Braşov Gezilecek Yerler Drakula’nın Kalesi

Transilvanya bölgesinde yer alan Braşov kalbimi eriten şehirler listesinde ilk sıralarda yer alıyor desem abartmış olmam herhalde. Romanya‘da gezdiğin yerler arasında en çok beğendiğin yer neresi diye sorsanız istisnasız Braşov derim. Neden bilmiyorum ama Braşov kalbimde çok başka bir yere sahip. Aslında tekrar düşündüm de sanırım nedenini biliyorum. Braşov’da geçirdiğim ilk günde evsizlerle sokakta uyumuş olmamın bu hissiyatta etkisi olabilir ama bu hikayeyi yazının sonuna saklayacağım. Önce kısacık bir Braşov gezilecek yerler listesini vereyim.

Braşov Gezilecek Yerler

Bran Şatosu : Drakula’nın Kalesi

Braşov gezilecek yerler

Braşov denince akla ilk gelen yer kaçınılmaz olarak Bran Şatosu oluyor. Sanırım adına bakılıp aldanılan yerlerin en büyüğü burası. Çünkü şato aslında Drakula ile yani Kazıklı Voyvoda bağlantılı mı orası bile kesin değil. Ama öyle olduğuna inanılıyor. Yine hayallerinizi yıkmak gibi olmasın ama, dışarıda para karşılığı insanlarla fotoğraf çektiren vampir kostümlü performans sanatçılarının dışında kalenin içinde vampirlerle ilgili hiçbir şey yok. Dönemin kraliyet ailesine ait eşyalar sergileniyor. Bran Şatosu Braşov’un merkezine yaklaşık 20-30 km uzaklıkta. Bu bölgeye özel araçlarla gidebileceğiniz gibi iki vesayet olacak şekilde toplu taşıma ile de gidebilirsiniz. Kaleye girişler ücretli.

Eski şehir (Old City)

Old City, kocaman bir meydanın ortasında saat kulesi, hemen yanında Kara Kilise ve etrafında restoran ve kafelerin çevrelediği, genelde iki-üç katlı rengarenk sevimli binaların bulunduğu şirin bir yer. Braşov’un en turistik ve en pahalı yeri olduğunu söyleyebiliriz. Mimari yapısı ve tarihi dolayısıyla çok büyük bir turist ziyareti aldığı için bölgede en çok otel, hostel ve restoran olan yer burası.

Braşov’da Konaklama

Braşov oldukça ünlü ve tercih edilen bir şehir. Özellikle Old City olarak adlandırılan eski şehir bölgesinde yüzlerde otel ve hostel bulabilirsiniz. Burada kalmak istiyorsanız önceden rezervasyon yapmayı sakın unutmayın. Özellikle turistlerin bölgeyi sıkça ziyaret ettiği zamanlarda her yer tıklım tıklım dolu oluyor ve boş yer bulmak imkansız. Eğer buna dikkat etmezseniz benim gibi sokakta kalmak zorunda kalırsınız.

Braşov’la ilgili bir diğer ayrıntı ise şu; biraz araştırmayla, turistik bölgenin biraz uzağında ucuz oteller bulmak mümkün. Üstelik bu şekilde bulacağınız yerler Old City bölgesindekilerden çok daha ucuz. Basit bir örnek vermek gerekirse hosteslerde dorm tarzı paylaşımlı odalar kişi başı 50 Lira civarındayken, buradan 1-2 km uzaklıktaki otellerde özel odaların fiyatları kahvaltı dahil 100 Lira civarında olabiliyor. Özellikle 2 kişilik konaklamalar için hostes yerine bu tarz alternatifleri değerlendirmek daha makul. Hostele vereceğiniz aynı paraya özel odada kalabilirsiniz.

Burada Couchsurfing ve Warmshowers ile kalacak yer bulmak çok zor.

Braşov’da Yiyecek ve İçecek

Braşov’un Old City bölgesinde sayısız restoran ve bar var. Buralarda her damak tadına uygun yiyecek bir şeyler bulabilirsiniz. resoran ve barların çoğu gecenin ilerleyen saatlerine kadar açık. Fiyatlar turistik bir yer olması dolayısıyla normalden biraz daha pahalı. O yüzden restoranlara veya kafelere girmeden önce menüye şöyle hızlıca bir göz gezdirmekte fayda var.

Braşov’a Ulaşım

Bükreş-Braşov arası 171 km ve yaklaşık 2,5 saat sürüyor.

Braşov’da Evsizlerle Nasıl Sokakta Kaldım?

Gelelim şimdi Braşov’u gönlümün kahramanı yapan asıl hikayeye. Braşov’a Bükreş’ten otostop çekerek geldim ve direkt gelen bir araç bulamadığım için yol tahmin ettiğimden daha uzun sürdü. Yoldayken Couchsurfing’den bulabildiğim üç beş kişiye mesaj atmıştım. Ama kimse geri dönmemişti. Braşov’a vardığımda saat akşam 8’i geçiyordu. Hava da kararmaya başlamıştı. Önce yemek yiyeyim nasılsa kalacak bir yer bulurum diye düşünerek bir pizza restoranına gittim.

Bu fotoğrafı çekildiğim sırada henüz sokakta uyuyacağımdan habersiz en güzel pizzayı seçmeye çalışıyordum. Kafamın içinden “Sürüyle otel var elbet birinde yer vardır.” gibi iyimser düşünceler geçiyordu. Pizaamı yedikten sonra Couchsurfing mesajlarımı tekrar kontrol ettim ve kimseden cevap gelmediğini gördüm. Geriye trivago, hostelworld, hostels, booking gibi uygulamalardan kalacak bir yer bulmak kalmıştı. Telefonum elime aldığımda beynimden vurulmuşa döndüğümü söylemeliyim. Baktığım her yer doluydu. Şaka gibi ama gerçek. Çevredeki bütün oteller ve hosteller doluydu. Yine de şansımı denemek için gördüğüm birkaç hostele ve otele girip kalacak yer olup olmadığını sordum. Kalacak yer yoktu. Yolun sonunda bakmadığım bir otel kalmıştı. Kesin çok pahalıdır diye girmemiştim. Artık son çare gidip ona da sorayım dedim. Sonunda bir konuda haklı çıkmıştım. Otel gerçekten çok pahalıydı. Bir gece için kişi başı yaklaşık 300 Lira istiyorlardı. Sokakta kalırım daha iyi dedim. İşin kötü tarafı yanımda sadece yazlık uyku tulumum vardı ve hava durumu o geceyi yağışlı gösteriyordu.

Evsizlerle tanışmamız

Bu arada saat gece 1’e yaklaşıyordu. Sokakta birkaç sarhoş ve birkaç evsizden başka kimse kalmamıştı. Derken gözüm bir binanın önündeki üstü kapalı alanda oturan üç evsize takıldı. 2 kız bir de erkek binanın önünde oturup sohbet ediyorlardı. Yanlarında her yanı yırtılmış sırt çantaları ve üzerlerinde de yırtık pırtık kıyafetler vardı. O kılık kıyafet tam olarak nasıl tarif edilir bilmiyorum ama hani böyle birine baktığınızda aha evsiz dersiniz ya işte onlara baktığımda ben de ‘Aha evsizler’ dedim. Belli ki bu evsiz arkadaşlar da sokakta kalacaktı. Geceyi yalnız başıma geçireceğime gidip şunlarla arkadaş olayım da kalabalık bir grup olarak takılalım en azından daha güvenli diye düşünerek yanlarına gittim.

Hiç garipsemeden, son derece arkadaş canlısı bir tavırla beni aralarına aldılar. 2’si İngiliz biri de İtalyanmış. İngiliz olan çocuk kendini bildi bileli sokakta yaşıyormuş. Resim yapıyor ve o resimleri satarak geçiniyormuş. İtalyan kız pilates eğitmeniymiş ama yakın zamanda evini terk edip bir grup evsizle birlikte terk edilmiş bir binada yaşamaya karar vermiş. Geçimini de sokaklarda gösteri yaparak sağlıyormuş. İngiliz kızın ne yaptığını çok anlamadım. Çünkü aşırı aksanlı bir İngilizcesi vardı ve ondaki İngilizce bende yoktu. Neyse biraz sohbet ettik. Kalacak yer bulamadığımdan bahsettim. Hayatımda ilk defa birilerine “Eğer sokakta kalacaksanız ben de sizinle kalabilir miyim?” diye sordum. Ama onların çadırı varmış, kamp yapacaklarmış. Teşekkür edip kendime kalacak bir yer bulmak üzere yanlarından ayrılmıştım ki arkamdan bağırdılar. “Bizim iki tane çadırımız var aslında. Eğer kalabilirim dersen birini sana verebiliriz.” Bu konuşmadan birkaç saat sonra üç evsizle Braşov’un parklarından birinin gizli kuytu köşelerinde telefon fenerinin yardımıyla çadır kurmaya uğraşıyordum.

Onlar soldaki sarı çadırda kaldılar ben de sağdaki gri çadırda kaldım. Bu arada normalde 3 tane polü olması gereken çadırın sadece bir tane polü vardı. Eksik polleri bulduğumuz taşlarla amorti etmeye çalıştık. Dünyanın en rahat konaklaması değildi ama sonuç olarak gece beni soğuktan ve yağmurdan koruyan bir yerde uyumuş oldum.

Predeal Braşov’a Gelmeden Minik ve Yeşil Bir Kasaba

Size bir yerden daha bahsetmek istiyorum: Predeal. Predeal Bükreş’ten Braşov’a gelirken uğradığım yerlerden biri. Tabii bu planlanmış bir uğrama değildi. Otostop çektiğim araç oraya kadar geliyordu. Braşov’a devam etmek için otostop çekerken beklediğim süre zarfında biraz ortalıkta dolanma şansım oldu. Burada nereye gidilir, neresi gezilir bilmiyorum ama Predeal ve aslında yol boyunca uzanan çevresindeki yerler adeta kartpostaldan fırlamış gibi görünüyorlar. Yemyeşil kocaman dağlar, dağların arasında görünen müthiş mimarileriyle kiliseler, renkli evler… Daha sonra öğrendim ki burası kış turizmi için epey tercih edilen bir yermiş. Özel araçla veya otostopla bu bölgeden geçecek olursanız mutlaka durup biraz etrafı gezin. Hiçbir şey yapamazsanız bir parkta oturup dağları izleyin.

Romanya’ya gidecekler için bilgiler yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: