Hikayenin devamını getir oyununun ikinci bölümüne hoş geldiniz! (Önceki hikayeye buradan ulaşabilirsiniz.) Bu hafta öncekinden tamamen farklı bir hikayemiz var. Karantina günlerinde sıkılan herkesi hikayeye devam yazmaya davet ediyorum. Oyun yine aynı sadece basit bir basit kural eklendi: Yapacağınız yorumlar 350 kelime ile sınırlı olmalı. Ben de kendi yazacağım sonu 350 kelime kuralına uyarak yazacağım. Yorumunuzu bir word dosyasında ya da Google’da kontrol ederek kaç kelime olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz. Yine yorumların sonuna instagram hesabınızı yazmayı unutmayın. Evet, hikayenin devamını en yaratıcı şekilde getiren üç kişi 50 TL değerinde hediye kitap çeki kazanacak. Bu arada hediyeleri Mehmet Kütük ve İnci Bengü Karagöz ile birlikte veriyoruz. Kendilerine böyle güzel bir oyunda gönüllü oldukları için çok teşekkür ederim. Bir de İnci Bengü Karagöz’ün Ateş’in İzi isminde bir kitabı ve hikayeler paylaştığı bir blogu var. Eğer hikaye okumaktan keyif alıyorsanız http://bengushka.blogspot.com/ adresinden bloguna mutlaka göz atın. Şimdi gelelim ikinci hikayemize: Safariye gitmek istiyorum sizlerle.

Safariye Gitmek İstiyorum

Gösterilerimizi izlemeye gelen birçok insan yaptıklarımın son derece heyecanlı ve havalı olduğunu zannediyor. Oysa benim durumumda biri için bu gibi şeyler oldukça sıradan. Bisiklet üzerinde akrobasi yapmak, ateşin içinden geçmek, ipte yürümek… Bunların benim hayatımda otobüse binmekten, uyumaktan, hamakta sallanmaktan pek bir farkı yok. Ama izleyici işin büyüsüne fazla kapılıyor. Onlara da hak vermek lazım. Onlar gösteriyi sadece bir kere izlerken ben bütün bir ay boyunca aynı şeylere çalışıyor ve sirkin açık olduğu bütün bir hafta boyunca da aynı gösteriyi yapıyorum.

Gördükleri şeyler karşısında büyük bir heyecana kapılıyorlar ama asıl heyecanlı şeyler onlar yokken oluyor. Örneğin geçtiğimiz gün bir ip cambazı neredeyse 10 metre yükseklikten düştü. Neyse ki ufak kırıklarla atlattı fakat yerine aynı gösteriyi yapmak için birini bulmak için epey uğraşmıştık. Sonra yine geçen ay gösteri yapması için kırbaçla korkutulan ayı eğitmenine saldırdı. (Ki bence bu olayda ayı son derece haklıydı. Ben olsam ben de aynı şeyi yapardım.) Şahsen ben yüksekte dans eden birini izlemektense bir ayı eğitmenine saldırdığında onları ayırmayı daha heyecanlı buluyorum. Ama bu bile anlık bir heyecandan fazlası değildi.

Safariye gitmek istiyorum

Ruhum farklı bir şeyler yapmak istiyordu. Mesela Safari’ye gitmek. Geçen gün bizimkiler izlerken görmüştüm. Safari diye bir yerde kocaman arazilerde aslanlar, kaplanlar, zürafalar, filler ve daha birçok hayvan bir arada müthiş bir hayat yaşıyorlardı. İnsanların arabalara binip onlarca aslanın arasından geçip gittiği, baktığın her yerin ufuk çizgisiyle birleştiği muazzam bir coğrafyada oluyordu tüm bunlar. Bu aslanların hepsi vahşi aslanlardı ayrıca. Bu durum her ne kadar tüylerimi diken diken etse de bir yolunu bulup Safari’ye gitmek istiyordum. Televizyonda izlediğimden beri beni gerçekten heyecanlandıran, kalbimin hiç olmadığı kadar canlı atmasına sebep olan tek şey buydu. Hikayenin devamını okumak için buraya tıklayın.

Yorumunuz önce onaya düşeceği için yaptığınız anda görünmeyecek. Paniğe hiç gerek yok, her şey kontrol altında. Kimse birbirinden kopya çekmesin diye yorumlar biriktikten sonra birkaç gün içinde yayınlayacağım.

%d blogcu bunu beğendi: