Romanya Turum: 22-31 Ağustos 2016

22-31 Ağustos tarihleri arasında, sırt çantalarımızla Romanya’da otostop çekerek bir tur yaptık. Ulaşımımızı otostop çekerek sağladığımız bu turda, 9 günde yaklaşık 900 kilometre yol yaptık ve 7 şehir gördük. Hemen belirtelim, yazının ilk birkaç sayfası daha sonra hatırlayabilelim diye anılarımızdan oluşuyor. Tur ile ilgili bilgileri kestirmeden almak istiyoruz, bize hikaye anlatmayın diyorsanız buradan sayfanın altında bulunan “Genel Bakış” başlığına dikey geçiş yapabilirsiniz.

22.08.2016, Bükreş

Romanya’ya ayak bastığımızda ufak bir Bükreş turundan sonra couchsurfing sitesinden bizi ağırlamayı kabul eden Angela’nın evine gittik. Ev arkadaşı kendileri dışarıya çıkarken bizim de çıkmamız gerektiğini söyleyince pek ısınamadık ve biraz dinlendikten sonra warmshowers’tan yakınlardaki başka birine yazdık. Sevgili Militon son dakikada yazmış olduğumuz mesaja hiç gecikmeden cevap verdi ve bizi sıcak bir biçimde kabul etti. Evine gittiğimizde hep birlikte yemek yedik, bol bol sohbet ettik ve uyuduk.

İlk izlenimlerimize göre Bükreş, kalabalık ve gürültülü bir şehir. Şehrin hemen her yanı komünist dönemden kalma büyük, gri ve insanların üstüne üstüne gelen bina bloklarıyla çevrili. Binaların oluşturduğu kötü görüntünün yanı sıra yeşilliklerin içine kurulmuş bir sürü büyük park da var. Türkiye’ye kıyasla yaşam neredeyse aynı. Bükreş’te taksilerin kilometre fiyatı 1,34 Lei’den başlıyor. Bunun yanında kilometresine 1,79 Lei alan turist avcılardı da yok değil. Taksilerin ön kapılarında fiyatları yazıyor. Taksi kullanmadan önce tarifelerini gözden geçirmekte fayda var. Bizim başımıza gelmese de, taksimetreyi açmadan turist kazıklamaya çalışanların çok olduğunu söylediler.

23.08.2016 Bükreş- Ploieşti- Raşnov- Braşov

Romanya’da simitin muadili covrig. Ve inanılması güç ama çok lezzetli.

Covrig – Türkiye’deki simit (1lei – 0,75 kuruş)
Covrig – Türkiye’deki simit (1lei – 0,75 kuruş)

Sabah covrig ve kahve ile yaptığımız kahvaltıdan sonra Bükreş’in merkezinden uzaklaşarak Braşov’a gitmek üzere otostop çekmeye başladık. Tüm yolculuğumuz boyunca şehir içinde otostopun başarılı olduğu tek yer burasıydı. Ploieşti’ye giden genç bir çocuk bizi aldı. Bizi aldıktan 2-3 kilometre sonra yolda gördüğümüz otostop çeken kucağında kedisi, yanında annesi ile bir çocuğu ve bir amcayı da aldık.

Ploieşti’ye yaptığımız yolculuk kalabalık fakat bir o kadar da eğlenceliydi. Ploieşti’de indikten sonra Braşov’a gitmek için otostop çekmenin uygun olduğu yere yürümemiz 2 saate yakın sürdü. Şehir içindeki bu iki saatlik yürüyüşümüz esnasında şansımızı deneyerek elimizde ‘Braşov’ yazılı bir karton taşıdık.

Fakat hiçbir işe yaramadı. Otobandaki yol ayrımına geldiğimizdeyse bir aracın durması yalnızca 10 dakika aldı. Miguel, kendi yolunu uzatarak bizi doğasıyla ve ufak evleriyle kendine hayran bırakan Raşnov’a götürdü. Miguel sayesinde Romanya’da kalbimizi bıraktığımız şehirlere bir yenisini daha eklemiş olduk. Braşov’a indiğimizde hava kararmaya başlamıştı. Braşov’un Black Church denilen meydanına geldiğimizde bir müddet durup taşla döşenmiş tertemiz zemini, tuğladan yapılma çan kulesini, az ötemizde ışıklandırmasıyla görünen Black Church’ü ve hemen yanımızda uzayan tepeyi ve tepedeki Braşov yazısını hayranlıkla inceledik.

Özellikle Bükreş’teki komünist dönemden kalma büyük, gri ve samimiyetsiz binalardan sonra Braşov beklediğimizden herhalde binlerce kat daha güzeldi. Meydandaki restoranlardan birinde pizzamızı yedikten sonra şehirde yürümeye başladık. Hava çoktan kararmış, vakit geç olmaya başlıyordu ve konaklamak için mesaj gönderdiğimiz hiç kimseden ses seda çıkmamıştı. O yüzden yürürken bir taraftan da otellere bakıyorduk. Parklarda kalmayı planlayarak yanımıza aldığımız uyku tulumları da yağmurlu havalarda pek işe yaramayacağı için bir seçenek olmaktan çıkmıştı. Hostel arayışımız sırasında tanıştığımız Victoria untulacak gibi bir tip değil. Bana sarkması ile aklımızda daha çok kalacağı kesin olsa da bizim gittiğimiz tüm hostel ve otellerden yer yok cevabı almamızdan duyduğumuz gerginliğe rağmen bizi epey güldürdü.

Gece 2’de, artık son çareleri değerlendirmek için meydanda banklarda oturmuş, birbirimize pahalı otellerden birine teslim olacak mıyız bakışları atmaya başladığımız esnada, bir dükkanın kapısının önünde 3 kişinin kocaman çantalarıyla birlikte oturup bir şeyler içtiğini gördük. Daha sonrasında evsiz olduklarını, İspanya’da terk edilmiş bir fabrikada diğer evsizlerle birlikte yaşadıklarını öğrendiğimiz bu kişilerin yanlarına gidip sokakta kalıp kalmayacaklarını sorduk. Bizim derdimiz sokakta uyuyacaklarsa yanlarında uyumaktı. Basit bir içgüdüyle ne kadar kalabalık olursak o kadar güçlü oluruz diye düşünmüştük. Bize çadırları olduğunu ve içecekleri bittikten sonra dağın eteklerinde kamp kuracaklarını söylediler. İyi geceler dileyip yanlarından ayrıldık.

Yaklaşık 3-4 metre uzaklaşmıştık ki arkamızdan seslenip çadırlarından birini bize verebileceklerini söylediler. O an, o kadar yorgun olmasaydık mutluluktan dans etmeye başlayabilirdik. Bu teklif ilaç gibi geldi. Parka gidip çadırımızı kurduk ve uyku tulumlarını getirmekle verdiğimiz doğru kararın gururuyla uyuduk.

Romanya'da otostop

24.08.2016, Braşov

Sabah arkadaşlarımıza çadır için teşekkür edip yanlarından ayrıldık. Kahve ve şeker ihtiyacımızı karşılamak için bir donutçuya girdik. Burada telefonlarımızın ve bütün power banklarımızın şarjlarını doldurduktan sonra bir gece önce karanlıkta gezdiğimiz yerlerde bir kez daha dolandık.

Braşov’da bir gece daha geçirmek istediğimiz için yine derin bir hostel araştırmasına girdik ve hostellerden daha ucuz, bulunduğumuz turistik bölgeden 3-4 kilometre uzaklıkta, Türkiye’de 4 yıldız konforuna denk gelebilecek temizlikte 2 yıldızlı bir otel bulduk. Braşov’un Old Town denilen Black Church’ün de bulunduğu turistik bölgesinde otel fiyatları pahalı. Şehir kısmına doğru gidildiğinde fiyatlarda kayda değer bir azalma oluyor. Birinde 8 kişilik odalar kişi başı 50 Lei iken diğerinde iki kişilik otel odalarını 100 Lei’e bulabiliyorsunuz. Eğer yolunuz Braşov’a düşerse bunu göz önünde bulundurun.

Eşyalarımızı odaya attık, akşam yemeğimizi bir pizzacıda yedik ve bir önceki gece uyuduğumuz soğuk sert zeminden sonra yumuşacık yataklarda güzel bir uyku çektik.

Romanya'da otostop
Bazı şehir merkezlerinde ve park bölgelerinde bulunan içme suyu çeşmeleri Romanya’da çok işimize yaradı. Çünkü ülke ucuz olmasına rağmen marketlerde satılan su her yerde pahalıydı.

25.08.2016, Braşov- Predeal- Floreşti- Ploieşti

Braşov’dan Ploieşti’ye gitmek üzere otostop çekeceğimiz bölgeye yürürken yol üzerinde çok güzel parklar gördük. Parklardan daha güzeli ise belli bir yaşın üzerindeki amcaların satranç turnuvalarını izlemekti. Daha sonra bunun Romanya’da sıklıkla karşılaşılabilecek bir manzara olduğunu öğrendik.

Romanya'da otostop
Romanya’da, parklarda sık sık yapılan satranç turnuvalarından birine şahit olduk. Geç gelenler maçlarını güneşte yapıyor.

Yol üzerinde gördüğümüz Decathlon’a girdik. Fiyatlar Türkiye’deki fiyatlarla sayısal olarak aynı. Fakat Türk Lirası ve Lei arasındaki fark nedeniyle Romanya’daki Decathlon bizdekinden yaklaşık %25 daha ucuz. Decathlon’dan bir iki şey aldıktan sonra otostop çekmeye devam ettik. Yol üzerinde küçük bir kasaba olan Predeal’a giden bir araca denk geldik. Predeal, Braşov ve Bükreş arasında ufak bir kasaba. Zaten Braşov’dan Bükreş’e giden yol üzerindeki bütün kasabalar birbirine benziyor. Hepsi yeşilliklerin arasında, yolun karşılıklı iki tarafına yapılmış küçük, müstakil binalardan oluşuyor. Bu arada bulunan Sınai denen yeri epey methediyorlar. Biz buranın ne kadar güzel bir yer olduğunu çok geç öğrendik ve bu yüzden ziyaret edemedik.

Predeal’da tekrar otostop çekmeye koyulduk. Buradan Floreşti’ye geldik. Yolculuk herhalde en sessizlerden biriydi. Yollar dağların arasından uzanıyordu. Her yer o kadar güzeldi ki, sürekli birbirimizi dürtüp şuna bak, buraya bak deyip durmak dışında gıkımızı çıkaramadık. Floreşti’ye varıp birkaç yüz metre yürüdükten sonra hemen biri daha durdu ve bizi Ploieşti’ye götürdü. Burada Couchsurfing’den gönderdiğimiz mesaja olumlu yanıt veren Alexandrau ile buluştuk. Bizi şehrin merkezinden aldı, hep birlikte yemek yedik ve evine gittik.

26.08.2016, Ploieşti- Bükreş

Sabah Alex bizden önce çıkmıştı. Biz de bir teşekkür notu yazarak evden ayrıldık. Ev otobana yakın olduğu için kısa sürede otostop çekeceğimiz yere ulaştık. Genç bir çocuk bizi aldı ve Bükreş’e götürdü.

Beraber bir şeyler atıştırdıktan sonra düğünü olan sevgili arkadaşımız Gabriela’nın bizim için ayarladığı otele gittik. Otel 4 yıldızlı, havuzlu, spor salonlu Novotel. 2 gün önce evsizlerin bizimle paylaştığı çadırdan sonra otelden beklentimiz bu değildi. Otelin lobisinde odamızın anahtarını alıyorken birbirimizle bakıştık ve bir şey demeden anlaşıp gülüştük. Otel odasındaki su ısıtıcısını gördüğümüzde ise tam anlamıyla dünyanın en mutlu insanları olduk. Çünkü sonunda istediğimiz kadar çay içebilecektik!

Romanya'da otostop
Bükreş’in birçok yerinde bisiklet yolları ve bisikletliler için ayrı trafik ışıkları bulunuyor.

27.08.2016, Bükreş

Sabah erken kalkıp cicilerimizi giydik ve hazırlanıp düğünün yapılacağı yere doğru yola koyulduk. Düğünün yapılacağı yer şehirden 2 saat uzaklıkta, dağ eteğine kurulmuş yemyeşil bir köy. Gabriela’nın liseden arkadaşı, babasının arazisini değerlendirerek bir düğün evine çevirmiş. Aramızda Romanya’da evlenmeyi düşünenler var mı bilinmez ama The Wedding House muazzam bir yer.

28.08.2016, Bükreş- Köstence- Mangalya- Vama Veke

Otelde bize ayrılan zaman doldu, hızlıca odamızı boşalttık ve doğuya doğru yola koyulduk. Yürüyeceğimiz yol uzun. Hedefimiz olan Vama Veke için önce Köstence’ye gitmemiz gerekiyordu. Köstence şehri Bükreş’ten 220 km uzaklıkta. Köstence’den sonra Vama Veke için 80 km daha yolumuz var. Önümüzde yürümemiz gereken son ve uzun bir caddenin başından sonuna kadar giden bir tramvay olduğunu fark ettiğimiz anda koşar adım durağa gittik. Biz 23 numaralı tramvayla gittik. Aynı yere 27 numaralı tramvay da gidiyormuş. Romanya’da toplu ulaşımda kullanılan eski usul biletler aracın iniş biniş kapılarının yanındaki küçük kutuların içine sokuluyor ve tarih – saat bilgisi basılı halde geri alınıyor. Bunun kontrolü arada sırada araçlara binen kontrolör tarafından yapılıyor. Biz risk alarak tramvaya biletsiz bindik ve herhangi bir sorunla karşılaşmadık.  Zaten en az 10 durak gitmemize rağmen bizimle aynı duraktan binip bilet veya kart okutan kimseyi de görmedik.

Tramvaydan indikten kısa süre sonra otostop için uygun bir yer bulduk. 5 dakika ancak geçmişken önümüzde bir BMW 5.30 durdu. Önce bizim için durmamıştır diye düşünerek pek yanaşmadık ancak camı açıp bize bakınca bir elektrik oldu aramızda. “Konstanta, konstanta” bağırışları ile birlikte onaylama ifadesi olan kafa sallamasıyla araca bindik. 220 kilometrelik bu uzun yolu klimalı ve konforlu bir araçla gitmenin sevinci tarif edilemez. Köstence’ye akşamüstü vardık. Hala Vama Veke’ye kadar 80 kilometrelik yolumuz vardı. Saat 9’u geçerken tek kelime İngilizce bilmeyen bir teyzenin yönlendirmesi ile bizi otostop çekmek için şehir dışına götürecek bir otobüse bindik. Yine bilet almadık ve bir sorunla karşılaşmadık. Otobüsten inip biraz yürüdükten sonra otostop çekmek için uygun bir yer bulduk.

Saat geç olduğu için pek umudumuz yoktu fakat beyaz station vagon atıyla Ovidiu çıkageldi ve Mangalya’ya gittiğini söyledi. Mangalya Vama Veke’ye giden yol üzerindeki, Vama Veke’nin de ilçesi olduğu şehir. Her ne kadar Mangalya’dan sonra Vama Veke’ye ulaşmak için bir 10 kilometre daha gitmemiz gerekse de ne kadar yaklaşırsak kardır diye atladık arabaya. Ovidiu bizi alanlar arasında en iyi İngilizce bilen kişi olmasının yanı sıra Türkiye hakkında da epey fikir sahibiydi. Yolculuğumuz boyunca genelde uzak kalmayı tercih etsek de siyaset de dahil olmak üzere bir sürü konudan konuştuk. Ovidiu, bize tüm sahil şeridini gezdirdi ve isimlerini Neptün, Venüs, Jüpiter gibi gezegenlerden alan bölgelerin hikâyesini anlattı. Kendisi Mangalya’da oturuyordu.

Aslında burada ayrılacaktık fakat Vama Veke’ye kadar bırakmak konusunda ısrar etti. Biz de, o saatte başka bir araç bulamayacağımızı bildiğimizden utana sıkıla kabul ettik. Önce tabelasını görüp şaşırdığımız Mangalya’da bulunan Esmahan Sultan Camisi’ni, daha sonra şehrin merkezini, sahilini ve kendi evini de gösterdikten sonra bizi Vama Veke’ye götürdü.

Romanya'da otostop
Vama Veke sahili.

Vama Veke’ye girdikten sonra gördüğümüz ilk manzara tam bir hayal kırıklığıydı. Sahile inen meşhur, aydınlık, gürültülü; kafe ve barların olduğu sokaktan yolun ortasında ayakta duramayan sarhoş insanlara dikkat ederek kumsala indik. Kumsal, yüksek sesli müziğin birbirine karıştığı diskolarla doluydu.

Romanya'da otostop
Vama Veke sahilinde bulunan açık hava diskolarından biri.

Ovidiu’nun demesine göre sahili ve denizi ile meşhur olan bu küçük kasaba, zamanla sarhoş ve uyuşturucu kullanan insanların en uğrak yeri olmuş. Ama yine de Ovidiu, burada otele para vermemize gerek olmadığını, müzik sesine dayanabilirsek sahilde uyuyabileceğimizi belirtti. Gecenin kahramanı Ovidiu’dan ayrıldık ve karnımızı doyurup tüm elektronik cihazlarımızı şarj ettik. Geceyi bu güzel havada Karadeniz kıyısında kumsalda geçirmeye karar verdik. İlerleyen saatlerde sağanak yağış olacağını öğrendiğimiz için kendimize güzel bir şemsiye ile iki güzel şezlong seçtik. Kumsalda uyuşturucu ve diğer yasadışı olaylar için polis hep tur atıyordu. Nihayetinde çantalarımızı güvenlik için uyku tulumlarının içine koyup ayakkabılarımızdan yastık yaparak güzelce uyuduk. Bu arada gece boyunca diskolardan gelen müzik sesi bitmedi fakat bizi rahatsız da etmedi.

29.08.2016, Vama Veke- Mangalya- Köstence- Bükreş

Sabah 7’de başlayan sağanak yağmurla açtık gözlerimizi. Başka bir alternatif olmadığından yine sahile inen sokakta bir şeyler atıştırdıktan sonra bir önceki gece dikkatimizi çeken beş dakika yürüme mesafesindeki Vama Veke tabelasına yürüdük. Tabela gezginlerin yapıştırmalarıyla doluydu. Biz de kendi yapıştırmamızı Romanya’nın çeşitli yerlerinden sonra bu tabelaya da yapıştırıp bir iz bıraktık.

Gezecek başka bir yer ve yapacak başka bir şey olmadığı konusunda resmen bakışarak anlaştık ve henüz gecesinde vardığımız Vama Veke’den ayrılmaya ve Köstence’ye dönmeye karar verdik. Bu kararımızdan 5 dakika sonra duran araç bizi Mangalya’ya;  oradan da yine 10 dk içinde duran bir araç bizi Köstence’ye götürdü. Köstence’nin sahilini ve merkezini gezerken bize çekici gelen bir şey bulamadık ve Bükreş’e gidip gezmediğimiz kısımları görelim dedik. 3 Lei vererek aldığımız iki kişilik biletle otobüse atlayıp şehir merkezinden uzaklaştık ve otostop çekeceğimiz yere geldik.

Romanya'da otostop
Romanya’da toplu taşımadan kullanılan bilet sistemi

Bu arada, biletimizi kontrol eden yine olmadı. Otobüsün son durağında inip otostop çektik. Bu sefer tek kelime İngilizce bilmeyen, yolculuğumuzun en son ve en aksi şoförüne denk geldik. Neyse amca aksi maksi, bizi Bükreş’e kadar getirdi. Warmshowers’ta mesaj gönderdiğimiz bizi ağırlayabileceğini söyleyen sevgili Sorin’le konuştuk. Sorin geç kalmamamızı, yetişebilirsek kendisinin boks antrenmanına katılabileceğimizi söyledi. Eve giderken yine Romanya’nın komünist zamanlarına özgü büyük ve gri bina bloklarının arasındaki sokaklara girdik. O arada keşke bu sefer bahçe içinde bir evde kalabilsek diye geçirdik içimizden. Ve şaka gibi ama gittiğimiz ev gerçekten de iki katlı, bahçe içinde, Bükreş’in samimiyetsiz apartmanlarıyla kıyaslandığında cennet gibi bir yerdi. Sorin bir diş hekimi ve oldukça büyük olan evinin ön kısmını muayenehaneye çevirmiş. Arka tarafta ise misafirleri için ayırdığı, duşu, tuvaleti içinde olan küçük bir stüdyo dairesi var. En alt katta ise sevimli Fransız Buldogları ile birlikte Sorin yaşıyor.

Sorin’in ev arkadaşlarından biri.
Sorin’in ev arkadaşlarından biri.

İlk yorgunluğumuzu attıktan ve ortama alıştıktan sonra Sorin’in arkadaşları ile birlikte antremana başladık. Biz Sorin’in arka bahçesinde bulunan el emeği göz nuru 10 metrekarelik ufak bir alanda kum torbaları ile ilk dersimizi alıyorken onlar dışarıda mücadele ediyorlardı. Boks antrenmanı ile geçen keyifli bir akşamdan sonra köpek dostlarımızla ufak bir yürüyüş yapıp, Sorin’in annesinin hazırladığı yemeklerden tattık ve uyuduk.

Bükreşte bizi ağırlayan Sorin'in (en solda) birlikte boks yaptığı arkadaşları.
Bükreşte bizi ağırlayan Sorin’in (en solda) birlikte boks yaptığı arkadaşları.

30.08.2016, Bükreş

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Romanya’ya geldiğimiz ilk gün bize evini açan Militon ve güzel kız arkadaşı Diana ile buluştuk ve şehrin en büyük parkı olan Parcul Herastrau’yu gezdik.

Bükreş'in en büyük parkı olan Parcul Heratrau'dan bir manzara.
Bükreş’in en büyük parkı olan Parcul Heratrau’dan bir manzara.
Bükreş’deki Parcul Herastrau parkında hayvanlar için düşünülmüş onlarca ayrıcalıktan biri.
Bükreş’deki Parcul Herastrau parkında hayvanlar için düşünülmüş onlarca ayrıcalıktan biri.
Romanya tatilimizdeki son akşam yemeğimiz. Bükreş'n merkezinde bulunan Latin Pizza.
Romanya tatilimizdeki son akşam yemeğimiz. Bükreş’n merkezinde bulunan Latin Pizza.

31.08.2016, Bükreş- İstanbul

Sabah erkenden uyandık. Duraktan 783 numaralı halk otobüsüne binerek 1.5 saatte havalimanına ulaştık. İki kişi için otobüs bileti 9 Lei’di ve yine kimse kontrol etmedi. Takriben 1 saat 15 dakika süren uçuşumuzun ardından İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na indik. Oradan da otobüse binerek adam başı akbil basarak evimize sağ salim vardık.

ROMANYA’YA GİDECEKLER İÇİN  TÜYOLAR

ROMANYA PARA BİRİMİ

Romanya’da Lei kullanılıyor. 2016 yılı, Ağustos ayının kuruna göre 1 Lei yaklaşık 75 kuruş.

GÜZERGAHIMIZ 

Bükreş – Ploieşti – Raşnov – Braşov
Braşov – Predeal – Floreşti – Ploieşti
Ploieşti – Bükreş
Bükreş – Köstence – Mangalya – Vama Veke
Vama Veke – Mangalya – Köstence – Bükreş

ROMANYA’DA ULAŞIM & TOPLU TAŞIMA

Biz şehirlerarası yolculuklarımızı otostop çekerek yaptığımız için toplu taşımayı yalnızca şehir içi ulaşımda kullandık. Toplu taşıma ağı geniş fakat araçların hepsi eski ve gürültülü. Toplu taşıma için yapılan ödeme sisteminin başarısızlığı bu durumu açıklıyor aslında. Bizdeki akbil benzeri bir kart kullanıyorlar. Bir de bilet satışı var. Tramvay ve otobüsler için kart basmanız veya bilet almanız gerekiyor. Ancak sorun şu, bu bileti veya kartı otobüse bindiğinizde içerideki kart/bilet okuyuculara gösteriyorsunuz. İçeri herhangi bir kapıdan girebildiğiniz için de bu tamamen sizin inisiyatifinize kalmış. Sürücünün olayla zaten ilgisi yok. Araçlarda yolcuların şoförle irtibat kurmalarının mümkün olmadığı ayrı bir sürücü kabini var. Sizden bilet göstermenizi istemediği gibi neden kart basmadığınızı da sormuyor.

Bilet sistemi de şöyle işliyor: Biletinizi içeride bulunan birkaç makinadan birine sokuyorsunuz o da üzerine tarih damgası vuruyor. Kontrol arada bir yapılabiliyormuş. Biz herhalde 3 farklı şehirde toplamda 5 kere otobüs ve tramvay kullandık ama sadece 1 kere Braşov’da kontrole denk geldik. Kontrolcü abla biletin ucunu yırttı, geri verdi. O kadar. Genel olarak zaten ne kart basan ne de bilet alan kimseyi görmedik. Son olarak sadece metrolarda turnike sistemi var. Yani İstanbul’daki sistemle aynı.

İki kişilik otobüs biletleri 3-5 Lei arasında değişiyor. Sadece Bükreş’ten havaalanına giden 783 numaralı halk otobüsü için iki kişilik bilete 9 Lei ödedik.

Taksilerin kilometre fiyatı 1,34 Lei’den başlıyor ve şehirden şehire göre değişebiliyor. Taksilerin ön kapılarında fiyatları yazıyor. Taksi kullanmadan önce tarifelerini gözden geçirmekte fayda var.

ROMANYA’DA OTOSTOP

Otostop ile ilgili tek bir kötü deneyimimiz olmadı. Otostop çekmek için genelde şehir içinden çıkıp yol ayrımlarına kadar yürümek zorunda kaldık ama oralarda 10- 15 dakikadan fazla beklemedik ve insanlar son derece sıcakkanlıydı. İngilizce bilenlerin sayısı az olmasına rağmen herkesle muhabbet etmenin bir yolunu bulduk.

ROMANYA’DA PARKLAR

Çok güzel parklar var. Küçük şehirlerdeki parklar genelde bizde de olan küçük parklar. Bükreş’te yalnızca şehrin en büyük parkı olan Parcul Herastrau’yu adam akıllı gezme fırsatımız oldu. Bu parkın yanında da Muzeul Satului denen köy müzesi vardı fakat biz burayı geç fark ettik. Müzede Romanya’nın farklı bölgelerine özgü ev mimarilerinden örnekler bulunuyormuş. Vaktimiz olmadığı ve saat de çok geç olduğu için içeri giremedik ve aklımız kaldı. Buraya ulaşmak da son derece kolay. Metrodan Aviatorilor durağında iniyorsunuz. Park metrodan çıkınca hemen karşınıza çıkıyor. Müze de onun yanında.

ROMANYA’DA KONAKLAMA

Couchsurfing ve Warmshowers Romanya’da da kullanılıyor. Küçük şehirlerde kalacak birilerini bulmak büyük şehirlere nazaran çok zor. Otel fiyatları da oldukça göreceli. Yani Türk parasıın Lei’den daha değerli olmasının avantajını bir kenara bırakırsak turistik yerlerde otel fiyatları pahalı. Fakat bizim Braşov’da yaşadığımız gibi biraz araştırmayla, turistik yerlerin biraz uzağında ucuz oteller bulmak da mümkün.

ROMANYA’DA YİYECEK & İÇECEK

Türk mutfağı ile çok benzer yemekler var. Biz vejetaryen olduğumuz için çoğu zaman cennete düşmüş gibi hissettik. Bizim ülkemizde olduğundan çok daha fazla vejetaryen ve vegan seçenek var. Hatta öyle ki kebapçılarda ve dönercilerde bile vejetaryen dürüm satıyorlar! Hemen her markette de vejetaryen ve veganlar için ayrı bir reyon ve bu reyonlarda çeşitli yiyecek bulunuyor.

Simitlerini mutlaka deneyin. Covrig denen o lanet şey bizde bağımlılık yaptı. Çekirdek çitler gibi bulduğumuz her yerden covrig aldık, yedik. Üstelik sadece 1 Lei.
Yiyecek ve içecek fiyatları da son derece uygun. Biz yolculuğumuz boyunca en çok yemeğe para harcadık. Ve canımızın çektiği her şeyi yememize rağmen harcadığımız para o kadar da fazla değildi.

Su içmek istiyorsanız önce gazlı suyu gazsız sudan ayırabilmeniz lazım. Sonra da en uygun fiyatı bulmanız. Çünkü su pahalı! Sanırım sadece seyahatimizin ilk 2 günü marketten su aldık. Braşov’da ve Bükreş’in bazı yerlerinde su şişelerimizi sokakta bulduğumuz çeşmelerden doldurduk. Onun dışında insanlardan teyit alarak musluk suyu içtik.

ROMANYA’DA MARKETLER

Hemen her köşe başında Mega Image dedikleri bizdeki A101, BIM muadili marketler var. Bu marketlerdeki fiyatlar son derece uygun. Birçok yerde Carrefour da var. Yalnız benzincilerdeki fiyatlar neredeyse marketlerin 3-4 katı.

ROMANYA’DA HEDİYELİK ALIŞVERİŞİ

Biz hediyelik bir şey almadık. Fakat fiyatı 15 Lei olan bir magnet görmüş insanlar olarak bu kısmı yazmadan geçmek de istemedik. Aynı magnet bir iki arka sokakta 5 Lei’den satılıyordu. Yani her ülkede olduğu gibi burada da turistseniz sizi bir elden geçirmek istiyorlar.

HARCAMALARIMIZ

(Harcamalar iki kişinin toplam harcamalarıdır.)

Taksi               19 Lei
Yeme içme       394,50 Lei
Ulaşım            27 Lei
Market            115,73 Lei
Otel                 100 Lei
———————————-
Toplam           656, 23 Lei

ROMANYA VİZESİ

Türk vatandaşlarının Romanya’ya girmek için ya Romanya vizesi ya da Schengen vizesi alması gerekiyor. Romanya, geçerli bir Schengen vizeniz varsa ayrıca vize istemiyormuş. Biz yalnızca Romanya vizesi aldık. Vizeyi nasıl aldığımızı anlattığımız yazımıza ulaşmak için tıklayın.

2 yorumlar

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: