insan neden vegan olur

insan neden vegan olur

Birçok insanın mangal yapmaya bayıldığı, mangalın da çok güzel sayıldığı bir dünyada bir insan neden vegan olur ? Et yemeden, süt içmeden nasıl yaşanır merak ediyorsanız hemen anlatayım. Ama anlatmaya başlamadan önce kendi serüvenimden de kısaca bahsedeyim. Ben 2009 yılında kırmızı eti, 2013 yılında da kısaca hayvan etini tüketmeyi bıraktım. Kısaca hayvan eti diyorum çünkü aksi halde “Balık da mı yemiyorsun?” diye soruluyor. 2019 yılında tam olarak vegan olana kadar da peynir ve yoğurt dışında hiçbir hayvansal ürün tüketmeyen bir vejetaryendim. Yani vejetaryenliğim de aslında beslenme açısından değerlendirildiğinde vegan beslenmeye epey yakındı. Sadece bilgi amaçlı söylüyorum, bunca zamandır düzenli ve doğru beslenme sayesinde hiçbir sağlık sorunu yaşamadan hayatıma devam ediyorum.

Bu şekilde beslenmeyi tercih etmemin en büyük sebeplerinden biri empati yapabiliyor olmam. Tüm canlılara karşı olan sevgim ve doğaya olan saygım beni sömürü düzeninin sömüren tarafında olmayı reddetmeye itiyor. Tercih sebeplerimin yanında bu şekilde beslenmeyi gerçekten sevdiğimi de söylemeliyim.

VEGAN OLMAK BANA NE KAZANDIRDI?

Beslenme şeklimi tam olarak vegan beslenmeye çevirdiğimden beri genel olarak oldukça hafif hissediyorum. İnanılması güç ama insan tabu haline gelen alışkanlıkları bir kere değiştirdikten sonra muazzam bir değişikliğe uğruyor. Bu süreçte kazandığım en güzel refleks alacağım şeylerin içeriklerini okuma alışkanlığı oldu. Bu sayede günlük hayatımda vücuduma bilmeden ne kadar zararlı şey soktuğumun farkına vardım. Kendi sağlığımı düşünerek doğru bilgiye ulaşmak için sürekli araştırıyorum ve bu sayede bilinçleniyorum. Bitkilerden, otlardan daha fazla yararlanabileceğim yöntemleri öğreniyorum. Bu yeni alışkanlık aynı zamanda kullandığınız kozmetik ürünleri, sabunları, şampuanları da sorgulamanızı sağlıyor. Bu sayede içinde ne olduğunu bilmediğiniz hiçbir şeyi vücudunuza temas ettirmeme özgürlüğünü ediniyorsunuz. Normalde et tüketirken aklınıza bile gelmeyecek birçok faydalı, protein deposu sebze keşfetme imkanınız oluyor.

Benimkisi bir tercih meselesi. Başka alternatiflerim olduğu sürece canlılara zarar vermeyi reddediyorum. Sömürüye karşı çıkıyorum. Sadece yiyecekler değil aynı zamanda kullandığım kozmetik ürünler, şampuanlar, el kremleri, giyecekler konusunda da dikkatli davranıyorum. Kendi adıma, yaşayabileceğim en zararsız şekilde yaşamaya gayret ediyorum.

Bir insan neden vegan olur

Veganlıkla ilgili söylenebilecek ne varsa zaten vegan çevreler tarafından çoktan söylendi. İnsan biyolojisinden tutun da işin ahlaki boyutuna kadar uzanan uzun listeler yapmak mümkün. Ve bunlara karşı ‘ ama hayvansal protein…’ tabusu dışında pek bir dayanağı olmayan önermeler ortaya atmak da artık modası geçmiş bir savunma taktiği. Ben bunları şimdilik bir kenara bırakıp sizi bir insan neden vegan olur konulu ufak bir gezintiye çıkarmak istiyorum.

Toplumun şimdiye kadar alışılmışın dışında olan fikirlere verdiği tepki hayatımızın her alanında gözlemlenebilir durumda. Bu fikirler arasında şanslı olanlar moda haline gelerek varlıklarını sürdürebiliyorlar. Bir kısmı da ‘marjinallik’ olarak nitelendirilip şahsi çıkarlar için kullanılıyor. Vegan hayat tarzı ise toplumsal geleneklerle ve alışılmış uygulamalarla fevkalade çelişiyor. Bu konuda beni en çok rahatsız eden şey et yiyen insanların bazı sebepler yüzünden bunun tam tersini yapmayı tercih eden insanlar ile içinde oldukları ‘kavga’. Kavga diyorum çünkü bu konu açıldığında et yenmemesi halinde uğrayabilecekleri herhangi bir zarar olmamasına rağmen hatrı sayılır bir savunma mekanizması geliştiriyorlar. Ben buna sebep olarak suçlandıkları hissine kapılmalarını görüyorum. Et yiyen birisi bu sektöre ister istemez katkıda bulunduğu için hayvanlara karşı yapılan zulmün onun yüzünden gerçekleştiğini kabul etmek istemiyor. Açıkçası bunun kadar doğal bir tepki de göremiyorum.

Et Yemek Çok Sağlıklıdır

Hayvansal besinleri tüketenlerle şimdiye kadar asla “senin yüzünden oluyor” tartışması yapmadım. Bu önerme doğru olmasına rağmen tartışmasının yapılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü hayvansal ürünler tüketmek bir seçim değildir. Doğduğumuz günden bu güne et yememek gibi bir şansımız olduğu hiç birimize öğretilmedi. Aksine et yenmediği taktirde bunun fizyolojik olarak birçok soruna sebep olacağı söylendi. Ve et yemek etrafı zorunluluk çemberiyle örülmüş bir olgu olarak insanlığın hayatını sürdürebilmesi için gerekli en önemli yapı taşı olarak beslenme zincirindeki yerini aldı. Dolayısıyla hayvansal ürün tüketmek bir seçim değil, bir alışkanlıktır. Bu yüzden şimdiye kadar hayvansal proteine ihtiyacı olduğu yönünde eğitilen bir birey için ‘senin yüzünden oluyor’ gibi bir yüklenmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Öte yandan artık doğru bildiğimiz yanlışları düzeltebileceğimiz bilimsel verilere kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Teknolojinin bu kadar ilerlediği ve herkes için ulaşılabilir olduğu günümüzde et yemenin çok sağlıklı olduğuna dair inancın değiştirilmesi son derece elzem bir ihtiyaca dönüştü. Özellikle uluslararası alanda yapılan güncel çalışmalar hem insan sağlığı için hem de gezegenin devamlılığı için et ve hayvansal ürün tüketiminin mümkün olduğunca azaltılması gerektiğinin üzerinde duruyor.

Alışkanlıklarımızın beslenmemiz üzerindeki etkisi

Et yemenin alışkanlıktan ibaret olduğuna dair bir başka anektod da coğrafyaya göre değişen beslenme çeşitleri. Bizim coğrafyamızda kedi ve köpek dost, inek, kuzu gibi hayvanlar ise yenilebilir hayvanlar olarak biliniyor. Buradan biraz uzağa, Hindistan civarına gidecek olursak bizim yediğimiz hayvan kutsal sayılıyor. Biraz daha gidersek de rahatlıkla kedi ve köpek gibi evcil hayvanların yendiğini gözlemleyebiliriz. Pazarlardaki kedi köpeklerin öldürülüp derilerinin yüzüldüğünü gördüğünde ağlayan arkadaşlarım oldu. Ve işin ilginç tarafı bu arkadaşlarımın hepsi de et yiyordu. Burada devreye giren geleneklerin etkisini umuyorum ki anlatabilmişimdir.

Et Yemezsek Ölürüz

Daha kötüsü insanların ‘et yemezsek ölebiliriz’ tarzı bir ifadeye sanki ailelerinden biriymiş gibi bağlı olmaları. “Bir yalanı ne kadar çok söylerseniz o kadar çok inandırıcı olur. Aynı yalanın büyük kitleler tarafından kabul edilmesi halinde ise önü alınmayacak bir gerçeklik yaratmış olursunuz.” Bu sözü mutlaka duymuşsunuzdur. Ben şimdiye kadar et yemediği ya da hayvansal ürün tüketmediği için ölen birini görmedim. Ama herkesin çevresinde ya vegan ya da vejetaryen olup da ciddi sağlık sorunları yaşayan insanlar olduğuna dair rivayetler duydum. Bu noktada ufak bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Her ne kadar şu vegan olduğu için çeşitli rahatsızlıklar yaşayan komşuları, teyze-hala kızlarını ve bir tanıdığın tanıdıklarını hesaba katarsak ülke nüfusunun yarısına merdiven dayıyor olsak da, büyük çoğunluğu hayvansal ürünler tüketen bir ülkede yaşıyoruz. Ve bu ülkede TUİK’in 2016 verilerine göre toplam sağlık kurumu sayısı 32.980. Bu vesileyle ‘vegan ya da vejeteryan olduğu için sağlık sorunu yaşayan insanlar önermesine savunma olarak madem hayvansal ürünler kullanarak ihtiyacımız olan bütün besinleri alabiliyoruz, o zaman hala neden sağlık sorunları yaşıyoruz diye sormalı mıyız? Yani vegan ya da vejetaryen olup da sağlık sorunları yaşayanlar genelde bir komşunun eltisiyken ben size vegan ya da vejetaryen olmadan sağlık sorunu yaşayan insanların uzun bir listesini kendi ailemden başlayarak yapabilirim. Yani et yememek başlı başına bir ölüm sebebi olmadığı gibi, et yemek de sağlıklı bir yaşamın anahtarı değil ne yazık ki. Hatta güncel raporlara baktığımızda et yemenin bazı sağlık problemlerinin temelinde yatan en etkin sebep olduğunu da görüyoruz. Etin ve hayvansal ürünlerin en büyük dezavantajlarından bir diğeri de vücuda dolaylı olarak alınan katkı maddeleri. Yetişkin bir bireyin et yiyerek aldığı proteinden çok daha fazla katkı maddesi aldığı da artık bildiğimiz gerçekler arasında.

Et Yemezsek Neler Olur?

Et yemezsek ölürüz şeklinde bir düşüncenin temelinde bilgisizlik olduğunu söylersem sanırım abartmış olmam. Her ne kadar günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay olsa da bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Çünkü ömrümüz boyunca sorgulamamıza olanak verilmeyen bir alanda bu tarz tabularımızın olması kadar normal bir şey olamaz. Ama tabii böylesine iddialı bir önerme yapabilmek için bizim düşüncelerimiz yeterli değil. Üstelik bu konunun aksini ispatlar nitelikte olan ve binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmalar, onlarca araştırmayı birleştiren meta analizler varken kişisel tedirginliklerimiz ön yargıdan öteye gidemiyor. Et yemezsek ne olur konusunda benim verebileceğim bilgiler belki kısıtlı kalabilir ya da yeterince tatmin edici olmayabilir. O nedenle bu konuda araştırmalar yapan ve hayvansal ürünlerin çıkarıldığı diyetlerin insanlar üzerindeki etkilerini bire bir gözlemleme şansı olan bir doktorun görüşünü almanın önemli olduğuna inanıyorum. Oğuzcan Kınıkoğlu’nun yazdığı Et Yemezsek Ne Olur? yazısı bu noktada incelemenizi tavsiye ettiğim yazılardan.

Veganların B12 İhtiyacı

Şimdi ben bir şey tartışmak veya önermek derdinde değilim ama veganlık söz konusu olduğunda kaçınılmaz olarak B12 vitamini konusunu gündeme getiriyor.  İnsan vücudunda üretilen B12’nin ne yazık ki emilimi yapılamıyor. Vejetaryen bireyler B12’yi hayvansal ürünlerden alabiliyorlar. Ancak vegan beslenenlerin B12 vitaminini takviye olarak alması öneriliyor. Bu şekilde alınan B12’nin doğal olmadığını iddia edenler olabilir. Unutmayın, ne yediğiniz et ne de o eti yediğinizde aldığınız B12 zaten doğal değil.

Süt İçmekte Ne Var Ki?

Birinin vegan olduğunu duyduğunuzda aklınıza gelen ilk soru bu oluyor değil mi? Süt üretimi en zararsız görünen hayvan sömürülerinden biri ama bence aynı zamanda insan neden vegan olur sorusunun da en net cevaplarından biri. Sanılanın aksine bir canlının süt verebilmesi için hamile kalması gerekiyor. Yani süt sandığımız gibi ineklerin memelerine öyle gökten zembille inmiyor. Şimdi, bu sektörün damgasını taşıyan ortalama bir ineği ele alalım. İlk önce ineğin hamile kalması gerekiyor. Bunun olması için dişinin ve erkeğin keyfinin gelmesini beklemiyorlar tabii. Dişi suni yöntemlerle döllendiriliyor. Hamilelik sürecinde ineğin ürettiği süt kendi yavrusuna yetecek kadar olduğundan ve bu sütün biz insanlara da yetmesi gerektiğinden sektör bu sütü 3-4 katına çıkarmak adına doğal olmayan takviye yöntemler kullanıyor. Doğan yavru daha ilk sütünü dahi içemeden inekten ayrılıyor ve o da hizmet basamağındaki yerini alıyor. Anne muhtemelen memelerini taşımakta güçlük çekiyor. Ama neyse ki sütü insan tarafından sağılıyor. Ve bu şekilde inek sürekli hamile bırakılarak süreç devam ediyor. Bir ineğin ortalama ömrü 22-24 yıl arasında olmasına rağmen bu endüstri için verimli ömür 6-7 yıl olduğundan çoğu bu yaştan sonra hayatına son verilmek üzere zincirden ayrılıyor. Şimdi yavrumuza geri dönelim. Anne sütünden mahrum kaldığı için gelişimi sekteye uğrayacak olan buzağı neyse ki birçok takviye ile hayata tutunmayı becerebiliyor. Daha sonra dişi olması halinde 6-7 sene boyunca annesiyle aynı kaderi paylaşıyor. Erkekse de muhtemelen yeterli büyüklüğe ulaştığında kesiliyor. İşte bu hayvansal ürünlerden en masumu olan süt sektörüne ilişkin ufak bir bilgiydi. Süt içmenin insan vücudundaki etkileri ve zararları için Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu’nun “Süt Sağlığa Zararlı Mıdır?“yazısını inceleyebilirsiniz.

Süt sektörü ile ilgili ufak bir anım

Süt konusu açıldığında bir takipçim bana şöyle bir mesaj göndermişti: “Süt üretimi konusunda yanılıyorsun. Hayvanlara çok iyi davranılıyor. Daha verimli olsunlar diye iyileştirme çalışmaları bile yapacak kadar önem veriyorlar.” Bu ifadede değiştirilmesi gereken bakış açılarına nereden başlayacağımı bilememiştim. En başta ineklerin daha verimli olması için yapılan çalışma hayvanların yararına bir çalışma gibi görülüyordu. Yani elimizde doğuştan bulunan hayvanların özgürlüğünü kısıtlama hakkının ‘insani usuller’ takip edilerek yapılıyor olması önemliydi. En başta o hayvanın o sektörün içinde yer almaması gerektiğini savunan vegan görüşün aksine hayvanlar zaten üretilip eldeleri tüketilebilecek canlılardı. Bu mesaj aslında bize değişime nereden başlamamız gerektiğini de gösteriyor. Değişime insanın dünyanın hakimi olmadığını ve şeyler üzerinde hak iddia edemeyeceğini anlatarak başlamak sanırım en doğrusu.

İnsan Etçil Mi Otçul Mu?

Veganlıkla ilgili en çok ilgimi çeken tartışmalardan bir diğeri de insanın etçil mi yoksa otçul mu olduğu tartışması. Genel görüş insanın hem etçil hem de otçul olduğu yönünde. Şimdi insanın biyolojik özellikler açısından otçullara daha yakın olduğunu biliyoruz. Açıkçası pençelerimiz olmadığı için otçuluz demek ya da iki tane diş yüzünden etçiliz demek de bana biraz sığ geliyor. Ben bunun önemli bir ayrıntı olduğunu bile düşünmüyorum. Binlerce yıl önce nasıl beslendiğimiz ya da beslenmediğimiz bugün mevcut koşullarda yaptıklarımızın bahanesi olmamalı. Canlıları avlamamız etçilliğimizin, toplayıcılık yapmamız veganlığımızın bahanesini oluşturmuyor olmalı. Kalıtsal özelliklerimizin tolere edebildiği ve bizi sağlıklı yapan faktörlerin yanında sahip olduğumuz bilinç de son derece önemli. Bir an için insanın etçil bir canlı olduğunu kabul ettiğimizde bile, bitki temelli beslenme ile tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorken bir başka canlıyı sömürmemiz ne derece doğru? Bunun noktada ben kendimi etçil olarak görmüyorum. Çünkü ben yaşam savaşı vermediğim ve alternatifim olduğu sürece hiçbir canlıyı kafese tıkamam ya da ellerimle avlayıp, derisini yüzüp yiyemem. Bu tamamen kişisel bir tercih. İnsanın evrimi aynı zamanda ahlaksal olarak da ele alınması gereken bir konu. Bununla ilgili Ahlaksal evrim ve veganlık yazısını mutlaka okumalısınız.

Hayvanlar Üzerine Yapılan Deneyler

Gelelim hayvansal deneylere. Hayvan deneylerinin insanlığın faydası için tartışılır olduğu ve muadil yöntemlerin mevcut olduğu günümüzde hala hayvanlar üzerinde deneyler yapılıyor olması insanlığın en büyük kayıplarından biridir. Hayvan deneyleri söz konusu olduğunda en çok canımı yakan ise kozmetik sektörü. Kozmetikten kastım yalnızca makyaj malzemeleri değil. Aynı zamanda sabunlar, şampuanlar, saç kremleri, diş macunları… Kısaca günlük hayatımızda kullandığımız aklınıza gelebilecek her şey. Her şey insanlar için tarzında bir sloganları var bunlardan birinin. Her şey insanlar için mi bir durup düşünmek lazım. Kozmetik ürünler kullanmazsak hiçbirimiz ölmeyiz. Öleceğini iddia eden varsa da hayvanlar üzerinde deney yapan firmalar yerine biraz dikkat ederek diğer firma ürünlerini tercih edebilir. İki dakikamızı harcayarak hayvanlar üzerinde deney yapmayan firma ürünleri bulmak çok zor değil. Ürünlerin içeriklerini okuyabilir, vegan logoları öğrenebilir veya internette oluşturulmuş listelere bakabiliriz. Hatta tüm firmalara mail ile ulaşabilir ve ürünleri hakkında bilgi isteyebilirsiniz. Genelde kısa sürede cevap veriyorlar.) Ya da isteyen daha sağlıklı ve bilinçli bir seçenek olarak evinde kendi kozmetik ürünlerini de yapabilir. Bunun için bildiğim şöyle bir site var mesela. Ev temizliğinde kullanabileceğiniz temizlik maddeleri için de aynı şekilde insan sağlığına ve çevreye duyarlı markalar kullanabilirsiniz. Vegan sertifikası olan ve kimyasal ihtiva etmeyen tamamen bitkisel doğa dostu temizlik malzemeleri hem kaynak kirliliği açısından hem de hayvanların zarar görmemesi açısından ilk tercihiniz olsun.

İlaç Sektörü

İlaç sektöründe de durum aynı. Canına yandığımın kapitalizmi kendi kendine bir sektör kuruyor, arkasından bu sektörün insan vücudunda sebep olduğu zararlar için ilaç üretiyor. Piyasadaki birçok ilacın farmakolojik olarak bir etkisinin olmadığı, tamamen placebo etkisine dayandığını mutlaka duymuşsunuzdur. Bununla birlikte ilaçların diğer rahatsızlıkları tetiklemesi ve başka ilaçların kullanımını gerektirmesi de mükemmel bir denge. Peki ya hastalıklarla nasıl baş edeceğiz? Bu konuda bir sürü bitkisel çare var. Tabi artık günümüzde zararların bitkilerle çözülemeyecek kadar ciddi boyutlar almasını mı ele alalım yoksa bitkilerdeki deformeleri mi sayalım bilemiyorum. Yine de hasta olduğunuzda kasaplara değil aktarlara koştuğunuzu unutmayın. İlaç sektörü ile ilgili tartışılan bir diğer konu ise ilaçlar için yapılan hayvan deneyleri. Bu konuda Oğuzcan Kınıkoğlu’nun güzel bir yazısı var. Vegan ilaç muadilleri ve hayvan deneyleri hakkındaki bu yazıyı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Vegan Paket Ürünler Kapitalizmin Oyunudur

Gerçekten öyle midir değil midir tartışılır ama en başta hiç kimsenin o ürünleri almak için kafamıza silah dayamadığını idrak etmemiz lazım. Unutmayalım, en sağlıklı beslenme içinde ne olduğunu bildiğimiz şeyleri tüketerek olur. Vegan da olsa paket ürün satın almak zorunda değiliz. Onun yerine taze gıdaları tercih edebiliriz. Hatta ondan da iyisi imkanımız olması halinde kendi ürünlerimizi kendimiz yetiştirmektir. Kısacası sorun kapitalizmse, vegan olduktan sonra da savaşımız devam edebilir.

 Vegan Ürünleri de Hayvansal Ürün Zincirleri Üretiyor

Bazı veganlar vegan ürünler üreten hayvansal ürün zincirlerinden alışveriş yapmayı reddediyorlar. Haksız sayılmazlar. Ancak ben bunu bir başka açıdan faydalı ve gerekli buluyorum. Çünkü insanların çoğunun veganlığı bir seçenek olarak görmemesinin en büyük sebeplerinden biri de vegan ürünlere erişimlerinin kolay olmaması. Eğer vegan ürünler daha erişilebilir olursa et yemenin sağlıksız olduğunu düşünmeye başlayan insanların muadil seçilmeleri yapmaları da daha kolay olacaktır. Bu sayede muadil olduğunu ve bunu elde etmenin kolay olduğunu bilenlerin vegan olmayı tercih etmeleri de kuvvetli bir ihtimale dönüşüyor. Ve bir müddet sonra eğer başarılı olunursa vegan ürünlere talep daha fazla olduğunda üretimler de buna göre yapılacaktır. Hayvansal içerikli ürünlerin raflardaki yerini vegan ürünlere bırakması da bu şekilde hızlanabilir.

Hayvansal Ürün Sektörü

Netice itibariyle yıkılması gereken büyük tabulardan ve alışkanlıklardan; ayrıca maddi anlamda ciddi getirisi olan bir iş kolundan bahsediyoruz. Hayvancılık sektörü günümüzde ciddi bir ticari boyuta ulaştığı için kısa vadede önünü kesmenin bir yolu olduğunu sanmıyorum. Varlık olarak bilinçlenmesi uzun süren bir kesime ait olduğumuz gerçeğini de kabul etmek gerekir. Dünyanın en barışçıl insanlarından biri olan Ghandi “Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol” derken aslında dünyayı değiştirmenin tek yolunun bu olduğunu da söylüyordu. Siz değişin, dünya değişir.

Vegan Olmanın Çevreye Etkisi

Günümüzde hayvancılık sektörünün çevreye sanayicilik kadar zarar verdiği yapılan araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Çevrenin koruması alanında faaliyet gösteren büyük gruplar ve hatta global araştırma şirketleri küresel ısınmanın ve olumsuz çevresel değişimlerin etkilerini en aza indirmek için et tüketimini azaltmayı tavsiye ediyor. İlk başta bakıldığında hayvansal ürünler tüketmenin çevreye tam olarak nasıl bir etkisi olacağını kestiremiyor olabilirsiniz. Bu son derece normal. Çünkü bugüne kadar tabağımıza gelen ürünlerin oraya kadar nasıl geldiğiyle ilgili fikir edinmemizin önü kesildi. Ne yazık ki bu konuda Türkçe kaynak bulmak da son derece zor. Geçenlerde okuduğum Oğuzcan Kınıkoğlu’nun Veganlığın Çevreye Etkileri yazısı bence bu konuyla ilgili yazılmış en iyi yazılardan biri. Konuyu o kadar basit ve anlaşılır şekilde ele almış ki ben tekrar bir şeyler yazma ihtiyacı bile hissetmiyorum. Veganlığın çevreye etkilerini merak ediyorsanız onun yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Vegan Patates YouTube Kanalı

Bir insan neden vegan olur sorusuna güncel cevaplar bulabilmek ve vegan yaşam hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki linkten vegan yaşam ve sağlık kanalı Vegan Patates YouTube kanalına abone olabilir ya da Spotify ve iTunes üzerinden podcastlerimizi takip edebilirsiniz.

Vegan Patates Youtube Kanalı’na abone ol! 

Vegan Patates Podcast Kanalları

Vegan Patates Spotify Podcast’ini takip et!

Vegan Patates’i iTunes’ta takip et!

Vegan Patates’i Google Podcast üzerinden dinle


Güncel paylaşımlardan, seyahatlerden ve etkinliklerden anında haberdar olmak için beni Instagramdan takip etmeyi unutmayın! https://instagram.com/melkeontheroad

2 Comments

  • orkun

    selam,
    guzel bir derleme olmus, tesekkurler. satir aralarina bir seyler eklemek istiyorum:
    vegan beslenmeye baslayinca, ‘neyden eksik kaliyorum, nasil tamamlarim’ gibi bir dusunceyle farkinda olmadan hizli bir beslenme egitimine giriyorsunuz, kendi adima besin nedir, doymak nasil olur, yemeklerin tadlari nasildir, hepsini vegan olduktan sonra ogrendim diyebilirim.
    ayrica yan etkilerine de deginmek istiyorum,
    iklim krizinin 1 numaralı sebebi insanların beslenmek için et tüketme tercihleri, tarim ve ormanlik alanlar ve su, bu sebepten kaybediliyor. ayrica havaya salinan gaz da etkin
    sebze ve meyveden cikan artiklar kompostla donusturulerek verimli toprak uretilmesi saglanir.

    son olarak, sizi de vegan olma cabanizdan oturu kutlarim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: