Tebriz Gezi Rehberi , İran

Kars’tan sonra Gürcistan’a gidip yolculuğumuza oradan devam etmeye karar verdikten sonra karın bastırması yüzünden en baştaki plana sadık kalıp, Doğubeyazıt’tan İran’a geçmek üzere tekrar Kars’a hareket ettik. Kars’ta bir iki gün geçirdikten sonra yola koyulduk. Kars-Doğubeyazıt yolu hepinizin tahmin edeceği terör sebeplerinden dolayı bize bisikletle geçilmesi çok da mantıklı olmayan bir yol olarak anlatılmıştı. Otobüsle gitmeyi düşündük fakat Iğdır’a giden otobüsler küçük olduğu için bisikletlerimiz ve çantalarımızın sığması mümkün değildi. O yüzden belki sınıra giden bir tır buluruz düşüncesiyle otostop çekmeye karar verdik. Şansımız yaver gitti ve 2-3 saat içinde Doğubeyazıt’a gidecek olan bir tıra denk geldik. Iğdır’a geç vardığımız için geceyi orada geçirdik. Yolda, daha Iğdır’a varmadan bizi misafir etmeyi kabul eden couchumuz Deniz’e tekrar teşekkürler. Ertesi gün o kadar şanslıydık ki Iğdır’da uyandığımız günü İran, Tebriz ’de sonlandırdık. Iğdır’da bizi alan tır şoförü İrfan abi ile sabah 09:00’da yola çıktık ve Doğu Beyazıt’a gittik. tebriz gezi rehberi

tebriz gezi rehberi

İrfan abi bizi 12:30’da Doğu Beyazıt’ta bıraktı. Yolun buradan sonraki kısmını sınıra kadar kendimiz devam edecektik. Yola çıktık ve Ağrı Dağı’nın eşsiz manzarası eşliğinde rüzgarın da yardımıyla saat 14:30 gibi Gürbulak Gümrük Kapısı’na ulaştık.

Burada işlemler esnasında bize yardımcı olan Emir aynı zamanda İrancell sim kartı vererek büyük bir yükten kurtulmamızı sağladı. Yolculuğun en keyifli anlarından biri, sınırın araç kontrollerinin yapıldığı yerde bulunan polis kulübesinde Ersin Kılınç @arya2arya’nın yapıştırmasını görmemizdi. Tabi durduk yere yaşadığımız sevinç patlaması yüzünden şaşıran polise sevincimizin sebebini açıklamak zorunda kaldık. Aynı yere yapıştırması için @melkeontheroad yapıştırmasını verip işlemlere devam ettik. Tıpkı Gürcistan’a çıkış yaptığımız Aktaş Kapısı’nda olduğu gibi bu sefer de hiç bir aramadan geçmeden İran’a giriş yaptık. Gürcistan ilaçlar konusunda oldukça hassas olduğu için, kapıda hiç uğraşmamak adına bütün ilaçlarımızı çöpe attığımızı daha önceki paylaşımlarımızda söylemiştik. Orada aranmamış olmamız tam bir mucizeydi çünkü hiç kullanmadığımız için yanımızda olduğunu unuttuğumuz bir vitamin hapı çantamızda kalmıştı. Hem de öyle bir yere girmiş ki, sanki çaktırmadan sokmaya çalışıyormuşuz algısı yaratmaya oldukça müsaitti. Bu sefer de İran’a çantamızda olduğunu unuttuğumuz jagermeister’i sokmuş bulunduk.

Kapıdan geçtikten sonra karşımıza ufak bir şehir çıktı. Yaklaşık 1 km yokuş aşağı yolu takip edip ilk çarşıya girdik. Burada İrfan abi sayesinde iletişim kurduğumuz yeğeni ile buluştuk ve güzel bir orandan Tebriz ‘e gitmeden önce Türk Liramızı Tümen’e çevirdik. İran’la ilgili gelmeden önce en çok kafamızı karıştıran para birimleriyle ilgili ufak bilgi vermek gerekirse, aslında ülkede Riyal kullanılıyor. Fakat herkes Tümen olarak hesap yapıyor. Kısaca Riyal’den bir sıfır attığınızda Tümen oluyor. Yani 100.000 Riyal olan para aslında 10.000 Tümen.

tebriz gezi rehberi

Türk paralarımızın bir kısmını bozdurduktan sonra ikram edilen çaylarmızı içip yola düştük. Hedefimiz sınıra yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki ilk şehir olan Maku’ya varmaktı. Buradan da otobüsle Tebriz ’e devam etmeyi düşünüyorduk. Ancak şans bize yardım etmeye devam etti ve sürerken yol üzerinde bir tır yanımızda durup nereye gittiğimizi sordu. Tebriz ’e gittiklerini, halimize acıdıklarını ve bizi götürmek istediklerini söyleyince çok diretmeden kabul ettik. Hasan abi ve Ali abi ile Tebriz ’e kadar yaptığımız yolculuk çok eğlenceliydi, aynı akşam Tebriz ’e vardık. Tebriz ’e vardığımızda bizi tren istasyonunun yanında bıraktılar. Biz de ilk iş Tahran’a giden trenin saatlerini ve fiyatını öğrenmek istedik ancak saat biraz geç olduğu için tren istasyonu kapalıydı. Zaten biz de tren istasyonu diye yanlışlıkla hemen yanındaki hastanenin danışmasına gitmiştik. Buradaki bekçi ve polis Türk olduğumuzu öğrendiğinde büyük bir sevinç duydular ve bizi zorla içeriye götürüp çay ikram ettiler. Çaylarımızı içtikten sonra şehrin merkezine doğru sürmeye başladık.

Warmshowers ve Couchsurfing’den o akşam için olumlu bir cevap alamadığımızdan hostel aramaya karar verdik. Arkadaşımızın bize verdiği telefon hattına kontür yüklemek için dörtyol ağzındaki bakkala girdik. O sırada hem bir şeyler atıştırdık hem de kalacak yer sorduk. Bakkalın sahibi Amir durumu anlayınca bizi önce kendi evine davet etti, ancak daha sonra eşini aradı ve küçük çocuklarının hasta olduğunu öğrenip daveti üzülerek iptal ettiğini, bizi bir otele yerleştirebileceğini belirtti. Kolaylık olması açısından bisikletlerimizi onun dükkanına bıraktık ve bir sırt çantası ile merkeze oldukça yakın olan Jahan Nama adında bir misafir evine yerleştik. Otele 50.000 tümen (yaklaşık 45 TL) verdik. Turist olduğumuz için aynı odada kalmamızda herhangi bir sorun çıkmadı. Oda gayet sıcaktı, içinde duş vardı. Fakat daha sonra bir çok misafir evinde olduğunu öğrendiğimiz gibi tuvaletler ortaktı. Odada bir iki ufak böcek görmüş olmak da epey sinir bozucu olmasına rağmen verdiğimiz fiyat düşünüldüğünde kabul edilebilirdi. Otelin adresi için buraya bakabilirsiniz.

Amir sabah dükkanı açmaya giderken bizi otelden aldı. Bize, bakkalda sattığı ürünlerden çok güzel bir kahvaltı hazırladı. Kahvaltıdan sonra sohbet etmekten oldukça keyif aldığımız eşi ile de tanıştık. Öğlen olduğunda Warmshowers’tan yazıştığımız, bizi yatılı misafir edemeyen ancak şehiri gezdirebileceğini söyleyen Zahra ile Blue Mosque denen, aynı zamanda Azerbaycan Müzesi’nin ve Saat Kulesi’nin de yakınında olan yerde buluştuk. İlginçtir ki, bizi bisikletlerle gören herkes yanımıza gelip muhabbet etmek istedi. Hatta aralarından biri hemen yandaki parkta çay ısmarlamak istediğini söyleyince hep beraber parka gidip çay içtik. Zahra bisikletlerimizi evine bırakabileceğimizi ve arabasıyla şehri rahatça gezebileceğimizi söyledi.

tebriz gezi rehberi
Pazi Kulagı denen tatlı

Bisikletleri evine götürdüğümüzde, annesinin bizim için yemek hazırlayıp çay demlemiş olduğunu gördük. İlk defa misafir olduğumuz bu evde çok güzel ağırlandık. Zahra’nın annesi burnumuzun aktığını ve hafif hasta olduğunu görünce, İran’a ait pişirme tarzıyla hazırlanmış, pazı kulağı dedikleri, turptan yapılan soğuk algınlığına iyi gelen tatlıdan verdi. Tadı tatlı ve çok güzel olan pazı kulağını afiyetle yedik. Şimdiden söylemekte fayda var, bu tatlıdan sokaklarda, otobanlardaki dinlenme yerlerinde, kısaca hemen her yerde bulmak mümkün. Fakat sokaktakinin tadı ne yazık ki evdeki kadar güzel olmuyor. Çaylarımızı da içtikten sonra hem Zahra’nın arkadaşı Farzaneh ile buluşmak hem de dışarda vakit geçirmek için evden çıktık. Türkiye’de bazı köylerde hala kullanılan yer sofrasını burada hemen her kafede standart oturma tarzı olarak görebiliyorsunuz. Biz de böyle bir kafeye gidip, yer yer ağzımızı açık bırakan yer yer bizi kahkahalara boğup etraftaki insanların tuhaf bakışlarına maruz bırakan, saatlerce süren bir muhabbete oturduk.

Gün boyunca konaklama için mesaj attığımız Warmshowers üyelerinden olumlu cevap alamayınca Farzaneh otel bulmamıza yardımcı oldu. Sehnaz dedikleri bir meydanda bulunan Azerbaycan Otel’e gittik. En başta 130.000 Tümen ile başlayan pazarlığımız, hem sezon yüzünden hem de uzun yıllar Türkiye’de bulunmuş otel sahibi Shalar’ın cömertliği sayesinde 80.000 tümen (Yaklaşık 70TL) ile son buldu. Tam alışverişi tamamlıyorduk ki, aslında o gün dağda olduğu için yanımıza gelemeyen, ertesi günü buluşacağımız Zahra’nın diğer arkadaşı Hüseyin bizi aradı ve kendisinde kalabileceğimizi söyledi. Bu mutlu haberden sonra Shalar’dan özür dileyerek Hüseyin ile buluştuk ve sonrasında 11 gün kalacağımız ailesiyle yaşadığı evine gittik.

Orada kaldığımız günler boyunca hasta olduğumuzda bizimle inanılmaz derecede ilgilenen, kendi evimizdeymiş gibi hissetiren ailesi ilk akşam da bizi çok güzel ve içten karşıladı. Dünyalar tatlısı, bizim için mutfaktan çıkmayan, hep koşturan annesi Betül abla, içten ve bir o kadar candan insan babası Mahmut abi, kahkahasıyla etrafındaki herkesi güldüren, herkese enerji veren, bu sene üniversiteye hazırlanan kız kardeşi Salva hiçbir zaman unutamayacağımız insanlar. Sonraki günlerimiz Hüseyin, Zahra ve Farzaneh ile Tebriz ’i keşfederek geçti.

TEBRİZ GEZİ REHBERİ

Tebriz oldukça toplu bir şehir. Çok büyük değil ve gezilecek turistik yerler, müzeler, kafeler çoğunlukla aynı yerde toplanmış olduğu için hepsini yürüyerek ziyaret etmek mümkün. Otobüs hattı çok geniş değil ama ulaşım çoğunlukla bizdeki metrobüse benzer otobüslerle sağlanıyor ve biletler yaklaşık 50 kuruşa denk gelen komik bir fiyata alınabiliyor. Otobüslerde kadın ve erkekler aynı otobüse binebiliyor fakat erkekler otobüsün ön kısmında kadınlarsa arka kısmında oturuyor. Tahran’da durum bunun tam tersi. Biz genelde turist olmamızın da verdiği rahatlıkla bu kurala pek aldırış etmedik, herhangi bir sorun da yaşamadık.

Aynı zamanda taksi ile seyahat etmek de oldukça ucuza geliyor. İstanbul’da yaklaşık 20 TL’ye denk gelecek bir mesafeyi 8.000 Tümen’e (yaklaşık 7TL) gitmek mümkün. Yalnız taksilerde taksimetre olmadığı için turist olarak kazıklanmak da son derece olası. Mesafe fiyatları belli bölgelerde ve onların ajans dediği taksi duraklarında asılıymış ama biz hiç görmedik. Gördüysek de büyük ihtimalle ne olduğunu anlamadık. Normal taksilerin yanında burada bir de özel taksiler var. Bizdeki korsan taksilerin aynısının yasal olanı. Kazıklanmadığınız sürece onlar da oldukça ucuz. Üstelik aynı zamanda dolmuş taksi olarak da kullanılabiliyorlar. Eğer dolmuş taksi olurlarsa da fiyat 4’te 1’e iniyor.

Tebriz’de hem Türk olduğumuz için hem de genelde yanımızda yerel biriyle seyahat ettiğimiz için bizi hiç kazıklamadılar ama Tahran’da, bir dolmuş taksiye binmek istediğimizde normalde kişi başı 3.000 tümen olan bir yolculuk için bizden 20.000 Tümen istediler. Özel taksi veya normal taksi, hangisi olduğu fark etmez, binmeden önce mutlaka gideceğiniz yeri gösterin ve pazarlık yapın.

İran aslında eyaletlere bölünmüş durumda. Tebriz Doğu Azerbeycan Eyaleti’nin merkezi. Tebriz’de herkes Azeri Türkçesi konuşuyor. İletişim kurmak kolay olduğu gibi Türklere karşı olan sıcaklıkları sayesinde girdiğiniz her yerde sıcak bir ortamla karşılaşıyorsunuz. Yalnız eğer İran’da bir Türkseniz sizi Sibel Can ve İbrahim Tatlıses’in muhabbetlerinizin kaçınılmaz konusu olacağı konusunda uyarmalıyız. Bindiğiniz taksilerin şoförleri de konuyu bir şekilde İbrahim Tatlıses’e bağlayacağı için kendinizi bir anda yüksek sesle “Yalan” dinlerken bulmanız son derece olası.

Bize çok ilginç gelen bir şey de adına Nargile Shop desek abartmış olmayacağımız yerler. İnsanlar nargilelerin sıralandığı dükkanlara gidip birbirlerine bakarak nargile ve çay içiyorlar.

nargile-shop

İran’da tatil günleri bizdekinden farklı. Perşembe günleri bazı yerler, Cuma günleri ise hemen her yer kapalı oluyor. Ayrıca ülkede dinen önemli olan 12 kişinin ölüm günleri de tatil olduğu ve bu günlerde de her yer kapalı olduğu için gittiğiniz zamana dikkat etmekte fayda var. Bu arada anlaşılacağı üzere iş günleri bakımından hafta başı Cumartesi.

SAĞLIK

İran’ın tıpta kalite bakımından çok iyi, fiyat bakımından çok ucuz olduğuna dair bilgi edindik. Umuyoruz ki ihtiyacınız olmaz ama hastalık durumu için, örneğin grip olduğumuzda özel bir polikliniğe gittik. Burada muayene olmak için 19.000 Tümen; ilaçlarımız içinse 17.000 tümen ödedik. Yani toplamda 32 Liraya tedavi olabildik. Sağlık hizmetleri çok pahalı değil.

TRAFİK

İran’da dehşet bir trafik var. Hem şehir içinde hem de şehirlerarası yollarda kimse kurallara uymuyor. Şerit çizgileri muhtemelen sadece yönetmelikte yer aldığı için var. Çünkü hiç kimsenin şerit çizgilerine dikkat etiğine tanık olmadık. Bu güzel ülke ne yazık ki trafik canavarlarıyla dolu. Bırakın bisiklet sürmeyi yaya olarak yürümek bile çok zor. Bizim ülkemizdeki sürücüler buradakilerin yanında melek kalır.

YEMEKLER

Üzülerek belirtmeliyiz ki vejetaryenler için çok seçenek yok. İran’da dışarıda yemek yeme kültürü çok fazla olmadığı için çeşit bulmak oldukça zor. Bulunabilen çeşitler de genelde et ile hazırlanan yemekler. Biz o kadar şanslıydık ki, Tebriz ziyaretimiz boyunca Betül ablanın bizim için pişirdiği güzel yemekleri yedik. Tadına doyamadığımız vitamin deposu aş dedikleri yoğurtlu bir çorba ile kahvaltılarımızı süsleyen Keykanak tarifini daha sonra yapmak üzere aldık.

Ekmekler bizdekinden çok farklı. Genelde lavaş benzeri ekmekler yeniyor ama pideye benzer ekmekleri de her yerde bulabiliyorsunuz. Yine de ekmekleri genel olarak bizdeki kadar şişko değil. Özel olarak çakıl taşı büyüklüğündeki taşların üzerinde pişen bir ekmekleri var. Tadı gayet sıradan. Bahsetmemizin asıl sebebi, taşlar bazen ekmeğe yapışabildiği için yemeden önce dikkat etmek gerekiyor.

İran’ın her yerinde çeşme suları içilebiliyor. Buradaki insanların kapalı su almak gibi bir huyları yok. Ama çeşme suyunun tadı tabii ki çok güzel değil. Bu arada, soda almak istediğinizde ve mineral water dediğinizde size kapalı içme suyu veriyorlar. Çeşme suyu kullandıkları için, kapalı sular onlar için mineral water.

Ayrıca ülkede ciddi bir çiğ köfte açığı var. İnanılır gibi değil ama burada çiğ köfte yok. Hatta işin daha da kötüsü ince bulgur da yok. Biz kısır yapmak için çok aradık ama hiçbir yerde ince bulgur bulamadık. O yüzden ülke olarak ince bulguru İran piyasasına sokup, çiğ köfte ve kısırdan yürürsek güzel paralar kazanabiliriz. Girişimci arkadaşlara duyrulur.

TAARRUF

Yalnızca Tebriz’de değil, İran’ın hemen her yerinde hala uygulanan hoş bir gelenek, tatlı bir nezaket göstergesi. Gittiğiniz yerlerde hesap ödeyeceğiniz zaman veya basitçe bakkaldan bir şey alırken ya da taksiye bindiğinizde iş para ödemeye geldiğinde insanlar önce kibarca para almayı reddediyorlar. Işte buna taarruf deniyor. Böyle bir şeyle karşılaşırsanız bir kez ısrar etmeniz ödemeyi almaları için yeterli oluyor. Eğer birkaç kerelik ısrardan sonra hala kabul etmiyorlarsa o zaman gerçekten almak istemediklerini anlayabilirsiniz.

İran’a gelmeden önce şansa karşımıza bununla ilgili bir yazı çıkmıştı. Taarufun ne olduğunu bilmeyen bir arkadaş, taksiden ineceği zaman taksicinin “yok yok kalsın” demesi üzerine taksiden teşekkür ederek ayrılmış. Herhalde taksici yapıp yapacağı taarrufa pişman olmuştur. Neyse ki biz daha önceden haberdar olduğumuz için karşımıza çıkan bütün taarruflara ısrar ederek karşılık verdik.

TEBRİZ’DE GÖRÜLECEK YERLER

El Gölü (Şah Gölü)

el-goli
Tebriz, Şah Gölü

Burası etrafında kafeler olan büyük bir park. İran devriminden önce Şah’a ait bir ev olarak kullanılan bina ve gölün ismi devrimden sonra halkın gölü anlamına gelen El Gölü olarak değiştirilmiş. Aynı zamanda ilk inşaasından sonra tek katlı olan bu bina devrimden sonra ikinci katı yapılarak şu anki haline gelmiş. Fotoğraflar için tıklayın.

Tarihi Tebriz Pazarı

tebriz-pazari
Tarihi Tebriz Pazarı

Tebriz pazarı bizdeki Kapalı Çarşı benzeri bir pazar. Çok büyük bir alana yayılıyor. Ortadoğunun en eski pazarlarından biri. Ayrıca dünyadaki en büyük kapalı pazar olma özelliği taşıyor. Bizdeki gibi turistik bir yer olduğu için fiyatlar abartılı değil. Kıyafetten baharata, meyve sebzeden halıya kadar aradığınız her şeyi uygun fiyatlara bulabiliyorsunuz. Mimarisi son derece güzel. Fotoğraflar için tıklayın.

Tebriz’de Müzeler

Müzelerin çoğu ücretli ve her yerde olduğu gibi turistler için daha fazla ücret alıyorlar. Biz gittiğimizde ne yazık ki bahsi geçen tatillere denk geldiğimiz için yalnızca iki müzeye gidebildik.

Belediye Müzesi

Saat Kulesi, Belediye Binası, Tebriz
Saat Kulesi, Belediye Binası, Tebriz

Saat Kulesi olarak da bilinen belediye binasının bir kısmı müze olarak düzenlenmiş. Müzeye giriş ücretsiz ve içeride Tebriz’in eski fotoğrafları, şehirdeki değişiklikler, eski haritalar yer alıyor. Ayrıca şehirde kullanılmış ilk projector, ilk taksi, ilk yangın arabası gibi araçlar da sergileniyor. Müzenin üst katları ise birbirinden güzel ve büyük el dokuması halılara ayrılmış. Müzenin fotoğraflarını buradan görebilirsiniz.

Harita için tıklayın.

Kaçar Müzesi, Amir Nazam’ın Evi

Müzeye giriş ücretli. Kişi başı 5.000 Tümen gibi bir fiyatı var. Burada da eski tarihlerden kalma eşyalar, yöresel kıyafetler, geçmiş yaşam tarzını yansıtan araçlar sergileniyor. Müzenin fotoğraflarını buradan görebilirsiniz.

Harita için tıklayın.

Eynali Tepesi

tebriz gezi rehberi
Eynali Tepesi, Tebriz

Tebriz’in merkezine çok yakın olan bu tepeye gitmek için toplu taşıma var mı bilmiyoruz. Biz arkadaşımızın arabasıyla gittik. Akşam 7 civarı gittiğimizde biraz da hava soğuk olduğu için pek insan yoktu. Tepeye teleferiklerle çıkabiliyorsunuz. Teleferik, çift yön, kişi başı 9.000 Tümen. Teleferik kışın akşam 8’de sona eriyor. Biz yaklaşık yarım saat süren, kayaların arasından geçtiğimiz bir yürüyüş parkurundan tırmandık. Bunun dışında normalde kullanılan daha düz bir yol da var. Tepede bir kafe var. Genelde tırmananlar burada mola verip çay içtikten sonra geri iniyorlar. Bu tepeden bütün Tebriz’I görebiliyorsunuz. Özellikle geceleri manzara muazzam.

Taht-ı Süleyman

tahti-suleyman-zindan
Taht-ı Suleyman

Aslında burası Tebriz’de değil, Tebriz’e yaklaşık 6 saatlik uzaklıktaki Tekab denen bölgeye yakın bir yerde yer alıyor. 2003 yılında Dünya Mirası Listesine alınmış olan bölge labirent yapısıyla ve ortasındaki doğal gölle çok güzel görünüyor. Aynı zamanda burada bir zindan da var.

melike-taktesoleyman

Bunlara ek olarak, Tebriz ziyaretinizde işinize yarayabilecek bu linki de buraya  bırakıyoruz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: