Bugün Wild (Yaban) film incelemesi ile birlikteyiz. Ve incelemeye oldukça basit bir soruyla başlıyoruz. Soru şu: Kimsin sen?

  1. Olmak istediğim kişi
  2. Neysem o
  3. Hayal ettiğim kişi
  4. İnsanların gözünde nasıl biriysem o
  5. Hiçbir fikrim yok

Daha bir sürü seçenek eklenebilir ve herkesin cevabı elbette kendinden saklıdır. Klişe yanıtlardan tatmin olmayan birisi de Cherly Strayed’dir hiç kuşkusuz. Ona göre insanda eksik bırakılmış parçanın adı yolculuktan başka bir şey değildir. Ancak yeterince uzun bir yolculuk sayesinde ve sonrasında insan kendisini tamamlayabilir. Ve yukarıdaki soruya verdiği cevap ise, elbette en popüler şıkların arasında yok. Çünkü insan, çevresini kuşatan sosyal çevresi onu nasıl biri olduğuna ikna ederse, kendisini o şekilde tanımlar ve ona göre davranır. Yani önce kim olduğunu öğrenir. Sonra öğrendiklerini uygulamaya geçirmeye çalışır. Ne kadar başarılı olduğunu bile tek başına kestiremez. Toplumsal değerlerin yaptığı yazılı ve sözlü yoklama neticelerine göre daha çok çalışır veya sınıfta kalmayı göze alır. Yani asla kabul etmediğimiz özgüven eksikliği, aslında hepimizin mayasında çokça vardır.

İşte bu eksikliği gidermek için gerçek bir yolculuğa çıkmış Cherly Strayed. Sonra da anılarını kaleme almış. Kitap çok popüler olunca, filmin de aynı etkiyi yaratması için yapımcılar kolları sıvamış. “Wild-Yaban” isimli kitabı da filmi de sihirli bir muhteviyata sahip. Şöyle ki, her şey olağan gözüküyor ve öykü hiç şaşırtmadan akıp gidiyor. Zaten işin zor kısmı da bu olağanlık içerisinde yaralı ve kendisini eksik hisseden bir insanın, varoluşunu tamamlamasını dümdüz, berrak bir öyküyle anlatması. Kötü bir baba geçmişi olan, hayattaki tek dayanağını, yani annesini kaybeden, eroinin kirli kollarına sarılan, defalarca aldattığı kocasıyla başarısız bir evliliği yürütmeye çalışan bir kadının hikâyesi bu. 1750 kilometrelik bir yolu yürüyerek 94 günde gidiyor Cherly. Ve kitabın da filmin de adı “Wild-Yaban” olsa da, aslında ne yabanlaşıyor ne de vahşi tabiatla mücadele ediyor. Çünkü onun meselesi, aslında hepimizin sahip olup görmezden geldiği şeyle aynı. Kim olduğunu soruyor sadece.

Wild (Yaban) film incelemesi

“Yalnızlık artık bir oda değil, tüm dünyaydı” diyor Cherly, yolculuk esnasındaki hislerini anlatırken. Modern hayatımızın uyuşturucu maddelerinden birisi olan yalnızlık ve kendini özgür hissetme ihtiyacı, çantamızı sırtımıza vurup istediğimiz yere gitmek değil aslında. Veya evimizin odalarından bir tanesine kapanıp müziğin sesini sonuna kadar açmak. İş yerinde mesai arkadaşımızın gözlerinin içerisine bakıp bütün stresimizi boşaltacak cümleleri takır takır söyleyebilmek hiç değil. Bir aileye sahip olmamız bile, aslında evrende bir porsiyonluk yerimiz olduğu gerçeğinin üzerini örtmüyor. İşte asıl olan bu.

Ve tabi çok daha fazlasını bulabilirsiniz hem kitapta hem de filmde. Başardıkça işin sonunu getirebileceğini inanma duygusu artıyor kadının. Ve o özgüven, üzerindeki korkuları atmasına yardımcı oluyor. “Bir kadın olarak, erkeklerin dünyasında saldırıya ve tecavüze uğramaktan korkmuştum” diye anlatıyor Cherly. Sonra kendisini tamamladıkça, hiç kimseye uygun olmadığı için reddettiği kişiliğini affediyor sessiz sedasız bir şekilde. Benliğiyle barışıyor, yaptığı her şeyi isteyerek yaptığını ve o kötü geçmişinin her anına bilinçli olarak imzasını attığını kabul ediyor. Belki de hikâyenin en gerçek ve en ders çıkarılası kısmı burası. Çünkü kötü bir şey yaptığımız zaman kandırıldığımızı veya anlık gaflete düştüğümüzü savunuruz hepimiz. Bizim de koruyucu kabuğumuz budur. Ancak bu şekilde, insanların öğrettiği doğru insan oluruz. Doğru ama birkaç defa hata yapmış, affedilmeyi bekleyen birisi olmak huzurlu hissettirir çünkü. Cherly bu yolculuğu sırasında kaplumbağa olmayı peşinen reddediyor işte. Koruyucu bir kabuk olmadan, insanlar olmadan ve dahası, kim olduğunun üzerine basa basa yürüyor yolunu. 1750 kilometre, yeniden doğuşun veya sil baştan yaratılan bir insanın hikâyesi olmuyor bu yüzden. Cherly’e sadece onda eksik olan şeyi veriyor bu cömert yolculuk.

Son olarak, hayli cüsseli bir kitap olduğu için, filmini seyretmeyi tercih edecek çoğunluğa üç detayım var. Yönetmen koltuğundaki Jean Marc Vallee, yine olması gerektiği gibi yalın bir anlatım sunmuş. Beklentilerin aksine görsel şölen tutmak yerine tüm enerjisini Cherly’e vermiş. Baş ve hatta neredeyse tek rolün sahibi Reese Witherspoon, belki de kariyerinin en iyi oyunculuğu ile gövde gösterisi yapıyor. Film müziği “El Condor Pasa” ise Simon&Gerfunkel yorumuyla, kelimenin tam anlamıyla film ile öpüşmüş.

Yazının başındaki şıklardan tatmin olmayanlar, yani Cherly Strayed gibi düşünenler için şimdiden keyifli okumalar veya iyi seyirler diliyorum. Yolculuğunuz uzun olsun. Size yeterli gelecek kadar uzun.


Wild (yaban) film incelemesi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Sitedeki tüm film tavsiyelerine “Film Tavsiyeleri” kategorisinden ulaşabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: