Otostopla Romanya Turu 9 gün 7 şehir

2016 yılı Ağustos ayında, sırt çantamla otostopla romanya turu yapmak büyük seyahatime çıkmadan önce yaptığım en güzel şeylerden biriydi. Tüm ulaşımımı otostop çekerek sağladığım bu turda, 9 günde yaklaşık 900 kilometre yol yaptım ve 7 şehir gördüm. Ben bu turda zamanım kısıtlı olduğu için merak ettiğim yerleri gezmek için biraz hızlı davrandım. Haliyle seyahatim de hafiften yorucu oldu. Ama neticede beni tatmin etti. Gördüklerimin yanında daha göremediğim bir sürü yer de oldu tabii. Artık göremediğim yerleri de karavan dönüşümü bittikten sonra çıkacağım turda göreceğiz.

Hemen belirteyim, yazının ilk kısımları daha sonra hatırlayabileyim diye anılarımdan oluşuyor. Tur ile ilgili bilgileri kestirmeden almak istiyoruz, bize hikaye anlatma diyorsanız buradan sayfanın en altında bulunan “Genel Bakış” başlığına dikey geçiş yapabilirsiniz.

22.08.2016, Otostopla Romanya turu başlangıç durağı Bükreş

Romanya’ya ayak bastığımda ufak bir Bükreş turundan sonra Couchsurfing sitesinden beni ağırlamayı kabul eden Angela’nın evine gittim. O zamana kadar kendi evimde birçok ülkeden insanı misafir etmiştim ama ilk defa birinin evinde misafir oluyordum. O yüzden değişik bir deneyimdi. Ev arkadaşı kendileri dışarıya çıkarken benim de çıkmam gerektiğini söyleyince pek ısınamadım ve biraz dinlendikten sonra Warmshowers’tan yakınlardaki başka birine yazdım. Sevgili Militon son dakikada yazmış olduğum mesaja hiç gecikmeden cevap verdi ve beni sıcak bir biçimde kabul etti. Evine gittiğimde hep birlikte yemek yedik, bol bol sohbet ettik ve uyuduk.

İlk izlenimlerime göre Bükreş’i birkaç kelimeyle tarih etmem gerekirse kalabalık ve gürültülü bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Şehrin hemen her yanı komünist dönemden kalma büyük, gri ve insanların üstüne üstüne gelen bina bloklarıyla çevrili. Bu binaların bana korkunç gelmesinde o gece yağan sağanak yağmurun da etkisi oldu sanırım. Tabii burada binaların oluşturduğu kötü görüntünün yanı sıra yeşilliklerin içine kurulmuş bir sürü büyük park da vardı. Türkiye’yle kıyasladığımda yaşamın neredeyse aynı olduğunu gördüm. Mimarı anlamında en büyük fark onların korkunç bina bloklarının son derece nizami olması ve şehir içlerinde büyüklü küçüklü onlarca park olmasıydı. Bizim korkunç bina bloklarımız ise oldukça düzensiz ve parklarımızın sayısı yok denecek kadar az.

Bükreş taksilerine dikkat!

Bükreş’te taksilerin kilometre fiyatı 1,34 Lei’den başlıyor. Bunun yanında kilometresine 1,79 Lei alan turist avcılardı da yok değil. Taksilerin ön kapılarında fiyatları yazıyor. Taksi kullanmadan önce tarifelerini gözden geçirmekte fayda var. Benim başıma gelmese de, taksimetreyi açmadan turist kazıklamaya çalışanların çok olduğunu söylediler.

23.08.2016 Otostopla Romanya turu başlıyor: Bükreş- Ploieşti- Raşnov- Braşov

Bükreş’te bir gece geçirdikten sonra görmek istediğim diğer yerlere doğru yola çıkacaktım. Çünkü bir yakınımın düğünü için Bükreş’e zaten tekrar geri gelip burada birkaç gün geçirecektim. Sabah kahvaltımı en sevdiklerim listesine anında eklenen covrig ve kahve ile yaptıktan sonra Bükreş’in merkezinden uzaklaşarak Braşov’a gitmek üzere otostop çekmeye başladım. Tüm yolculuğum boyunca şehir içinde otostopun başarılı olduğu tek yer burasıydı. Ploieşti’ye giden genç bir çocuk beni aldı. Birkaç kilometre gittikten sonra yolda gördüğümüz otostop çeken kucağında kedisi, yanında annesi ile bir çocuğu ve bir amcayı da aldı.

Otostopla Romanya turu
Romanya’da simitin muadili covrig. Ve inanılması güç ama çok lezzetli. Covrig – Türkiye’deki simit (1lei – 0,75 kuruş)

Ploieşti’ye yaptığım yolculuk kalabalık fakat bir o kadar da eğlenceliydi. Ploieşti’de indikten sonra Braşov’a gitmek için otostop çekmenin uygun olduğu yere yürümek 2 saate yakın sürdü. Şehir içindeki bu iki saatlik yürüyüşüm esnasında şansımı deneyerek elimde ‘Braşov’ yazılı bir karton taşıdım. Fakat hiçbir işe yaramadı.

Braşov Bran Kalesi (Kont Dracula’nın Kalesi)

Otobandaki yol ayrımına geldiğimdeyse bir aracın durması yalnızca 10 dakika aldı. Miguel, kendi yolunu uzatarak beni doğasıyla ve ufak evleriyle kendine hayran bırakan Raşnov’a götürdü. Miguel sayesinde Romanya’da kalbimi bıraktığım şehirlere bir yenisini daha eklemiş oldum. Uzun ve sessiz bir yolculuğunda sonunda Braşov’a indiğimde hava kararmaya başlamıştı. Hemen ufak bir şehir turu yapıp yemek yemek için Braşov’un Black Church denilen meydanına yürüdüm. Meydana geldiğimde bir müddet durup taşla döşenmiş tertemiz zemini, tuğladan yapılma çan kulesini, az ötemizde ışıklandırmasıyla görünen Black Church’ü ve hemen yanımda uzayan tepeyi ve tepedeki Braşov yazısını hayranlıkla inceledim.

Braşov’un bu kadar popüler olmasında güzelliğinin yanı sıra bölgeye yaklaşık 40-50 dk uzaklıkta bir mevkide bulunan Kont Drakula’nın yani Kazıklı Voyvoda’nın Kalesi olarak da bilinen Bran Kalesi’nin olması. Bu şekilde söyleyince çok karışık oldu değil mi? Biliyorum. Ben de bir süre algılamakta güçlük çekmiştim. Uzun uzun tarihini merak edenler varsa onları şöyle arama motorlarına doğru alalım çünkü ben kısaca bahsedeceğim. III.Vlad küçükken Osmanlı Devleti’ne esir düşüyor. Osmanlı himayesinde büyüyor ve bir şekilde göze girip Eflak presi oluyor. Buradan sonrası ise tam bir katliam. Yaptığı katliamlar ve insanları öldürme şekli yüzünden Kazıklı Voyvoda adını alıyor. Drakula ise bu olaylardan tamamen bağımsız, hayali bir karakter.

Braşov’da sokakta kalınca evsizlerle birlikte kalmak ya da kalmamak… İşte bütün mesele bu…

Özellikle Bükreş şehir merkezindeki komünist dönemden kalma büyük, gri ve samimiyetsiz binalardan sonra Braşov beklediğimden herhalde binlerce kat daha güzeldi. Meydandaki restoranlardan birinde pizzamı yedikten sonra şehirde yürümeye başladım. Hava çoktan kararmıştı. Vakit geç olmaya başlıyordu ve konaklamak için mesaj gönderdiğim hiç kimseden ses seda çıkmamıştı. O yüzden yürürken bir taraftan da otellere bakıyordum. Acil durumlarda parklarda kalmayı planlayarak yanıma aldığım uyku tulumları da yağmurlu havalarda pek işe yaramayacağı için bir seçenek olmaktan çıkmıştı. Hostel arayışım da hiçbir işe yaramadı. Gittiğim tüm hostel ve otellerden yer yok cevabı almamın arından bir alternatif düşünmeye başladım. Aklıma Airbnb ile ev kiralamak geldi ama ücretleri kontrol ettiğimde otellerden daha pahalı sonuçlar çıktı.

Gece 2’de, artık son çareleri değerlendirmek için meydanda banklarda oturmuş, pahalı otellerden birine teslim olacak mıyım biye düşünmeye başladığım esnada, bir dükkanın kapısının önünde 3 kişinin kocaman çantalarıyla birlikte oturup bir şeyler içtiğini gördüm. Daha sonrasında evsiz olduklarını, İspanya’da terk edilmiş bir fabrikada diğer evsizlerle birlikte yaşadıklarını öğrendiğim bu kişilerin yanlarına gidip sokakta kalıp kalmayacaklarını sordum. Benim derdim sokakta uyuyacaklarsa yanlarında uyumaktı. Basit bir içgüdüyle ne kadar kalabalık olursak o kadar güçlü oluruz diye düşünmüştüm. Bana çadırları olduğunu ve içecekleri bittikten sonra dağın eteklerinde kamp kuracaklarını söylediler. Yani sokakta kalmayacaklardı. Bu durumda ben de onlara eşlik edemezdim çünkü çadırım yoktu. İyi geceler dileyip yanlarından ayrıldım.

Yaklaşık 3-4 metre uzaklaşmıştım ki arkamdan seslenip çadırlarından birini bana verebileceklerini söylediler. O an, o kadar yorgun olmasaydım mutluluktan dans etmeye başlayabilirdim. Bu teklif ilaç gibi geldi. Hep birlikte bir süre oturup sohbet ettikten sonra parka gidip çadırımızı kurduk ve uyku tulumumu yanıma almakla verdiğim doğru kararın gururuyla uyudum.

Otostopla Romanya turu

24.08.2016, Romanya’nın en tatlı şehirlerinden biri Braşov’da ucuz otel bulma sanatı

Sabah yeni arkadaşlarıma çadır için teşekkür edip yanlarından ayrıldım. Kahvaltımı yapmak için bir konut dükkanına gittim. Bu noktada ulaşım ve konaklamadan yaptığım karı yemeye ve içmeye akıttığımı hemen itiraf etmeliyim. Çünkü sabah kahvaltımı kahve ve donut ile yapmak normal şartlar altında pek huyum değildir. Hem kahvaltımı yapıp hem de telefonlarımı ve bütün power banklarımın şarjlarını doldurduktan sonra bir gece önce karanlıkta gezdiğim yerlerde bir kez daha dolandım.

Braşov’da bir gece daha geçirmek istediğim için yine derin bir hostel araştırmasına girdim ve bingi! Old Town denilen turistik bölgeden 3-4 kilometre uzaklıkta, hosteslerden daha ucuz olmasının yanında Türkiye’de 4 yıldız konforuna denk gelebilecek temizlikte 2 yıldızlı bir otel buldum. Braşov’un Old Town denilen Black Church’ün de bulunduğu turistik bölgesinde otel fiyatları gerçekten pahalı. Şehir kısmına doğru gidildiğinde fiyatlarda kayda değer bir azalma oluyor. Old town’da 8 kişilik odalarda kişi başı konaklama 50 Lei iken, turistik bölgeden bir otobüs durağı uzaklıkta iki kişilik otel odalarını 100 Lei’e bulabiliyorsunuz. Eğer yolunuz Braşov’a düşerse bunu göz önünde bulundurun.

Eşyalarımı odaya attık, akşam yemeğimi bir pizzacıda yedim ve bir önceki gece uyuduğum soğuk sert zeminden sonra yumuşacık yataklarda güzel bir uyku çektim. Herhalde o akşam yaşadığım keyfi anlatsam bitiremem.

Otostopla Romanya turu
Bazı şehir merkezlerinde ve park bölgelerinde bulunan içme suyu çeşmeleri Romanya’da çok işimize yaradı. Çünkü ülke ucuz olmasına rağmen marketlerde satılan su her yerde pahalıydı.

25.08.2016, Romanya Otostop Turu yine başlıyor Braşov- Predeal- Floreşti- Ploieşti

Braşov’dan sonra, birkaç şehre daha uğrayıp tekrar Bükreş’e geri dönmek üzere yola çıktım. Ploieşti’ye gitmek için otostop çekeceğim bölgeye yürürken yol üzerinde çok güzel parklar gördüm. Parklardan daha güzeli ise belli bir yaşın üzerindeki amcaların satranç turnuvalarını izlemekti. Daha sonra bunun Romanya’da sıklıkla karşılaşılabilecek bir manzara olduğunu öğrendim.

Otostopla Romanya turu
Romanya’da, parklarda sık sık yapılan satranç turnuvalarından birine şahit oldum. Geç gelenler maçlarını güneşte yapıyor.

Ana yola yürürken yol üzerinde şans eseri Decathlon’a denk geldim. Sırf fiyatları merak ettiğim için hızlıca göz atmaya karar verdim. Fiyatlar Türkiye’deki fiyatlarla sayısal olarak aynı. Fakat Türk Lirası ve Lei arasındaki fark nedeniyle Romanya’daki Decathlon bizdekinden yaklaşık %25 daha ucuz. Decathlon’dan bir iki şey aldıktan sonra otostop çekmeye devam ettim. Yol üzerinde küçük bir kasaba olan Predeal’a giden bir araca denk gelmek otostopla Romanya turu süresince başıma gelen en iyi şeylerden bir diğeriydi. Predeal, Braşov ve Bükreş arasında ufak bir kasaba. Zaten Braşov’dan Bükreş’e giden yol üzerindeki bütün kasabalar birbirine benziyor. Hepsi yeşilliklerin arasında, yolun karşılıklı iki tarafına yapılmış küçük, müstakil binalardan oluşan kartpostal gibi yerler. Burada bulunan Sınai denen yeri epey methediyorlar. Yolunuz düşerse aklınızda bulunsun.

Predeal’da biraz vakit geçirdikten ve sokaklarda yürüdükten sonra tekrar otostop çekmeye koyuldum. Doğların arasında uzanan yolların güzelliğini izleyerek Floreşti’ye geldim. Beni alan araç buraya kadar geliyormuş meğer. Floreşti’de inince madem bu kadar yol geldim o zaman biraz gezeyim diye düşünüp yine yürümeye başladım. Birkaç yüz metre yürüdükten sonra hemen biri daha durdu ve beni Ploieşti’ye kadar götürdü. Burada ücretsiz konaklama uygulaması Couchsurfing’den gönderdiğim mesaja olumlu yanıt veren Alexandrau ile buluştum. Beni şehrin merkezinden aldı, birlikte yemek yedik ve ardından evine gittik.

26.08.2016, Romanya otostop turu Bükreş’e dönüş: Ploieşti- Bükreş

Sabah Alex benden önce çıkmıştı. Ben de bir teşekkür notu yazarak evden ayrıldım. Ev otobana yakın olduğu için kısa sürede otostop çekeceğim yere ulaştım. Burada genç bir çocuk beni aldı ve Bükreş’e götürdü. Ploieşti-Bükreş arası yolculuğum en hızlı yolculuklarımdan biri olarak kayıtlara geçti sanırım.

Bükreş’e gelip bir şeyler atıştırdıktan sonra düğünü olan sevgili arkadaşım Gabriela’nın benim için ayarladığı otele gittim. Otel 4 yıldızlı, havuzlu, spor salonu, spası ve daha nice imkanları olan zincir otellerden biri. 2 gün önceki gecesini evsizlerle çadır paylaşarak geçiren birinin böyle bir otele geldiğini düşünün. Hayatımda hiç otel görmediğimden değil ama hayatın sürprizlerinden dolayı gözlerim doldu. Bu duygusal anları lobiden anahtarımı alıp odama çıktığımda su ısıtıcısını gördüğüm dakikalar takip etti. Çünkü sonunda istediğim kadar çay içebilecektim!

Otostopla Romanya turu
Bükreş’in birçok yerinde bisiklet yolları ve bisikletliler için ayrı trafik ışıkları bulunuyor.

27.08.2016, Bükreş’te bir düğün günü!

Sabah erken kalkıp cicilerimi giydim ve hazırlanıp düğünün yapılacağı yere doğru yola koyuldum. Düğünün yapılacağı yer şehirden 2 saat uzaklıkta, dağ eteğine kurulmuş yemyeşil bir köydeydi. Gabriela’nın liseden arkadaşı, babasının arazisini değerlendirerek bir düğün evine çevirmiş. Aramızda Romanya’da evlenmeyi düşünenler var mı bilinmez ama etrafı mısır tarlaları ile çevrili, samimi ve tatlı bir atmosfere sahip The Wedding House’u düşünebilirsiniz.

28.08.2016, Romanya Otostop turu Bükreş- Köstence- Mangalya- Vama Veke

Düğünden sonraki gün artık nihayet otelde bana ayrılan zaman doldu. Konforlu yastıklar arasında geçen iki geceden sonra hızlıca odamı boşalttım ve Romanya’nın doğusuna doğru yola koyuldum. Yürüyeceğim yol uzun. Hedefim olan Vama Veke için önce Köstence’ye gitmem gerekiyordu. Köstence şehri Bükreş’ten 220 km uzaklıkta. Köstence’den sonra Vama Veke için 80 km daha yolum olacaktı. Önümde yürümem gereken son ve uzun bir caddenin başından sonuna kadar giden bir tramvay olduğunu fark ettiğim anda koşar adım durağa gittim. Sordum soruşturdum 23 ve 27 numaralı tramvaylar benim gideceğim yere gidiyormuş.

Romanyada toplu taşıma

Hazır yeri gelmişken gördüğüm kadarıyla Romanya’da toplu ulaşımdan da bahsedeyim. Toplu taşıma araçları oldukça eski araçlar. Bilet sistemleri de bir o kadar eski. Kullanılan eski usul biletler aracın iniş biniş kapılarının yanındaki küçük kutuların içine sokuluyor ve tarih – saat bilgisi basılı halde geri alınıyor. Bunun kontrolü arada sırada araçlara binen kontrolör tarafından yapılıyormuş. Ben risk alarak tramvaylara ve otobüslere biletsiz bindim ama şansıma herhangi bir sorunla karşılaşmadım. İlginç bir şekilde en az 10 durak gittiğim zamanlarda bile bilet veya kart okutan kimseyi de görmedim. Aralardan çok nadiren de olsa bilet okutanlar veya kart basanlar oluyordu. Açıkçası biraz da o yüzden ikilemde kalarak bilet almadım. Otostopla Romanya turu yaparken toplu taşımayı bu şekilde kullanabilmek büyük bir fayda. Ama aynı zamanda yakalanılması halinde çok da bütçe dostu olmayan bir cezası var diye duydum.

Bükreş-Köstence arası otostop Bükreş-Vama veke arası otostop

Tramvaydan indikten kısa süre sonra otostop için uygun bir yer buldum ve 5 dakika ancak geçmişken önümdelüks bir araç durdu. Önce benim için durmamıştır diye düşünerek pek yanaşmadım ancak camı açıp bana bakınca bir elektrik oldu aramızda. “Konstanta, konstanta” bağırışları ile birlikte araca bindim. 220 kilometrelik bu uzun yolu klimalı ve konforlu bir araçla gitmenin sevinci tarif edilemez. Köstence’ye akşamüstü vardığımda hala Vama Veke’ye kadar 80 kilometrelik yolum vardı. Saat 9’u geçerken tek kelime İngilizce bilmeyen bir teyzenin yönlendirmesi ile beni otostop çekmek için şehir dışına götürecek bir otobüse bindim. Bu otobüste de yine bilet almadım ve şansıma bir sorunla da karşılaşmadım. Otobüsten inip biraz yürüdükten sonra otostop çekmek için uygun bir yer buldum.

Saa epey geç olduğu için pek umudum yoktu fakat beyaz station vagon atıyla Ovidiu çıkageldi ve Mangalya’ya gittiğini söyledi. Kendisi Mangalya’da oturuyordu. Mangalya Vama Veke’ye giden yol üzerindeki, Vama Veke’nin de ilçesi olduğu şehir. Her ne kadar Mangalya’dan sonra Vama Veke’ye ulaşmak için bir 10 kilometre daha gitmem gerekse de ne kadar yaklaşırsam kardır diye düşünerek atladım arabaya. Ovidiu beni alanlar arasında en iyi İngilizce bilen kişi olmasının yanı sıra Türkiye hakkında da epey fikir sahibiydi. Yolculuğumuz boyunca genelde uzak kalmayı tercih etsem de siyaset de dahil olmak üzere bir sürü konudan konuştuk. Ovidiu, bana tüm sahil şeridini gezdirdi ve isimlerini Neptün, Venüs, Jüpiter gibi gezegenlerden alan bölgelerin hikâyesini anlattı.

Vama Veke Sahilinde Gece Kalmak

Aslında burada ayrılacaktık fakat Vama Veke’ye kadar bırakmak konusunda ısrar etti. Ben de, o saatte başka bir araç bulamayacağımı bildiğimden utana sıkıla kabul ettim. Vama Veke’ye geçmeden önce Mangalya’da bulunan Esmahan Sultan Camisi’ni, daha sonra şehrin merkezini, sahilini ve kendi evini de gösterdi.

Otostopla Romanya turu
Vama Veke sahili.

Vama Veke’ye girdikten sonra gördüğüm ilk manzara tam bir hayal kırıklığıydı. Sahile inen meşhur, aydınlık, gürültülü; kafe ve barların olduğu sokaktan yolun ortasında ayakta duramayan sarhoş insanlara dikkat ederek kumsala indim. Kumsal, yüksek sesli müziğin birbirine karıştığı diskolarla doluydu.

Otostopla Romanya turu
Vama Veke sahilinde bulunan açık hava diskolarından biri.

Ovidiu’nun demesine göre sahili ve denizi ile meşhur olan bu küçük kasaba, zamanla sarhoş ve uyuşturucu kullanan insanların en uğrak yeri olmuş. Ama yine de Ovidiu, burada otele para vermeme gerek olmadığını, müzik sesine dayanabilirsem sahilde uyuyabileceğimi söyledi. Gecenin kahramanı Ovidiu’dan ayrıldım ve karnımı doyurup tüm elektronik cihazlarımı şarj ettim. Geceyi bu güzel havada Karadeniz kıyısında kumsalda geçirmeye karar verdim. Sahil şezlong ve şemsiyeler ile doluydu. Gecenin ilerleyen saatlerinde sağanak yağış olacağını öğrendiğim için kendime güzel bir şemsiye ile şezlong seçtim. Kumsalda uyuşturucu ve diğer yasadışı olaylar için polis hep tur atıyordu. Nihayetinde çantamı güvenlik için uyku tulumumun içine koyup ayakkabılarımdan yastık yaparak güzelce uyudum. Bu arada gece boyunca diskolardan gelen müzik sesi bitmedi fakat beni rahatsız da etmedi.

29.08.2016, Romanya’nın ünlü sahili Vama Veke – Mangalya- Köstence- Bükreş

Sabah 7’de başlayan sağanak yağmurla açtım gözlerimi. Başka bir alternatif olmadığından yine sahile inen sokakta bir şeyler atıştırdıktan sonra bir önceki gece dikkatimi çeken beş dakika yürüme mesafesindeki Vama Veke tabelasına yürüdüm. Tabela gezginlerin yapıştırmalarıyla doluydu. Ben de kendi yapıştırmamı Romanya’nın çeşitli yerlerinden sonra bu tabelaya da yapıştırıp kendimce bir iz bıraktım.

Gezecek başka bir yer ve yapacak başka bir şey olmadığına emin olduktan sonra bir gece önce vardığım Vama Veke’den ayrılmaya ve Köstence’ye dönmeye karar verdim. Bu kararımdan 5 dakika sonra duran araç beni Mangalya’ya;  oradan da yine 10 dk içinde duran bir araç beni Köstence’ye götürdü. Köstence’nin sahilini ve merkezini gezerken çekici gelen bir şey bulamadım ve Bükreş’e gidip gezmediğim kısımlarını görmeye karar verdim. 3 Lei vererek aldığım iki kişilik biletle otobüse atlayıp şehir merkezinden uzaklaştım ve Bükreş’e geri dönmek üzere otostop çekeceğim yere geldim.

Otostopla Romanya turu
Romanya’da toplu taşımadan kullanılan bilet sistemi

Bu arada, bilet almış olmamıza rağmen biletimizi kontrol eden biri yine çıkmadı. Otobüsün son durağında inip otostop çekmeye başladım. Bu sefer tek kelime İngilizce bilmeyen, yolculuğumun en son ve en aksi şoförüne denk geldim. Neyse amca aksi maksi, beni Bükreş’e kadar getirdi. Bisikletle seyahat edenler için ücretsiz konaklama sitesi Warmshowers’tan mesaj gönderdiğim ve beni ağırlayabileceğini söyleyen sevgili Sorin’le konuştum. Sorin geç kalmamamı, yetişebilirsem kendisinin boks antrenmanına katılabileceğimi söyledi. Eve giderken yine Romanya’nın komünist zamanlarına özgü büyük ve gri bina bloklarının arasındaki sokaklara girdim.

Bükreş’te bahçe içinde iki katlı bir ev

O arada keşke bu sefer bahçe içinde bir evde kalabilsek diye geçirdim içimden. Ve şaka gibi ama gittiğim ev gerçekten de iki katlı, bahçe içinde, samimiyetsiz apartmanlarla kıyaslandığında cennet gibi bir yerdi. Sorin bir diş hekimi ve oldukça büyük olan evinin ön kısmını muayenehaneye çevirmiş. Arka tarafta ise misafirleri için ayırdığı, duşu, tuvaleti içinde olan küçük bir stüdyo dairesi var. En alt katta ise sevimli Fransız Buldogları ile birlikte Sorin yaşıyor.

Otostopla Romanya turu
Sorin’in ev arkadaşlarından biri.

İlk yorgunluğumuzattıktan ve ortama alıştıktan sonra Sorin’in arkadaşları ile birlikte antremana başladım. Ben Sorin’in arka bahçesinde bulunan el emeği göz nuru 10 metrekarelik ufak bir alanda kum torbaları ile ilk dersimi alıyorken onlar dışarıda mücadele ediyorlardı. Boks antrenmanı ile geçen keyifli bir akşamdan sonra köpek dostlarımızla ufak bir yürüyüş yapıp, Sorin’in annesinin hazırladığı yemeklerden tattım ve uyudum.

Otostopla Romanya turu
Bükreşte bizi ağırlayan Sorin’in (en solda) birlikte boks yaptığı arkadaşları.

30.08.2016, Bükreş’in en büyük parkı Parcul Harestrau

Sabah kahvaltımı yaptıktan sonra Romanya’ya geldiğim ilk gün bana evini açan Militon ve güzel kız arkadaşı Diana ile buluştum. Militon da bisikletle seyahat ettiği için ortak çok fazla noktamız vardı ve sohbet etmek çok keyifli oluyordu. Militon ve Diana ile şehrin en büyük parkı olan Parcul Herastrau’yu gezdik. Burası otostopla Romanya turu ile kazandığım iki dost ve bu iki dost sayesinde gezdiğim en güzel yerlerden biriydi. Aslında Romanya’da ve özellikle Bükreş’te çok fazla park ve göl var ama burası şehrin en büyük parklarından biri. Hatta bizdeki parklarla kıyaslandığında buraya orman bile diyebiliriz.

Otostopla Romanya turu
Bükreş’in en büyük parkı olan Parcul Heratrau’dan bir manzara.
Otostopla Romanya turu
Bükreş’deki Parcul Herastrau parkında hayvanlar için düşünülmüş onlarca ayrıcalıktan biri.

Bükreş Köy Evleri Müzesi Muzeil Satului

Bükreş’teki en güzel yerlerden bir diğeri de Parcul Herastrau nün hemen yanında bulunan Muzeil Satului. Burada Romanya’nın farklı bölgelerindeki ve farklı tarihlerindeki evleri görebiliyor, o dönemlerde evlerin durumlarından insanların giydikleri kıyafetlere kadar çok farklı konularda bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Edindiğiniz bilgilerden hangilerini daha çok seversiniz bilmiyorum ama bence bu müzeyle ilgili en can alıcı olan kısım o kutu gibi evleri görmek ve içlerini gezmek olabilir.

31.08.2016, Otostopla Romanya turu sonra eriyor Bükreş’ten İstanbul’a seyahat

Bükreş’in çok büyük bir kısmını gezdikten sonraki sabah erkenden uyandım. Otostopla Romanya turu resmi olarak sona ermişti. Bulunduğum yerdeki duraktan 783 numaralı halk otobüsüne binerek 1.5 saatte havalimanına ulaştım. İki kişi için otobüs bileti 9 Lei’di ve yine biletimi kimse kontrol etmedi. Takriben 1 saat 15 dakika süren ve beni bir kez daha uçak korkusuyla mücadele etmek zorunda bırakan uçuşun ardından İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na indim. Oradan da otobüse binerek adam başı akbil basıp evime sağ salim vardım.

ROMANYA VİZESİ ALMAK İÇİN GEREKENLER

Türk vatandaşlarının Romanya’ya girmek için ya Romanya vizesi ya da Schengen vizesi alması gerekiyor. Romanya, geçerli bir Schengen vizeniz varsa ayrıca vize istemiyormuş. Ben yalnızca Romanya vizesi aldım. Vizeyi nasıl aldığımı anlattığım yazıma ulaşmak için: Sponsorlu Romanya Vizesi Almak

Romanya’ya gidecekler için bilgiler hakkındaki yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Bükreş hakkında bilgiler için buraya tıklayın.

Braşov hakkında bilgiler için buraya tıklayın.

Vama Veke hakkında bilgiler için buraya tıklayın.

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: