Hikayenin devamını getirdiğiniz ikinci oyunun sonuçları belli oldu! Bütün hikayeleri okumak yine çok keyifliydi. Katılan herkese kocaman teşekkür ederim. Video çağında hala okumayı ve yazmayı seven insanlar olduğunu görmek mutluluk verici. Bu hikaye oyununun kazananları Ebru Buket Aytaç, Hande ve Atakan Akyüz oldu. Kendilerini ödül töreni için Instagrama bekliyoruz. Bir önceki oyunda olduğu gibi üç kişinin sahip olacağı kitap hediye çeklerinden ikisi için Mehmet Kütük ve İnci Bengü Karagöz sponsor oldu. Kendilerine de destekleri için çok teşekkür ediyorum. Evet, hikayenin devamına geçmeden önce tüm katılımcıların yaptığı yorumları buradan okuyabilirsiniz. Şimdiyse Safariye Gitmek İstiyorum hikayesine benim yazdığım son sizlerle. (Hikayenin giriş kısmını daha önce okuyanlar doğrudan “hikayenin devamı” başlığına ışınlanabilir.)

Safariye Gitmek İstiyorum

Gösterilerimizi izlemeye gelen birçok insan yaptıklarımın son derece heyecanlı ve havalı olduğunu zannediyor. Oysa benim durumumda biri için bu gibi şeyler oldukça sıradan. Bisiklet üzerinde akrobasi yapmak, ateşin içinden geçmek, ipte yürümek… Bunların benim hayatımda otobüse binmekten, uyumaktan, hamakta sallanmaktan pek bir farkı yok. Ama izleyici işin büyüsüne fazla kapılıyor. Onlara da hak vermek lazım. Onlar gösteriyi sadece bir kere izlerken ben bütün bir ay boyunca aynı şeylere çalışıyor ve sirkin açık olduğu bütün bir hafta boyunca da aynı gösteriyi yapıyorum.

Gördükleri şeyler karşısında büyük bir heyecana kapılıyorlar ama asıl heyecanlı şeyler onlar yokken oluyor. Örneğin geçtiğimiz gün bir ip cambazı neredeyse 10 metre yükseklikten düştü. Neyse ki ufak kırıklarla atlattı fakat yerine aynı gösteriyi yapmak için birini bulmak için epey uğraşmıştık. Sonra yine geçen ay gösteri yapması için kırbaçla korkutulan ayı eğitmenine saldırdı. (Ki bence bu olayda ayı son derece haklıydı. Ben olsam ben de aynı şeyi yapardım.) Şahsen ben yüksekte dans eden birini izlemektense bir ayı eğitmenine saldırdığında onları ayırmayı daha heyecanlı buluyorum. Ama bu bile anlık bir heyecandan fazlası değildi.

safariye gitmek

Ruhum farklı bir şeyler yapmak istiyordu. Mesela Safari’ye gitmek. Geçen gün bizimkiler izlerken görmüştüm. Safari diye bir yerde kocaman arazilerde aslanlar, kaplanlar, zürafalar, filler ve daha birçok hayvan bir arada müthiş bir hayat yaşıyorlardı. İnsanların arabalara binip onlarca aslanın arasından geçip gittiği, baktığın her yerin ufuk çizgisiyle birleştiği muazzam bir coğrafyada oluyordu tüm bunlar. Bu aslanların hepsi vahşi aslanlardı ayrıca. Bu durum her ne kadar tüylerimi diken diken etse de bir yolunu bulup Safari’ye gitmek istiyordum. Televizyonda izlediğimden beri beni gerçekten heyecanlandıran, kalbimin hiç olmadığı kadar canlı atmasına sebep olan tek şey buydu.

Hikayenin devamı

Son zamanlarda kafamda bu hayalle yaşıyordum. Bir alev çemberinin içinden atlamak dışında yaptığım tek şey kafesimde Safari’ye gideceğim günün hayalini kurmaktı. O yüzden bu sabah uyandığımda bir karar verdim. Eğitmenim gösteriye çalışmak için yanıma geldiğinde onunla konuşacaktım. Artık burada yaptıklarımdan heyecan duymadığımı, Safari’ye gitmek istediğimi söyleyecektim. Uzun yıllardır birlikte çalıştığımız için beni anlayacağına emindim. Önce her zamanki gibi sohbet edecektik biraz. Sonra ben ona bu fikrimden bahsedecektim ve büyük ihtimalle üzülecekti. Onu teselli etmek için söyleyebileceğim şeylerin listesini çoktan yapmıştım.

safariye gitmek

Eğitmenim geldiğinde neşemin yerinde olmadığını fark etti. “İyi misin? Yorgun görünüyorsun,?” diye sordu. “Ben de seninle bu konuda konuşmak istiyordum.” diyerek cevap verdim ama pek oralı olmuş gibi görünmüyordu. Yelelerime dokunup “Hadi gel bakalım bugün çok eğleneceğiz” diyerek çemberleri dizmeye başladı. Ama benim niyetim çalışmaya başlamadan önce konuşabilmekti. O sırada sesini duydum “Hadi başla.” “Lütfen” dedim “Şimdi olmaz. Konuşmamız gerekiyor.” Bir süre güzel şeyler söyleyerek beni ikna etmeye çalıştı ama ben olduğum yerde duruyordum. Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu ve birdenbire kırbacını çıkardı.

Gözlerime inanamıyordum. “Hadi atla” diye bağırdı kırbacı göstererek. “Senelerdir dostuz, beni tehdit mi ediyorsun?” diyebildim sadece. Ama anlamış görünmüyordu. Tekrar “Hadi” diye bağırarak kırbacı ayaklarımın ucuna kadar savurdu. Bunun üzerine ben de sesimi yükselterek “Hayır atlamayacağım, Safariye gitmek istiyorum. Seninle çalışmak istemiyorum.” deyiverdim. Sesimi yükseltmek istemiyordum ama kalbim de çok kırılmıştı. Kendime engel olamadım. Artık orada daha fazla duramazdım. Arkamı dönüp gitmeye niyetlenmiştim ki bu defa kırbacıyla sırtıma vurdu. Acıdan haykırdım. O sırada etrafımızda bir kalabalık belirdi, insanlar bağırmaya başladı.

Aynı anda kendi eğitmenini bir yana savuran ayı aramıza girdi. Belli ki arkadaşına yapılan haksızlığa dayanamamıştı. Ayının aramıza girdiğini gören fil bize katıldı. Onu gören kaplan da yanımıza geldi ve kısa sürede sirkteki bütün hayvanlar bir araya gelip sırt sırta verdik. Ayı akıl edip o hengamede sirkin sahibini kollarının arasına almıştı. “Bizi durdurmaya çalışmayın sirkçinin canını yakarım” diye bağırıp duruyordu. Bunu yapmayı nereden öğrendiğini bilmiyordum ama işe yaradı. Hep birlikte sirkin kapısından çıktık ve akrobatların karavanına doluştuk. Aramızda araba kullanmayı bilen bir tek fil vardı. O yüzden direksiyona o geçti. Fil motoru çalıştırdıktan sonra ayı bir hışımla insanı dışarıya itti ve kapıyı kapattı. Birlikte oradan ayrıldık ve Safari’ye doğru yola çıktık.

Sıradaki hikayelerden anında haberdar olmak için bültene abone olmayı unutmayın!

Üçüncü oyuna geçmeden önce oyunla ilgili fikirlerinizi almak istiyorum. Oyunu oynamaktan keyif alıyor musunuz? Oynamaya devam edelim mi? Başka ne şekillerde geliştirebiliriz? Önerileriniz var mı? Şimdiden fikirleriniz için teşekkür ederim. Sevgiler.

%d blogcu bunu beğendi: