Geçtiğimiz sene okuduğum Eckhart Tolle’nin Varolmanın Gücü kitabından beri beni içsel bir yolculuğa çıkaran, kendime derin derin bakmamı sağlayan ve okumaktan hiç sıkılmadığım bir kitap geçmemişti elime. Bu senenin başında okuduğum Siddhartha bana bir dünyanın kapılarını aralamıştı ama o dünya bana ait bir dünyadan çok arzusuyla hayallere daldığım bir dünyaydı. Ev Yapımı Bir Paraşüt ise Varolmanın Gücü’nden sonra elimden bırakmak istemeden, bir cümleyi belki on kez tekrar ederek, iyice anladığımdan ve sindirdiğimden emin olarak okuduğum ilk kitap oldu ve bir başucu kitabı olarak kitaplığımdaki yerini aldı. Beni böylesine etkileyen bir kitabı sadece Instagramda paylaşmak da yeterli gelmeyince, bende uyandırdığı hisleri daha net aktarabilmek umuduyla Ev Yapımı Bir Paraşüt kitabı için bir inceleme yazısı yazmam gerektiğini hissettim. Eğer bu kitap bende bıraktığı izin ufak bir parçasını bile bırakırsa hayatlarınızda, kendimi iyi bir şey yapmış addedeceğim.

Ev Yapımı Bir Paraşüt Kitabı Ne Vadediyor?

Bir kitabın ne vadettiğini anlamak için hepimizin yaptığı ilk şey çevirip arkasını okumaktır herhalde. Ev Yapımı Bir Paraşüt’ün arkasında şöyle yazıyor: “Kendinizi öfkeli, neşesiz, kaygılı veya mutsuz mu hissediyorsunuz? Bilge büyücü Madam Nono sizi zihninizle tanıştıracak bir kursa katılmaya davet ediyor.” Bu satırları okuyunca kurgunun abartılmış bir tarifi olduklarını düşünebilirsiniz ama bu kitap tam olarak bunu amaçlıyor; sizi zihninizle tanıştırmayı.

Çoğumuz hayatlarımızı zihnin ne olduğunu sorgulamadan yaşıyoruz. Zihin kim, ben kimim, düşüncelerim nereden geliyor, bu beden kimin? Bunlar işe yetişmeye çalışırken ya da üniversite sınavına hazırlanırken çok da değeri olmayan sorular, öyle değil mi? Sonuçta cevapları bilmenin size ne faydası olacak? Ama insanın mutsuzluğunu, hep bir şeyleri yakalama çabasını, gerçekte olanı görmeden oradan oraya savrulmasını ve içindeki melankoliyi durdurmasının bir yolu var ve o yol zihni görmekten geçiyor.

Ev Yapımı Bir Paraşüt Kitabı

Madam Nono’nun Öğretisi

Bugüne kadar hayatınızda sorun olarak değerlendirdiğiniz şeyleri düşünün. Kendinize dert edindiğiniz anları, geçmeyecek gibi gelen üzüntüleri, baş etmekte güçlük çektiğiniz ayrılıkları… Bir zamanlar sizi üzüntüye sürükleyen bu durumlardan kaçı şu an hala sorununuz? Ne zaman bir sorun olduğunu düşünsem Madam Nono’nun insanın zihninin sorun yaratma potansiyeliyle ilgili şu sözlerini aklıma getiriyorum:

“Gerçekte ‘sorun’ diye bir şey yoktur. Beğenmediği durumları bir ‘sorun’ olarak etiketleyen ve onları da ‘büyük sorunlar’ ve ‘küçük sorunlar’ diye gruplara ayırıp sınıflandıran sizin zihninizdir. Bir durumu sorun olarak görmezseniz ortada hiçbir sorun yoktur. Yerdeki bir çamur birikintisi sizin için bir sorun teşkil edebilir çünkü üzerinize sıçrarsa leke yapacağını düşünürsünüz. Oysa aynı çamur birikintisi oradan geçen bir çocuk için ideal bir oyun alanına dönüşür. Çocuğa göre ortada bir sorun yoktur. Aksine, o çamurların içinde yuvarlanır ve gayet güzel eğlenir.”

Başlangıç Zihninde ve Açık Fikirle…

Her konuşmasını severek ve acaba buradan kendi payıma alabileceğim bir şey olur mu diye hevesle dinlediğim Berrak Yurdakul, Ev Yapımı Bir Paraşüt kitabında yaşanan her şeyin sebebinin zihin olduğunu hatırlatırken çözümleri nerede bulacağımızı ve o kapıyı açan anahtarın nerede olduğunu da gösteriyor. Fakat kitabı okurken sizin de yerine getirmeniz gereken bir ödev var: Açık fikirli olmak. Kitabın bilgisinden faydalanabilmek için herkesten (hatta belki kendinizden bile) sakladığınız o yönlerinize gözlerinizi dikip bakabilmeniz, kendinizi eleştirmeye açık olmanız ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeye razı gelmeniz lazım. Aksi halde ne okuduklarınız bir anlam ifade edecek ne de Madam Nono’nun öğretisi içinize tesir edecek. Hatta belki sıkılıp bırakacaksınız kitabı bir köşeye. Maymun zihin bir kez daha huzura galip gelecek… Ama eğer kendinizi olduğu gibi görmeye hazır olursanız, o halde bütün ıstırabınız huzura dönüşme imkanı bulacak ve siz kendinizi görmenin hafifliğinin tadını çıkarabileceksiniz.    

Madam Nono’nun sakinliği kadar Madam Bobogel’in çırpınışlarından da çok şey öğreneceğiniz kitaptan alınacak en büyük ders bana sorarsanız insanın önce kendi zihnini kimseye göstermek istemediği her yanıyla birlikte fark etmesi ve kabul etmesi gerektiği. İnsan kendine bir kez bu gözle bakabildiğinde yaşam da bambaşka bir deneyim haline geliyor.


Eğer yazdığım yazılardan haftalık olarak haberdar olmak isterseniz yukarıdaki görsele tıklayarak haftalık bültene abone olabilirsiniz. Spam mail göndermem, size bir şey satmaya çalışmam, herhangi bir ücret ödemeniz gerekmez. Basitçe o hafta blogda yazılan yazılar otomatik olarak mail adresinize gönderilir. Mailler bazen spam klasörünüze düşebilir, bu durumda spam klasörünüze bakmanız gerekir. Abone olanları öpüyor, haftalık bültenlerde görüşmek üzere diyorum.