir kamp deneyimi yaşamış oldum ve bu sayede dahaları da olacak. Bu organizasyon için Melike Hanım’a ve Gökhan Bey’e çok teşekkür ederim bir sürü nice kamplara. 

Instagram: @elofsworld



ilk defa kamp

İBRAHİM TUNÇ: “Kimseyle taşımasan bile kesinlikle kendinle tekrar tanışabilirsin.”

(İlk Kamp Deneyimi: 1. Kilyos Doğaya Dönüş Kampı)

Merhaba. Hep yapmak istediğim, imrendiğim, instagramdan fellik fellik takip ettiğim kamp yapanlara Doğaya Dönüş Kampı ile nihayet ben de katıldım. Severek takip ettiğim Melke ve Gökhan’ın canlı yayında “Hiç kamp yapmayanları, ilk defa yapacakları özellikle bekliyoruz.” lafı beni heyecanlandırdı ve anında formu doldurdum. Çadırın mı yok gel, uyku tulumu mu yok yine gel, mat da var hepsi bizde var kirala kullan dediler.

Sırt çantamı, kıyafetlerimi aldım. Motoruma atladım gittim. İyi ki de gittim. Sağolsunlar kamp girişinde Melke ve Gökhan karşıladı. Onlarla da tanıştım. Zaten sanki hep tanışıyor gibiydik. Malzemelerimi temin ettim ve çadırı kurmayı bana kamp görevlisi arkadaş öğretti. Bundan 5 dk sonra çadır kurmayı bilmeyen komşumun çadırını ben kurdum.

Müthiş iyi insanlar topluluğu oluştu. Zaten gitmeden önce düşüncem, doğayı seven hayvanı sever, hayvanı seven insanı sever, yardımı, paylaşmayı sever idi. Gerçekten öyle de gözlemledim. Herkes inanılmaz paylaşımcıydı Ve kamp organizasyonu harika geçti. 

İstediğinin sofrasına otur, istediğinle çekinmeden git tanış; insan iyi hissediyor gerçekten. 

Kampla alakalı anlatılabilecek çok şey var ama kısacası ben ilk kez kamp yapan biri olarak ne hayal ettiysem orada buldum. Doğa, yeni ve güzel insanlar, müzik, yeni bilgiler, ufkunuzu açacak güzel atölye ve sohbetler. Hiç birşey yapmazsan bile, kimseyle taşımasan bile kesinlikle kendinle tekrar tanışabilirsin. 

Bana uyan her kamp fırsatını değerlendirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Melke, Gökhan ve tüm ekibe tekrar teşekkür ederim bu güzel deneyim için.

İnstagram: @ibrahim.tuncc



ilk defa kamp

İZLEM & CAN EKEN: “İlk sizin videolarınızı izleyerek kamp yapmaya karar verdik ve ilk kampımızı sizle yaptık. Ne şans!”

(İlk Kamp Deneyimi: 1. Kilyos Doğaya Dönüş Kampı)

Merhaba, öncelikle bu muhteşem doğa aktivitesini sevdirdiğiniz, kamp yapmanın keyfini aşıladığınız için her ikinize ve daha nice arkadaşlarınıza teşekkür ederiz. Ben ve eşim uzun zamandır (çok keyifli işlerimiz olsa da) hafta sonlarımızın şehirdeki koşturmacanın içinde geçmesinden mutlu değildik. Zaten hafta içleri sürekli stresli ve koşturmacalı, havası kirli, negatif yüklü sokakları yaşıyorduk. Bu kötü atmosferi az da olsa iyi bir şeylerle değiştirmek istiyorduk. Tesadüfen görsel merakla takip etmeye başladığımız sosyal medya hesaplarınızı gün geçtikçe daha dikkatli incelemeye başladık ve kendimizi büyük bir heves içinde bulduk. Yaklaşık 1 ay boyunca her akşam saat  8’den gece 12-1’e kadar özellikle Gökhan ve senin youtube videolarınızı, deneyimlerinizi izleyip notlar aldık. Sonra kendimizi kamp alışverişi yaparken bulduk. Malzemelerimizi tamamladığımız hafta hemen kamp yapmaya gidelim dedik ve yine tesadüfen o hafta siz bir kamp düzenlediniz. Hem de ilk kampı olacaklar için! Harika bir haberdi! Tüm malzemelerimizi kaptık Doğaya Dönüş Kampı’na geldik!

Geldiğimizde tesadüfen Rotasız Baran’a komşu olduk. Onun yanında çadır atmak ayrı keyifti çünkü Baran’ın kedisi Rota’nın her sabah ve akşam fare getirmesini izledik ve Baran’ın muhteşem demleme kahvelerini deneyimledik. Gökhan’la sohbet etme şansımız oldu. Bizim icin çok keyifli bir etkinlik oldu. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz. Hem çok sakin, çok sessiz; hem de bir o kadar huzurlu, dolu dolu geçen bir kamp oldu. İlk sizin videolarınızı izleyerek kamp yapmaya karar verdik ve ilk kampımızı sizle yaptık. Ne şans!

Ertesi hafta sonu hemen başka bir yere kendi başımıza kamp yapmaya gittik. Biz bu işi çok sevdik! Değişik mekanlarda yeni organizasyonlarınıza da katılmaktan son derece mutlu olacağımızı bilmenizi isteriz!

Instagram: @izlem.unver.eken & @caaneken



HATİCE SENA BÜYÜKBAŞ: “Kampa gittiğimizde “Arkadaşımın söylediği ilk şey “İstanbul’daki insanlar gülebiliyor muymuş?” oldu.”

Merhabalar. Ben Hatice Sena. İlk kamp deneyimim Doğaya Dönüş Kampı ile gerçekleşti. Kamp alanına gittiğimizde ilk yeşili gördüğümüz, ağaçlık patikaya girdiğimiz anda içimizi bi ferahlık kapladı. Rengarenk çadırlar ve o hareketli ortam bizi büyülemişti zaten. Yardım alarak çadırımızı kurduktan sonra keşfe çıktık. Arkadaşımın söylediği ilk şey “İstanbul’daki insanlar gülebiliyor muymuş?” oldu. Çünkü herkes birbirinin gözünün içine bakıyor, gülümsüyor ve selam veriyordu. Koca bir aile olduğumuzu o zaman hissettim. Küçücük bir sorun olsa dahi hiç tanımadığınız bir kişi size siz sormadan dahi yardım ediyordu. Özellikle yemek saatlerinde aramızdaki destek ve yardımlaşma çok güzeldi.

Kamp ateşi yakmak, ateşte yemek pişirmek, değişik çadır ve karavanların yanında 200 kişilik bir ilham kaynağımız vardı. Hepsi birbirinden kıymetli deneyimlere sahiptiler ve bu yaşanmışlıkları paylaşmak muhteşemdi.

Ateş başında sucuk pişirirken yapılan sohbetler, ateşin yanında sönük kaldığı o güzel sesler, gece yürüyüşünde arkandakini kollamak, uyurken dalgaların ninni söylemesi bence insanın hayatında yaşaması gereken nadide anlardan. Ben bu kampla ilk kez tanıştığım insanlara cani gönülden bağlanmayı, doğanın bir parçası olmayı ne kadar çok sevdiğimi öğrendim. Kampta emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Instagram: @sena_bykbs


ilk defa kamp

SELİME & İBRAHİM EROĞLU: “Şairin de dediği gibi yolun yarısı ve ağır ağır çıkılan hayat merdivenlerini yorularak değil, eğlenerek, zevk alarak çıkmak istiyorum artık.”

Her ne kadar canlı olan her şeyi sevsem de yer yatağımız gökyüzü yorganımız olsun diyenlerden değilim. 8 yaşındayken “İzci bitki ve hayvanları sever ve korur.” Diyerek ilk kamp hayatıma adım attım ama her kamp deneyimim doğa içinde tesislerde oldu. İlerleyen yaşlarda da gittiğim kamplarda çadır hayatına çok sıcak, sevimli bakmadım; bakamadım. Etrafın söylediğine göre çok ‘kılçık’mışım. Hatta 2018’in Ağustos ayında deneyimlemeye çalıştığımız çadır kampının hüsranıyla bir daha asla demişliğim de vardır. Ta ki eşimin “Bu yıl doğum gününde seninle doğa kampına gitmek, farklı bir şeyler yapmak istiyorum. Beğenmezsen de toplanır döneriz.” demesine kadar. Birden 20-21 Ekim Kilyos Doğaya Dönüş Kampı’na hazırlanırken buldum kendimi. 

Günübirlik gezilerin verdiği tecrübelerle çıktık yola. Nereye gidiyoruz, nasıl olacak, yapabilir miyim gibi deli düşünceler vardı kafamda. Kamp alanı girişinde güler yüzlü iki güzel insanın karşılamasıyla bir “Oh” dedim ama yine de tedirgindim. Dedim ya kılçığımdır az biraz. Yerleşimdi, yardımlaşmaydı, tanışmalardı derken o unutulmuş mahalle kültürünü ben Doğaya Dönüş Kampı’nda gördüm ve inanılmaz mutlu oldum. Saatler ilerledikçe gördüğüm sıcak, samimi ve doğal ortamın karşısında, temiz havanın da etkisiyle geceyi sabah ettik. 

Ertesi gün kamp sona erdiğinde yağmur yağacak endişesi ile erkenden toplanan çadırlara inat ben biraz daha bekleterek kampın tadını tiridine bana bana çıkarıyordum. Her güzel şeyin sonu olduğu gibi kampın da sonu geldi ve ben önyargılarla gittiğim bu kamptan ayrılmayı hiç istemedim. Diğer taraftan bizi bekleyen işler, sorumluluklar, olduğundan boş duvarların, plazaların olduğu gerçek hayatımıza dönmek üzere yola koyulduk. Güzel dostlukların kurulduğu, unutulmuş kültürlerin yaşatıldığı güzel duyguların ve güzel insanların uğurlamasıyla… 

İlk hatırladığım doğum günü hediyem babacığımın aldığı hikaye kitabıydı. Hansel ve Gratel. Kitapları sevmemi, okuma alışkanlığı kazanmamı sağlamıştı. Yaşım altıydı. Yıllar sonra hayat arkadaşımdan, sevgili eşimden aldığım bu unutulmaz deneyim ise ilerleyen yaşamımda nasıl yaşamam gerektiği konusunda düşünmemi ve aslında ne kadar doğal bir insan olduğumu anlamamı sağladı. Yaşım ise 35 oldu. Şairin de dediği gibi yolun yarısı ve ağır ağır çıkılan hayat merdivenlerini yorularak değil, eğlenerek, zevk alarak çıkmak istiyorum artık. 

İyi ki Doğaya Dönüş Kampı’na katılmışım. Dilerim ilerleyen etkinliklerde de hep beraber oluruz. 

Instagram: @selimekeskineroglu



ZAHİDE ÖNGER  :“Jim Rohn  “Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.”  demiş. Benim yaptığımda tam olarak buydu. Ne istediğimi biliyorum, ona doğru yürümeye, yolda olmaya devam edeceğim.”

Merhaba! Ben Zahide. Çocukluğumdan beri kamp yapmak hayalimdi. Tek başıma kamp yapmaya cesaret edemiyordum. Ta ki #doğayadönüşkampı‘nın reklamında #tekbaşınadaolur yazısını görene dek. “İşte bu!” dedim, “Tam zamanı”. Kampa dair hiçbir ekipmanım olmadan sırt çantamı takıp gittim. Çadır nasıl kurulur? Uyku tulumu gerçekten ısıtıyor mu? Kampta nasıl yemek pişirilir? Hiçbir fikrim yoktu. Şaşkın, endişeli, heyecanlı ve merak içersindeydim. İlk kampımdan sonra bu duygularım yerini, mutluluk, huzur ve özgürlüğe bıraktı…

Sanki hayatım boyunca orda duran bir pencere vardı; önünde ağaçlar olan samanyolunun göründüğü ve ben o pencereden hiç bakmamıştım. Doğada olmak, yıldızların altında uyumak, kamp ateşi, ateş başı sohbetler, birlikte hazırladığımız yemekleri yine hep birlikte yemek anlatılabilir gibi değil gerçekten. Yaşamanız lazım! İlk gece uyumak için çadırıma girdiğimde tekrar tekrar soruyordum kendime “Bu gerçek mi? Gerçekten yaşanıyor mu şu an?” Adeta bir masalın içinde olmak gibiydi. Çocuk gibi saf bir mutlulukla dolmuştum, sanki eksik olan bir şey şimdi tamamlanmıştı. Şehir telaşı yerini doğanın dinginliğine bırakmıştı. Doğanın kucağı öyle güvenliydi ki, endişe ettiğim tüm tehlikelerin aslında şehirde olduğunu anlamıştım.

Kamptayken birlikte olduğumuz insanlar, yalnızca dünyalıydı. Kim nerden gelmiş, nereli, hangi işle meşgul, nasıl giyiniyor, nelerden hoşlanıyor bunların hiçbiri fark edilmiyordu. Statü yoktu, telaş yoktu… Herkes bol bol gülümsüyor ve paylaşıyordu. Ait olduğum yeri bulduğumu hissetmiştim. Çok acemiydim ama herkes bana bildiklerini öğretmek ve yardımcı olmak için çok hevesliydi, çok güzel dostlar edindim. Hayatım boyunca hatırlayacağım en güzel anılarım #dogayadonuskampı’na ait. En büyük teşekkürüm organizatörlerimize Melike ve Gökhan böyle bir organizasyonla bana bir masalı yaşattınız. Şu anda üçüncü kampını da yapmış yeni kamp planları hazır bir Zahide’yim. 🙂

“Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.”  Jim Rohn. Benim yaptığımda tam olarak buydu. Ne istediğimi biliyorum, ona doğru yürümeye, yolda olmaya devam edeceğim.

Ve doğayla kalacağım, sevgiyle kalacağım, iyilikle kalacağım. Yolda karşılaşmak dileğiyle… Sevgilerimle.

Instagram: @zahideonger

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: