karavanlı türkler

Karavana Adım Adım IX: Karavanlı Türkler II

Karavana Adım Adım serisi, karavan alma hayalimi gerçekleştireceğim güne kadar, yaptığım hazırlıkları ve hem bütçeyle ilgili ayarlamalarımı hem de ekipmanlarımla ilgili seçimlerimi içeren, her hafta pazartesi günleri yayınlayacağım bir seri. Karavanımı teslim aldıktan sonra seri “Karavan Yapımı” olarak devam edecek. Serinin dokuzuncu yazısı: Karavanlı Türkler II

Karavanlı Türkler

Geçen hafta ilk karavanla gezen türkler yazısını yayınladığımda çok ilgi görmüştü. Ülkemizde bunları yapabilen insanlar olduğunu görmek birçok kişi için oldukça garipti. Bu serinin ikinci yazısında da karavanda yaşayan ve/veya karavanla seyahat eden garip Türkleri tanımaya devam ediyoruz. Bir kez daha bu güzel hikayelerin, bahaneleri bir kenara bırakıp harekete geçmemizde etkili olmasını diliyorum.

@yasaminritmi – Özgür, Zeynep ve kızları Nil’in karavan yaşamı

Öncelikle şunu belirtelim, biz karavanımızda tatil yapmıyoruz, karavanda yaşıyoruz. Tatil derseniz de otel tatilleri hem temiz gelmediği hem de hep aynı yani tekdüze yeme içmeye odaklı olduğu için tercih etmiyoruz.

Neden karavan sorusunun cevabı ise özgürlüğü bize en kolay, en pratik bir şekilde sağladığı için. Yoksa biz ne karavancıyız ne de kampçı. O da ayrı bir kültürdür. Bizim yaşantımız farklı yönde, dışarı yayılalım, mangal yapalım, iki sandalye atalım oturalım gibi değil bizim karavan yaşantımız. Biz gittiğimiz şehri gezeriz. Gidilebilinecek her yerine gideriz. Ne karavan içinde çok vakit harcarız ne de önünde saatlerce kamp yaparız. Biz gezeriz, eğleniriz, keşfederiz; kızımızın uyuduğu saatlerde de kendi işlerimize el atarız. Gün dediğiniz öyle acımasız ki zaten, artık iki göz kırpımı kadar kısa.

Karavanımızın tüm aşamalarını biz yaptık. Elimizden gelmeyen işler için usta bulduk, başında bekledik işi tarif ettik. Karavanımızın araç seçiminden ruhsat işlemlerine kadarki tüm aşamalarını web sitemizde detaylıca yazdık. (Merak edenler yazıya bu linkten ulaşabilir.) Karavanı yaparken ilk önceliğimiz sağlık oldu. Ona göre malzemeler araştırıp bulmaya çalıştık. Bu sebeple biraz uzun sürdü karavanı yapıp yola çıkmamız. Sitemizden de tüm kullandığımız malzemeleri ve aşamaları görebilirsiniz.

İnsanlar “Küçük bir alan, ben asla yapamam.” derken kocaman evlerinde bile yine bizim kadar bir alanda yaşadıklarını ya görmüyorlar ya da görmezden geliyorlar.

Evlerin içleri o kadar eşya yüklü ki zaten topu topu bizim kadar alanda yaşıyor çoğu insan. Diğer odalar boş, kullanılan tabak çanak hep aynı, sadece fotoğraf, sunum çılgınlığı için alınanlar apayrı!

Kısacası büyük alanlar bile küçük yapılıyorken, evler eşyadan geçilmiyorken, kullanılan tabak çanak bile iki elin sayısını geçmiyorken diğerleri vitrin süsü iken, aslında benzer durumdayız. Bizler gibi kendi tercihi olmayıp fakirliği yaşamak zorunda olanlar ne yapsın? Bir göz odada bir sürü insan! Bize göre hayatı, yaşam alanlarını, giyim kuşamı bizler abartıyoruz. Mutlu olamadığımız hayatları bu tarz mutluluklarda arıyoruz. Kıskançlık, nisbet gibi özelliklerimizden bahsetmiyoruz bile. Hele elalem ne der düşünce yapısı!

Bizler eşya dolu büyük metrekareli büyük giyinme dolaplı evimizden geçtik bu hayata. Her gün televizyona bakmaktansa başka bir şehre, başka bir manzaraya bakmak istedik. Taş yığınları içinde hep aynı hayatı yaşamaktansa farklı, özel, güzel, sıra dışı bir hayatımız olsun istedik. İş para meselesi ise; yazılımcıyız işlerimizi homeoffice mantığı ile yürütüyoruz, herhangi bir birikimiz yok proje bazlı çalışıyoruz.

Küçük ama dünyaya açılan bir pencere istedik ve gerçekleştirdik. Şimdi her yer, her şehir, ilerde her ülke ayaklarımızın altında. Evinizi bir gün deniz kenarına, bir gün ormana, bir gün şehrin tam ortasına taşıma lüksünü sistemin hiçbir aşaması ne vaat edebilir size, ne de hayal etmenize izin verir. Düşünülenin aksine minik değil kocaman bir alan, kocaman bir yaşam var her günümüzde…

Kızımız Nil, halinden öyle memnun ki, apartmalarda yaşayan çocuklardan daha özgür! Hiçbir çizgi filmi bilmez, karakterli oyuncakları isterim diye diretmez, öğrendiği her şey ya bizden, ya dışardan, ya da doğadan. Şu an yaşıtlarına göre bir büyük birey gibi konuşuyor, kendini ifade ediyor.

İnstagram hesabımızdaki yorumların %90’ı böyle bir hayatı diliyor ve destekliyor. Karavanla yaşamaya sıcak bakmayanlara kızımızdan kocaman sevgiler.



@vanlifegoeson – Chloe ve Gürkan’ın otostopla gezmekten karavanla gezmeye uzanan hikayesi

Chloe ile ben Meksika’da tanıştık. O zamanlar benim Küba’dan Patagonia’ya uzanan bir otostop planım vardı. Sırt çantalı, bulduğu yere çadır atıp geceyi geçiren bir karakterdim. Yol boyunca aynı zamanda, hostel ve organik tarım ile ilgili projelerde gönüllü olarak çalışıyordum. Chloe’i ile hostelde çalıştığım sırada tanıştım. Arkadaşıyla 1 aylık tatile gelmişti. Tatilini bitirdikten sonra o evine döndü ama sürekli konuşmaya devam ediyorduk. Bir süre sonra, gezmekten daha çok onunla konuşmak için plan yaptığımı fark ettim. 3 aydır devam eden gezi planımı Amazon’da sonlandırıp Paris’e gidip onun yanına yerleştim. Zaten Chloe de sırt çantalı olduğu için, birgün nasıl olsa beraber geri dönebiliriz buralara diye düşünmüştüm.

Paris’e yerleştikten sonra her hafta sonu bir yerlere gitme planları yapar olduk. Hafta sonları uçak veya tren bileti bulma arayışı hem bizi kısıtlıyordu hem de bütçemizi zorluyordu. Ayrıca ikimiz de sörfe gitmek istiyorduk ve istediğimiz sörf noktalarına gitmek hem araç olmadan imkansızdı hem de surfboardu taşımak ayrı bir problemdi. Gezi planlarımızı zorlaştıran bu problemler yüzünden karavan almaya karar verdik.

Aracı aldığımızda içinde herhangi bir kurulu sistem yoktu. İzolasyonundan solar panelli elektrik sistemine kadar her şeyi kendimiz yaptık. Şoförün arkasındaki iki kişilik koltuğu iç kısmı düzenlerken tuttuk, koltuk kapatıldığında yatak oluyor. Bu sayede hafta sonu gezilerimizde arkadaşlarımızı da yanımıza alabiliyoruz veya carpooling yaparak harcadığımız masrafları azaltıyoruz.

Şu an Paris’te yaşayan ve çalışan mutlu bir çiftiz. Hafta sonları genellikle 800 km’nin üzerinde yol yapıyoruz. Şanslıyız ki 3-4 saatlik sürüşle sörfe, trekkinge ya da Belçika’ya gidebiliyoruz. Aradaki daha uzun tatillerde daha uzak yerlere sürüyoruz. Fakat planımız daha büyük bir karavan alarak içerisinde hem full-time yaşayıp hem de freelancer olarak çalışmak.

Karavanda yaşamak gezgin hayata çok büyük bir konfor ve imkan getiriyor. İstediğiniz yere istediğiniz zaman gidebiliyorsunuz. Bazen kalmak istediğiniz noktaya karanlıkta varıyorsunuz ve sabah muhteşem bir manzaraya uyanıyorsunuz. Ne çadır kurma derdi var, ne konaklayacak yer derdi ne de nasıl gideceğim derdi… Büyük şehirlere gidildiğinde park edip kalacak yer bulmak zor olabiliyor fakat özelikle doğa severler ve yeni yerler keşfetmek isteyenler için karavan büyük keyif.



@karavansem – Mustafa’nın kira öder gibi karavan sahibi olmasının hikayesi

View this post on Instagram

Sabah erken uyanmak hiç bu kadar tatlı olmamıştı. Erkek kuşların dişi kuşları etkilemek için çıkardığı o harikulade sesler… Ağaçkakan, saka, ispinoz türleri vb.. tüm kuşların melodileri… ormanda 2. Gecem belki bu gece şehre döneceğim spor ve duş için 🙂 iki yağmurlu ve kapalı havanın bana kattığı güzellikler az insan ve çok hayvanın doğada olmasıydı. Kapalı havaları da sevin güzellerdir… bi çok doğa gezisinde buluşmak dileğiyle. Doğaya sevginizi bırakın, çöplerinizi değil… Sevgiyle kalın🙏😇😬 @sprintercampervans @vantrails @vanlifediaries @thevanbuild @unitedwevan @vanlifers #ukulele #sprintervanlife #sprintervan #vanlifers #campervanli̇fe #crawlandhaul #adventure #adventuremobile #explore #wander #offroad #offroading #tactical #everydaycarry #solidaxle #prerunner #overland #overlanding #crawler #rockcrawler #flex #chinook #hilux #nurgaz #weekend #haftasonu #offgrid #natgeobing @thevanlifeapp @shutterbuttonn #shutterbutton

A post shared by 🏕SeⓂ️ 🌼😇🙏 (@karavansem) on

Herkesin hayalleri vardır. Asla bitmeyen hayaller… Ben çoğunu küçülttüm ve daha az sıkılmayı ve daha az mutsuz olmayı öğrenmeye başladım. Bu yüzden evimdeki bütün eşyaları satıp, kredi çekip kiralık eve para vermek yerine karavanın kredisini ödeyerek karavanda yaşamaya başladım. Şu an 8 aydır bu şekilde devam eden bir hayatım var.

Şimdi bu yazıyı okurken herkes mutfağına gitse ve baksa aslında ne demek istediğimi anlayacaklar. Hiç kullanmadıkları tabaklar, bardaklar, tencereler, gereksiz ama gerekli sandığımız birçok eşya görecekler evlerinde. Sanırım gelişmeyen bir yanımız da bu his; bardağımız doluyken diğer bardağı doldurmaya çalışmamız. Bitecek korkusuyla elimizdeki imkanları asla kullanmayıp sonra hiçbir şey yapmamamız. Ve sürekli rahat ve tembel olma isteği… Bu saydıklarımın hepsini ben de yaşadım, yaşıyorum ve artık azalıyor, hissediyorum ve beni tembellikten kurtarıyor. Hadi herkes karavanda yaşamaya başlasın demiyorum sadece sizi tembellikten kurtaracak yaşam biçimini tercih ederek başlayabilirsiniz. Örneğin öncelikle, sadece ihtiyacınız olan  eşyaları kullanmaya başlayarak. 

Kim olduğun önemli değil. Özgeçmiş, kimsin, nesin bunlar insanlar için gerçekten önemliydi. Statüler, yaptığın iş, ekonomik olarak güçlü olmak… Yaptığım işlerin övülecek hiç bir yanı yok bence. Dünyaya ve canlılara yararlı bi şeyler yapmadım. Hiç değilse doğrudan. Örneğin antibiyotiği keşfetmedim ama öğrencilerime antibiyotiği keşfeden insana saygı duyulması gerektiğini öğrettim ve öğretiyorum. Ya da buna benzer bilgiler, sadece olması gereken şeyler…

Diğer insanlar gibi yaşıyorum; yaptığım eylemleri büyütmeden, abartmadan başka insanların kusurlarını görmeden yaşıyorum sadece. Ve pişman olarak yaşıyorum çok kısa sürüyor pişmanlıklarım. Sürekli eksik bi insanım ve biliyorum ölene kadar tam olmayacak hiç bir şey.

Karavanda yaşarken sıkılmıyor musun diye soruyorlar. Kesinlikle sıkılıyorum ama evde yaşarken daha çok sıkılıyordum ve bu durumu asla değiştiremiyordum. Şimdi yakıtın ucuzladığı kadar sıkıntımı her an şekillendirebiliyorum. Şimdilik böyle yaşıyorum ve her şey değişebilir. Hayatın güzel ve kötü tarafı da bu zaten. Sevgiyle kalın.



@gezigezive – Yeşim, Özkan ve Düldül

Biz Yeşim ve Özkan olarak seyahatlerimize çadır kamplarıyla başladık. Turkiye’nin çeşitli yerlerinde bir yılımızı hafta sonu ve tatillerde kamp yaparak geçirdik. Fakat bir noktadan sonra daha fazlasını istemeye başladık. İstediğimiz hayat, az eşya ile yaşayarak paramızı yeni deneyimlere ve güzel anılara harcamaktı. Bu hayatı az maliyetle sürekli hale nasıl getirebiliriz diye düşünürken Denizli kampımızda Elif Teyze ve Mehmet Amca ile tanıştık. Onların kendi yaptıkları karavanı görünce biz de karavanla seyahat etmeyi kafamıza koyduk.

Evlilik hazırlıkları yaparken araştırmalar yaptık. Gördük ki ABD hem karavan hayatı için hem de ucuz karavan almak için ideal bir yer.

Düğünümüzden bir hafta sonra uçakla Los Angelesa geldik ve buradan 91 model eski bir karavan aldık. Motorhome tipindeki karavanımızın adını takipçilerimizle beraber Düldül koyduk. 8 aydır Amerika kıtasındayız. ABD karavan hayatı için harika bir yer. Pek çok ücretsiz kamp yeri bulunabiliyor. Karavanlar için ayrı park yerleri var. Tabii karavanın büyüklüğüne göre park sorunu yaşanabiliyor. O konuda dikkatli olmak gerekiyor. Bu süreçte pek çok şey yaşadık; karavanımız eski olduğu için yolda kaldık, epey masraf ettik. Burada tamir olayı pahalı. Fakat güzel yanları her zaman ağır bastı. Bir sürü güzel insanlarla tanıştık, harika manzaralara tanık olduk. Şehirlerden uzak durduğumuz için güvenlik sorunu da yaşamadık. Sadece üç haftalığına geçtiğimiz Meksika’da zor anlar yaşadık. Karavan kültürü olmayan bir ülkede karavanla seyahat gerçekten çok zor.



Bundan sonraki yazılarda karavan hayatıyla ilgili aklımdaki tüm soruları sorduğum röportajlar da yapmak istiyorum bu güzel insanlarla. Siz de merak ettiğiniz soruları yazının sonundaki yorumlar kısmına yazarsanız, röportajda o soruları da yöneltebilirim. Böylece hep birlikte merak ettiğimiz sorulara cevap bulabiliriz.

Karavana Adım Adım serisinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Karavan Yapımı serisinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: içerik korunuyor
%d blogcu bunu beğendi: