Karavanla Gezen Türkler

Karavana Adım Adım VIII: Karavanla Gezen Türkler I

Karavana Adım Adım serisi, karavan alma hayalimi gerçekleştireceğim güne kadar, yaptığım hazırlıkları ve hem bütçeyle ilgili ayarlamalarımı hem de ekipmanlarımla ilgili seçimlerimi içeren, her hafta pazartesi günleri yayınlayacağım bir seri. Karavanımı teslim aldıktan sonra seri ‘Karavan Yapımı’ olarak devam edecek. Serinin sekizinci yazısı: Karavanla Gezen Türkler I

Karavanla Gezen Türkler

Karavanla gezen insanların bizi kıskançlığa sürükleyen yaşamlarını anlatmaya karavanla gezen yabancılardan başlamıştım. Hep birlikte bu arkadaşların instagram fotoğraflarını kendi yaşantılarımızla karşılaştırıp hasetlendik. Belki bazılarımız içinde uçuşan kelebeklerin etkisiyle çoktan hayallere daldı. Bazılarımızsa bu işin hayattaki seçimlerle ilgili olduğu gerçeğini es geçerek “Bizde de vergiler düşük olsa biz de alırız ne var ki? Tabii Euro onlara 1 lira, bize 6 lira. Öyle olsa biz de karavanla gezeriz nedir yani?” diye kendine türlü bahaneler üretti. İşte şimdi aramızdaki bahane üreticilerinim tüm bahane alıcılarınızı kapatacak bir yazı geliyor. Sizi bugün, tıpkı sizin benim gibi etten kemikten olan, bu yurdun havasını soluyan, aynı vergileri ödeyen, geliri üç aşağı beş yukarı hepimizinkine yakın olan -aralarında bilmediğim gizli zenginler varsa ayrı- sadece tercihlerini bizimkilerden farklı yapan insanların hikayeleriyle buluşturacağım.

Gönül isterdi ki karavanla gezen Türkler ilk yazıda yer alsın ama olmadı. Aslında bu bilinçli bir tercihti çünkü ben karavanla gezen Türkleri iyice araştırıp hepsinin fikirlerine ve hikayelerine yer verdiğim bir yazı hazırlamak istedim. Bunun için de kendilerini anlattıkları kısa yazılar rica ettim her birinden. Benzer bir kültürde yaşamış aynı coğrafyanın insanları olduğumuz için anlattıklarında kendimize ait izler bulmamız daha kolay olacak, biliyorum. Hatta bazı arkadaşlar hikayelerini başından sonuna kadar üşenmeden anlatmış. “Ben anlattım ama sen keser, kısaltırsın.” demelerine rağmen her bir cümlesinde ayrı bir duygu olan bu yazıları kırpmaya kıyamadım. Her biriyle uzun uzadıya sohbet edeceğim günü iple çekiyorum.

Birden fazla karavan tipi, birden fazla seyahat şekli

Bu yazıda okuyacağınız hikayeler birden fazla karavan tipiyle ilgili bilgi sahibi olmanızı sağlayacak. Bu yazıda çekme karavanla gezenler, motokaravanla gezenler, karavanda yaşayanlar, karavanı çocuklarıyla deneyimleyenler ve motokaravanla dünya turuna çıkmış olanlar var. Karavanla gezen Türkler yazısını yazmaya ilk karar verdiğimde bu kadar çeşitliliği bir arada bulabileceğimi hiç düşünmezdim ama nasıl olduysa oldu. Kaba tabirle herkese uygun; tam seç beğen al bir yazı oldu. Bundan sonraki yazılarda karavan hayatıyla ilgili aklımdaki tüm soruları sorduğum röportajlar da yapmak istiyorum bu güzel insanlarla. Siz de merak ettiğiniz soruları yazının sonundaki yorumlar kısmına yazarsanız, röportajda o soruları da yöneltebilirim.

Umarım bu güzel hikayeler, bahaneleri bir kenara bırakıp harekete geçmemizde etkili olur.

@ikicocukbirkaravan – Öznur, Merve ve 84 model bir T3’ün hikayesi

View this post on Instagram

Günaydın.. Güzel anlara, anılara uyandığımız sabahlar olsun , hayallerinin hiç bitmediği dostlarımız ile uyandığımız bir sabah karesini bırakıyoruz buraya. 🌟 • Haziran ayında Edremit’e gittiğimiz zamanlar dileriz bir sonra ki karavanımızla olur diye dua etmiştik.. Bu kadar hızlı olabileceğini gerçekten ne ben Öznur ne de Merve düşünmemiştik. Çünkü imkanlarımız hiçte bu yolun açık olduğuna dair bir belirti göstermiyordu. Hayallerimiz , dualarımız çok kuvvetliymiş şuan onu anlıyoruz. Biz iki çocuk , güzel anılar biriktirmek istiyoruz , yol boyunca anılarımızı sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz. ✨ Belki bir yerler de karşılaşırız , bizi görürseniz adını henüz koymadığımız karavanımız ile lütfen yanımıza uğrayın , kahve ikram edelim size. ☀️• • • • • • #yolacik #ki #gerceklessin #karavan #kamp #doga #vanlife #kampkaravan #gezdostum #volkswagent3 #t3 #nature #camping #cadir #camp #gezi #ikicocuk #projectvanlife #projectvan #urla #izmir #traveling #vans #photography #vwt3camper #gezgin #rotasızgezginler #vanlifemagazine #vanlifers #edremit

A post shared by @ ikicocukbikaravan on

Biz iki güzel arkadaş olarak hayatta tek düze ilerleyen, sınırlandırılmış, kısıtlanmış her şeyden kaçıp uzaklaşmayı dileyen ve avuçlarında bolca hayal biriktiren iki çocuk kafadarlarız.

Daha fazla insana nasıl ulaşabiliriz, gönüllüsü olduğumuz Mutlu Olalım projesini nasıl daha çok yayabiliriz, minik ellere daha çok nasıl ulaşabiliriz ve göçebe ruhumuzdaki o gezginleri ortaya daha çok nasıl çıkartabilirizin tek yoluydu karavan. Kurduğumuz hayalleri gerçekleştirebilmemiz için en ana temelimizi oluşturuyordu. Biz Volkswagen severleriz. Hatta 71 bir model vosvosumuz da var. Ama kendisi ile istediklerimizi tam olarak yapamadığımız için yine bir Volkswagen olan T3 ‘ü satın aldık. Evimiz , işimiz , yardım projemizin demir başı olacaktı çünkü. 

Henüz çok yeni olsak da karavanı aldığımızın ikinci ayında 7 günlük bir Karadeniz turuna çıktık 84 model aracımızla. O kadar çok keyif aldık ki… İstediğiniz her yerin eviniz olduğunu bilmek çok güzel bir durum. Ocağınız, yatağınız her şeyiniz yanınızda. Gözünüze hoş gelen her manzarada oturup bir kahve içebilecek olmanın verdiği mutluluk inanılmaz bir durum…

Hep yollarda olabilmeyi istiyor insan ve biz bunu gerçekleştirebilmek için bu maaşlı düzen sisteminden çıkıp, gezebileceğimiz şehirlerde kahve satıp hayatımızı tamamen karavanda geçirmeyi o kadar çok istiyoruz ki. Umarız bu hayalimiz gerçekleşir. 



@karavanlabisikletaski – Alev ve Hulki motokaravan

Motosiklet, bisiklet derken birden kendimizi bir karavan imalatçısında bulduk. Çok sevdiğimiz dostlarımız karavan yaptırıyordu ve onlara eşlik etmek için oradaydık. Karavan kullanımını merak ediyorduk ve çok araştırdık. Aktif çalışma hayatımız devam ettiği için gerekli zamanı ayırmak ve karavanın hakkını vermek bizim için biraz zordu. 

Bu arada çekme karavan ile motokaravan arasında çok düşündük. Yaptığımız araştırmalar bizi motokaravana yönlendirdi. Çünkü biz kısa sürelerde farklı yerlere seyahat etmeyi seviyoruz. Çekme karavan uzun süreli bir yerde kalacaklar için daha uygun. 

Bir sene sonra aynı karavancıya yine gittik. Güzel evimizle o zaman tanıştık. Artık pazara bile onunla gidiyoruz. Bisikletlerimiz de bizimle geliyor. Çok güzel dostluklarımız var. Yaz sıcağında yaylalara kaçmak ömre bedel. Karavanımızın güneş panelleri olduğu için elektriğimiz hep var. Yani karavan parklara bağımlı değiliz. Doğada heryer bizim evimiz.



@wondererswithoutborders- Karavanla dünya turu hayallerine Amerika kıtasından başlayan Gözde ve Alex’in hikayesi

View this post on Instagram

[🇬🇧⬇️] Burada artık kış. En zoru, sabah ayazında sicacik yatağı bırakıp tuvalete gitmek. Neyse ki kaldığımız yerin hemen yanında var bir tane. Sonrasında çay demleyip, uyku tulumlarının içine giriyoruz yine. Çayımızı yorumlarken de kitap okumak ve uzerine de iki bölüm Prison Break izlemek en keyif aldığımız. Tembel sabahları seviyoruz. 🇬🇧 Winter has come. Morning bathroom breaks are getting tough. Specially since we have to leave our warm bed to brave the cold outside world. We compensate by brewing some tea, going back to our sleeping bags and lazily watching some Prison Break while the sun does its job. . . . . . #mexico #mexicocity #vanlifedreams #vanlifestyle #vanlifemovement #vanproject #vanlove #getoutstayout #picoftheday #wandererswithoutborders #latinamericaonwheel #thisisvanlifeing #vanlifemagazine

A post shared by Alex & Gozde w/ BigGuy 🚙 (@wandererswithoutborders) on

Alex ile ilk tanıştığımızda, birbirinden bağımsız dünya turu hayali olan iki insandık. Arkadaşlıktan sevgililiğe geçtiğimiz dönemde, beraber bu tura çıkmanın planlarını yapmaya başladık. O zamanlar biraz hasetlenerek Instagramdaki #vanlife etiketini takip ediyordum ve konuşurken “motokaravan” fikrini ortaya attım. Alex’in de bu fikir ile heyecanlanması sonucu, sırt çantalı planlardan karavanlı hayallere geçiş yaparak üç ay icinde karavanımızı aldık. Hem de ehliyeti olmayan iki kişi olarak. Biz işi tersinden halledip, önce karavanı sonra ehliyetleri aldık. Hatta ben seyahatten bir hafta önce geçtim ehliyet sınavını. Karavanı ilk aldığımızda, daha içi boşken bizi ziyaret eden arkadaşlarımızın ilk tepkisi sorgulayan bakışlarla “Delisiniz siz” demek oldu. San Francisco’da yaşıyorduk. İyi bir işimiz ve düzenli bir hayatımız vardı. Neden bu rahatı bırakacaktık? Hem de bu kadar küçük bir alanda yaşamak için.

Karavanı eve dönüştürme sürecini tamamen kendimiz yapmak istedik. Hem bizim emeğimiz olsun hem de maliyeti düşük olsun istiyorduk. O yüzden de izolasyondan, yer döşemelerine, güneş paneli kurulumundan elektrik sistemine ve mobilyalara kadar her şeyi kendi ellerimizle, internetten araştırarak yaptık. Bizimki mükemmel bi karavan mı? Tabii ki değil. Ama insanın kendi emeği olan bir şeyi kullanmasının verdiği duygu apayrı. Ayraca ilerleyen zamanlarda, ihtiyaçlarımıza göre geliştirmeler yapabiliriz.

Karavan bizim için bir seyahat aracından çok yeni bir yaşam tarzı deneyimi.  Sade ve minimal bir yaşamı tecrübe ederken, mutluluğun sahip olduğumuz nesnelerden bağımsız olduğunu gün be gün daha iyi anlıyoruz. Sonuçta 6m2 alanda sahip olabileceğin şeyler kısıtlı. O yüzden işe yarar eşyaları seçme konusunda uzmanlaştık diyebiliriz. ‘An’ın tadını çıkarırken, ufak şeylerle mutlu olmayı öğreniyor, eskiden bizi hapseden stresi hayatımızdan yavaş yavaş çıkarıyoruz. Bir nevi, kendimizi iyileştiriyoruz.

View this post on Instagram

Hello , Bonjour, Merhaba… Welcome to Alex and Gozde’s travel journal. We are getting ready for a big adventure with our cool van, BigGuy, to discover Latin America. During Thanksgiving 2017, while both of us didn’t have driving licence (not anywhere in the world, none, not a joke!); we bought BigGuy, a 20 years old van. Getting all our knowledge of van-building from YouTube, we decided to give it a go. It took about 20 days, mostly on weekends, to get to a build we are proud of – details to come. It is not perfect, and we expect to be doing upgrades and modifications on the road as needed, but we are ready to call it HOME! In this account, we will share our story. The story of two people who didn’t know anything about vanlife, but did their research, and went for it. We will share what we learned, what we loved, what we didn’t. Our struggles, our victories, a few tips, and hopefully a lot of beautiful moments.

A post shared by Alex & Gozde w/ BigGuy 🚙 (@wandererswithoutborders) on

“Instagram’da gördüğümüz kadar masalsı değil. Her şeyin yolunda gittiği, pencerenizden her gün güzel manzaralara uyanacağınız bir hayat bekliyorsanız, hayal kırıklığı yaşamanız çok muhtemel.”

Karavan ile seyahatin bizi en çok cezbeden kısımlarından biri evimizi her daim yanımızda taşıyor olmamız. Dışarıda geçirilen uzun ve yorucu bir günün ardından, kendi yatağımıza dönüp rahatça uzanmak işleri oldukça kolaylaştırıyor. Kalabalık, popüler yerler dışında, doğa ile iç içe olabildiğimiz sakin, yeni yerleri kolaylıkla keşfedebiliyoruz. Dört tekerlekli yaşam büyük bir özgürlük sunuyor ve biz bunu sonuna kadar kullanıyoruz. Diyelim ki bir yere gittik ve orayı çok beğendik, istediğimiz kadar kalabiliyoruz. Ya da sevmedik mi, hemen geçiyoruz direksiyon başına başka yere taşıyoruz evimizi. Ve her seferinde küçük evimizin kocaman bahçesi olacağını biliyoruz.

Tabii her şey Instagram’da gördüğümüz kadar masalsı değil. Her şeyin yolunda gittiği, pencerenizden her gün güzel manzaralara uyanacağınız bir hayat bekliyorsanız, hayal kırıklığı yaşamanız çok muhtemel. O yüzden gerçekçi olmakta fayda var. Her hareket ettiğinizde, o akşam kalabileceğiniz güvenli bir yer bulmanız gerekiyor. Yeri geldiğinde bir otoparkta ya da trafiği bitmeyen bir sokakta uyuduğumuz, gecenin bir yarısı polis tarafından uyandırılıp karavanımızın arandığı, pijamalarımızla direksiyon basına geçip, uykulu gözlerle başka yere sürdüğümüz zamanlar da oluyor. Tuvalet, banyo konusu ise apayrı. Hijyen standartlarımız zamanla epey düştü diyebiliriz. Ayraca bu kadar küçük bir alanı iki kişinin paylaşıyor olmasının yarattığı bazı zorluklar da yok değil. Mesela kendine ait özel bir alan ve zaman oluşturmak aşırı marifet gerektiriyor.

Ancak tüm bunların karşılığında, her köşeyi döndüğümüzde karşımıza ne çıkacağının bilinmezliğinin heyecanını yaşıyoruz ve tanıştığımız her yeni insan, gördüğümüz her yeni yer ile daha bir zenginleşiyoruz. Evimizi her daim yanımızda taşıdığımız için de, uzun süreli gezginlerin dönem dönem yaşadığı ev özlemi, bir yere ait olamama hissiyatlarını bir nebze daha az yaşadığımızı düşünüyoruz.



@caravancango – Tatile çocukla gitmeye korkanların ülkesinde kızları İdil ile birlikte karavanda yaşayan Zehra ve Eray’ın hikayesi

Merhabalar. Biz Zehra, Eray ve İdil. Ben İngilizce, Eray Matematik öğretmeni. Karavanla gezmeye başlamadan önce Eray’la uyku tulumlarımızı ve sırt çantalarımızı alıp interrail yapmıştık. 14 ülke, 22 şehir gezdik. Günde ortalama 15 km yol yürüyerek bazen de bisiklet kiralayarak sokak sokak tanımaya çalışmıştık gittiğimiz ülkeleri. Üstelik çok az parayla efsane bir 1 ay geçirmiştik. 2 yıl sonra da  kızımız doğdu. Bu sefer bulduğumuz her fırsatta çadırla gezmeye başladık. Doğada olmak, kamp yapmak bizim vazgeçilmezimizdi ancak kışın çadırla zorlanacağımız için karavan fikri aklımızı kemirmeye başladı. Hatta yatağımızın üstündeki rafın altına karavanlı bir ailenin fotoğrafını yapıştırmıştım ve her gece farklı bir yerde karavanda olduğumuzu hayal ederek uyuyorduk. Sonra bir karavan fonu oluşturduk ve ufak ufak birikim yapmaya başladık. 5 ay kadar sonra da bu hayalimiz gerçek oldu.

Araştırmalarımıza göre çekme karavanın bizim işimizi daha iyi göreceğini düşündük ve İngiliz markası olan bir çekme karavanı tercih ettik. Birkaç ay içinde tayinimiz Mersin’in iki ayrı ilçesine çıktı. Uzun vadeli hayalimiz olan tamamen karavanda yaşama olayını böylece öne çekmiş olduk. İkimizin de okullarına ortak bir noktaya koyduk. Eşim bir uca, ben kızımla ayrı bir uca birer saat uzaklıktaki okullarımıza ulaşıyoruz. Karavanda yaşam bizce minimalizmin dibi. İlk yolculuklarımıza başladığımızda lazım olur diye aldıklarımızın çoğu gereksizmiş. Dolayısıyla kullandıklarımızı azalttıkça azalttık ve yine de bize yetiyor. Birçok şeye ihtiyacımız olduğu fikri aslında bir illüzyonmuş bunu fark ettik. Sadeleştikçe, eşyaların, giysilerin ağırlığından kurtuldukça hayatımıza daha fazla yer açtık. Zaten küçük bir alan olduğu için bir aile olarak daha fazla birlikte zaman geçirmeye, sohbet etmeye başladık ki bu da hem bizim hem de kızımızın gelişimi için büyük katkı sağladı. Açıkçası eskisinden daha mutlu ve huzurluyuz; bir arada olmanın keyfini sürüyoruz.

“Konaklama, yeme içme, faturalar gibi masraflar neredeyse hiç yok.”

Karavanın verdiği en güzel his kesinlikle özgürlük. Bir yere, bir işletmeye bağlı kalmadan kafamıza göre gezebilmek büyük lüks bana göre. Çekme karavan olması bize hareket özgürlüğünü de sağladı. Örneğin, karavanı park edip civarı arabamızla gönlümüzce gezebiliyoruz. Sonrasında minik evimiz olan karavanımıza geri dönüyoruz. Konaklama, yeme içme, faturalar gibi masraflar neredeyse hiç yok. Bu da bize daha fazla yer görme imkanı sağlıyor. Ufak tefek zorluklarımız da oluyor tabi ama bunların çoğu hallolabilecek zorluklar. Zorluk diyebileceğim asıl şey, küçük alanda yaşamaya alışmak zaman alıyor. Klimamızın olmayışı yaz akşamlarımızı biraz terli geçirmemize neden oldu. Bir de değişik deneme yanılmalarla tuvalet koku meselesini çözmeye çalışıyoruz. Öyle aşırı bir durum söz konusu değil ve dediğim gibi bunlar kolaylıkla hallolacak meseleler. Karavanda yaşamın verdiği özgürlük, huzur, mutluluk ve keyfin yanına hiçbir lüks yaklaşamaz.



Bundan sonraki yazılarda karavan hayatıyla ilgili aklımdaki tüm soruları sorduğum röportajlar da yapmak istiyorum bu güzel insanlarla. Siz de merak ettiğiniz soruları yazının sonundaki yorumlar kısmına yazarsanız, röportajda o soruları da yöneltebilirim. Böylece hep birlikte merak ettiğimiz sorulara cevap bulabiliriz.

Karavana Adım Adım serisinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Karavan Yapımı serisinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: